YAZARLAR

Sami Çelebi

Her Daim İstikamet

İnsan bir yolcu, hayat bir yol, hayatın girift hali bu yolun hali. Cenab-ı Allah’ın istediği; İstikamet. Kur’an-ı Kerim Allah’ın yaratmasında, sünnetinde değiştirilemez bir kanun vardır diye belirtiyor. Her şey kurallara bağlıdır. Kurallar hayatı, kaderi ve akıbeti yani encamını belirler. Her şey canlı cansız hılkatının ona biçtiği rolün gereğini yapıyor. Bu onlarda bir haz meydana getiriyor. İki günlük dünya hayatı ve dünyadaki her şey bu dünyanın süsü ve dünya karşı konulamaz bir duygu ve his ile bizi kendisine çekiyor. Alayiş, şan, şöhret, makam, mal-mülk, para kadın vs. bizi müthiş etkiliyor ve değiştiriyor.

Ama Cenab-ı Allah kainata, evrene, dünyaya, ahırete koyduğu değişmez kuralları bozan, bozmaya çalışan bir tek insandır. Her şey fıtratına uygun davranıyor ve bundan kendine ait bir haz alıyor. Ama insan ise doyumsuz. Onda nefis var, onu saptıran şeytan var. Ama insanı diğer canlılardan farklı kılan bu iki saptırıcı ve yoldan çıkarıcı illetle mücadele etmesidir. Cennetler, Allah’ın rızası insan içindir. İnsan fıtratının gereği bu mücadeleyle vazifeli kılınmıştır. Cenab-ı Allah Yasin Suresi’nde şöyle buyuruyor: "Ey ademoğulları! Ben size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?" Yasin 60-61

Her daim Fatiha Suresi’nin 6. Ayetinde hergün 5 vakit namazımızın her rekatında günde en aşağı 40 sefer: “Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.” demiyor muyuz? Hem bu dosdoğru yola ilet hem de bu yolda sabit kıl, ayağımı kaydırma, dönmeyeyeyim eğri büğrü yollara, doğru yoldan sapmayayım demektir. Cenab-ı Allah’a böyle dua ediyoruz hergün. Neden? Niçin? Çünkü bu çok zor. Çünkü insan ömrünün her döneminde her an kayabilir. Hiç kimse emin ve güvende değildir.

Allah Resulü de bir hadislerinde: “Kıyametin hemen önünde karanlık gecenin parçaları gibi fitneler olacak! Orada kişi mü’min olarak sabahlayacak, kâfir olarak akşamlayacak! Yine mü’min olarak akşamlayacak, kâfir olarak sabahlayacaktır ve dini dünyalık bir meta karşılığında satar” diye buyurdu. Yine Allah Resulü: “Cennet size ayakkabılarınızın bağından daha yakındır. Cehennem de öyledir.” demiştir. Bu upuzun ipince bir yol. Dikkat etmeli,Tıpkı Aşık Veysel gibi:

“Uzun ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece
Bilmiyorum ne haldeyim
Gidiyorum gündüz gece”

Evet gidiyoruz gündüz-gece, bilmiyoruz ne haldeyiz. Bilenlerin eline bıraktık kendimizi. Niyet hayır, akıbet hayır inşallah. Yıllaryılı gönül verdiğimiz değerler bir anda yerle bir oluyorsa, en tepedekileri esfeli safiline gönderiyorsak değerler kaymış demektir. Bir sorun var demektir. O zaman ya şimdiye kadar yaşadıklarımız gönül verdiklerimiz yanlıştı veya biz bundan sonra yanlışa saptık. İkisinden biri. Ama maksat ahıretini kurtarmak veya Allah rızası olmadıktan sonra kimin umurunda. Maksat ekonomik ve maddi çıkarlar olduktan sonra ne önemi var? İşte bütün değerler bu hale geldi.

Cenab-ı Allah, Resulü Hz. Muhammed (A.S.)’a en sert ikazlarından birinde şöyle buyurur: “O hâlde, emrolunduğun gibi dosdoğru ol!...” (Hûd, 112). Bu çok dehşetli bir ifadedir. Allah Resulü’nün saçına ak düşüren bir ifadedir. Hz. Ebû Bekir (r.a.), Allah Rasûlü’ne sorar: “Yâ Rasûlallah! Saçınızda ak görüyorum. Birdenbire ihtiyarladınız; bir derdiniz mi var?” diye soran Hz. Ebubekir Efendimiz’e Allah Resulü: “Beni Hud Suresi ihtiyarlattı” demiştir. İşte Allah Resulü’nü ihtiyarlatan bu yukarda mealen verdiğimiz Hud Suresinin 112. Ayetidir. Çünkü hayatı boyunca doğruluktan, istikametten hiç ayrılmayan birisi için bu çok çok ağır bir ifadedir. Ama günümüzde insanlar değil bu ifadeden yaşlanmak bir yana kendilerine nasihat ve öğüt kabilinden bu ifadeyi kendilerine söyleyenleri ihtiyarlatıyor, yaşlandırıyor ve çökerttikçe çökertmeye çalışıyorlar. Nasıl sen bana böyle dersin, gör gününü der gibi.

Gözünü Cenab-ı Hakkın rızası veya cemaline gözünü dikmiş olanlar sağa sola inhiraf etmeden istikameti devam ettirirler. Gözlerinde tulu eden hak ve hakikattır. Dünya namına ne varsa vazgeçmişlerdir. Dünyalarını hep ahıretleri adına değerlendirirler. Yunus Emre bir şiirinde şöyle der:

Cennet Cennet dedikleri birkaç köşkle birkaç huri
İsteyene ver sen oni, bana seni gerek seni
Evet bize rabbimiz ve O’nun rızası gerek. O’nun rızası yoksa o bize ne gerek.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle