YAZARLAR

Safiye Türk

Yer Gök Titriyordu…

“Bitti artık!”, diyordu. “Bitti…”
Hayatında bir sayfayı kapatıyordu.
Yer gök titriyordu…

Kapı hızla çarpıldı. Ne kadar eşyası varsa evde, alıp çarpmıştı kapıyı. Sadece eşyalarını almıştı yanına. Evde oraya buraya koşturan hayalini, “Haydi yemeğe” diyen sesini, şefkat dolu kokusunu kalanlara bıraktığının farkında değildi. 18 senedir bu evle bütünleşmişti sanki. Gideceği adres abisinin eviydi.
Hızla çarptı kapıyı, fark etmedi ama evin duvarları tir tir titredi.


Telefonu titreşime almıştı. Çıkan ses iyice sinirlerini bozuyordu. “Yine arıyor!!” diyordu. Açmadı telefonu ne de olsa bitirmişi kalbindeki tüm sevgileri. Titrek bir mesaj düştü telefona;

“İstersen başka şehre taşınalım ama ne olur dön yuvana…”


Annesiyle abisi karşıladı onu valizleriyle. Eve bir sessizlik çöktü o içeri girince. Yeğenlerinin oradan oraya koşturmacaları olmasa çıt çıkmayacaktı kimseden. Ölüm sessizliği çökmüştü büyüklerin yüreğine. Bir tek o sakindi. “İyi oldu. Yüzünü bile görmek istemiyorum” diye düşündü. Sabredecek gücü kalmamıştı. Onu
karşılayanların gönlü bu hale razı olmuyordu. Soğuk da değildi ama hepsinin içi titriyordu.


Telefon çaldı. Oğluydu arayan. “Böyle daha iyi olacak” diye başlayan uzun bir konuşmayı yapmaya başladı. “Anne dön” diyecekti oğlu, “Anne” diyebildi sadece… “Kocaman adam oldunuz, beni anlarsınız” dedi. “Seni haftada 1 defa görmek çok acı” dedi delikanlı.

15 yaşındaki koca adam(!) ağlıyordu, titriyordu çocuk kalbi…


Odaya döndü. Oğluyla konuşmalarına annesi de şahit olmuştu. Annesi… Yılların eskitemediği kadın. Annesizliği 6 yaşında tatmış. Kardeşlerine ana olmuştu. Sık sık “Teyzeniz 1,5 yaşındaydı. Sırtıma aldım. Anamı götürürlerken toprağa, öylece bakakaldım” diye anlatırdı çektiklerini. Dertler yoğurmuştu kadını. Yıllarca çocuğu olmamış, insanlar horlamış… Belki de bu dertler onu semsert yapmıştı. Pek ağladığı görülmezdi.
Yılların derdini içine gömen yaşlı kadın, torunlarını düşünüp; “Anasızlık kolay mı?” diyordu.
Yılların çizgi çizgi işlediği yüzünden titrek yaşlar düşüyordu kalbine. Koca ana ağlıyordu.


Sağa sola bağırıyordu abisi. Onu yap, bunu yapma… Emirler yağdırıyordu kardeşine. Yüreği kaldıramamıştı bu durumu. Sinirden elleri tir tir titriyordu.


O gece anladım.
O gece “Sadakte Ya Resulallah” dedim.

Çünkü o gece bizim evde; evinden kapıyı çarpıp çıkmış bir eşi, evlatlarını bırakmayı dahi göze almış bir anneyi ağırlıyorduk.

O gece bir yuva yıkılıyordu.
O gece yer gök titriyordu.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle