YAZARLAR

Neslihan TÜFEKÇİ MEŞE

Ruh hallerine dair

Zaman mefhumu karşısındaki acizliğimiz, bizleri bugün yapmakta; dünde bırakmakta.

Biz Ademoğulları, yüzyıllardır süre gelen hayat kervanının yolcusuyuz.

Ne çok şey yaşadık dünden bugüne; ne çok sevinç, elem ve hep benzeri haller…

Bu haller hiç değişmedi. Çünkü “adem” hala aynı nefesi almakta, o hava hala bitmedi.

Peki ne zaman farkındalık hali gelecek bize, ne zaman başladığımızı öğrenmeye çalışacak, ne zaman biteceğimize dair sürecek endişelerimiz yerini çabaya bırakacak?

Çabayı sarf edeceğimiz bir zaman var mı hayata dair?

Göğe bakarak başlayabiliriz yaşamaya.

Bu bakışı günlerce, gecelerce unutuyoruz ne yazık ki! Biz gözlerimizi göğe çevirmeyi unutuyoruz. Halbuki yukarıya bakıp o maviliği, beyazlığı delip geçebilir miyim çılgınlığı hepimizde vardır. Çünkü aşmak isteriz kendimizi, herkesi, her şeyi. Ardımızda bırakarak isteriz. Bu aşma hali o kadar hakim ki ruhumuzda ama becerememekten korkarız. Bu korku bizi yiyip bitirdi.

Rabbimizin verdiği güzellikten, başarıdan, kalabalıktan, yalnızlıktan, yediğimiz bir şeyden, yaşadığımız bir andan tat alamamanın reçetesi nedir?

Mutlu muyuz insanoğlu?

Bazen konuşacak tek bir kelam bulamamanın acısı sarar yüreğimizi. Gerçekten susmalı mıyız? Susmak asillik, konuşmak gevezelik mi olur? Hani öyle der ya bazı bilgeler.

Hepimizde yaşanamamışlıkların acısı var. Herkesin doğumları var, ölümleri var. Hele hissizlik hali var ki… Göze bakıp bir şey görmeme, söze bakıp bir şey duymama hali… Bir de insanlara kendini anlatma durumu vardır. Bu da en büyük çırpınışlarımız olsa gerek. Ne kadar çok buhranlarımız var. Yüzyıllardır bu böyle. Çağlar atlarız ama insan hala nisyandadır. Sevinç, keder, aşk ve benzeri duygular hep yaşanır, yaşanacaktır da…

Hissedilenler hiçbir zaman değişmez. Yaşadığımız  hiç bir duygu kalbi doldurmaya yetmedi. Mutlu olduk ama olmadı. Keder kapımızı çaldı, o hep istenmeyen misafirdi zaten. Aşık olduk, dünyanın en kutsal duygusu sandık onu. Aşk kalbi doldurmaya yeter mi? Yetti mi? O da bitti. Sevdiklerimizi kaybettik, ölüm haberleri bizlere tarifi imkansız günler yaşattı. Peki geçmedi mi? Acı dinip, sanki onlar hiç hayatımıza girmemiş gibi olmadı mı zamanla?

Düşündük mü hiç geçen günler nerede? Her cenaze ardından dökülen göz yaşları… Tüm bunlar nerede? Mürekkepler bu halleri anlamak için akıtıldı vesselam. Çünkü yazmak, konuşmak ve susmaktan daha evla geldi ruha.  Kalbimin mürekkebi bana hep “Kalpler yalnız Allah’ı anmakla mutmain olur” dedi.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle