YAZARLAR

Nurullah Aydın

ÖVÜLENLER, ELEŞTİRENLER, SUÇLANANLAR KİM NE?

Ülke sorunları karmaşık halde. Her kafadan bir ses. İftiralar, suçlamalar, hakaretler birbirini kovalıyor. Ölçü kaçmış durumda.
Eleştiri ya da tenkit. Bu kelimeler zaman içinde yol alırken birçok kaza geçirmiş ve anlamlarının bir yanını yitirmiş kelimelerdendir.

Nedir bunlar?
Eleştiri veya tenkit, bir insanı, bir grubu, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla incelemek, araştırmaktır.

Bazılarının zannettiği gibi eleştiri veya tenkit açık aramak, kusur kovalamak veya düşmanlık mıdır? Asla!

Eleştiri doğruyu ve yanlışı delilleri ile araştırmak ve bulunanı ikna edici seviyeli bir dille ortaya koymaktır. Bunun sevgi ve yergi ile alakası yoktur. En azından olmamalı. İnsan sevdiğini de eleştirebilir, sevmediğini de.

Yazılarımı eleştirseler de olumlu veya olumsuz buldukları yanlarını gerekçeleri ile ortaya koysalar. Koyamıyorlar ama iftira atmaktan geri durmuyorlar. Acı olan alakasız konularda suçlamalardır. Değersiz insanların seçtiği gerçek dışı suçlamalardır.

Eleştiri demek, ille de olumsuz yanları ortaya koyarak olumlu yanları gizlemek demek de değildir. Olumlu yönleri de göstermek ve tebrik etmek de bir eleştiridir.

Ortaya bir eser koyan istese de istemese de eleştiriye açık olmalıdır. Eleştiriden korkmak, kimilerini eser vermekten alıkoyarmış, bunun acı örnekleri tespit de edilmiş. Aman ne kadar da yanlış bir düşüncedir bu.

Aksine eleştiri; insanı daha çok ve ciddi çalışmaya, daha güzel eserler ortaya koymaya, yaptıklarını daha titiz yaparak daha kalıcı olmaya teşvik eder. Bu açıdan ciddi eleştiriler olumlu ve faydalıdır.

İşte görüyorsunuz, bizim yazıların altında aynı yazıya severek katılanlar da var, yanlış bularak katılmayanlar da. Bazen hiç kastetmediğimiz manalar ve hükümler çıkaranlar da.

Biz sık sık söylüyoruz, yeter ki hakaret olmasın, hepsine açığız. Hepsine verilecek cevabımız da olabilir, ama çoğunu tatlı bir tebessümle susarak karşılıyoruz Bazen şimdi olduğu gibi toplu cevaplar da veriyoruz. Tek arzumuz, alay ve aşağılama olmasın. Çünkü bunlara cevap vermek, ikinci kez üzülmekten başka ne yarar sağlar ki?

Şimdi şunu soralım: Bugün işlerini beğendiğimiz ve övdüğümüz kimi insanlar, yarın yanlış yaparlarsa ve biz de buna binaen onları yanlış bulur ve tenkit ederek eleştirirsek, bu bir çelişki midir? Bunun için dün övüyordunuz, şimdi niye yeriyorsunuz, denilebilir mi?

Hayır! Bu ne kadar basit bir düşüncedir.
Sonra iyi niyetlerine inandığımız ve sevdiğimiz kimi insanlara sırf bazı işleri yanlış yaptılar diye düşman mı olalım? Ya da insanımıza ve kutsal değerlerimize savaş açmış birileri şimdi bir iki iyi iş yaparlarsa, bu işlerine iyi demeyelim mi? Veya sürdürdükleri düşmanlıklarını unutarak onlara dost mu olalım?

Böyle bir şey olabilir mi?
Siyasette de durum böyledir. Bir partiye oy verilirken zaman, zemin, şartlar, imkanlar, getiriler, götürüler, karşı görüşün durumu, gücü, verebileceği zararlar, konjonktür, dünya şartları dengeler ve pazarlıklar gözetilebilir.

Toplum ve devlet büyük kurumlardır ve içlerinde her kesimden birlik olmayabilir. Hele Türkiye gibi derin güçlerin etkin olduğu ülkelerde kimlerin aday kontenjanları ve veto hakları vardır. Okuduklarımız, duyduklarımız, yaşadıklarımız nice gerçekler vardır.

Şimdi böyle bir ortamda her iyi yapana iyi veya her yanlış yapana kötü demek çare midir? Veya şartlar gereği tekrar destelemek mecburiyetinde kalmak, kendine ihanet etmek midir?

Bence değildir. Bazen bünyenin hastalığının tedavisi için acı bir ilacı içmek zorunda kalabilir insan. Çaresizlik böyle bir şeydir…

Atalar; büyük lokma yut, büyük söz söyleme, demişler.
Sevgilerimiz de, yergilerimiz de ilkeli, ölçülü ve dengeli olmak zorundadır. Yoksa utanabilir insan.

Günün Sözü: Sevgi için çaba gerekir, çaba gösterilmeyen sevgi yeşermez.
Nurullah AYDIN
04 Aralık 2017-ANKARA

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle