YAZARLAR

Mustafa Solmaz

YAŞLILARA SAYGI

وَاللّٰهُ خَلَقَكُمْ ثُمَّ يَتَوَفّٰيكُمْ وَمِنْكُمْ مَنْ يُرَدُّ اِلٰى اَرْذَلِ الْعُمُرِ لِكَىْ لَا يَعْلَمَ بَعْدَ عِلْمٍ شَيْپًا اِنَّ اللّٰهَ عَلٖيمٌ قَدٖيرٌ1

Yüce Allah yukarıdaki ayet-i kerimede şöyle buyurmaktadır: ’Allah sizi yaratmıştır, sonra öldürecektir, içinizden bir kısmı da ömrünün en fena zamanına ulaştırılır ki, bilirken bilmez olurlar. Doğrusu Allah bilendir, her şeye Kadir'dir.’
Bir toplumu ayakta tutan şey bağlı bulunduğu gelenek, maddi ve manevi değerlerdir. Bireyler bunlara ne kadar bağlı olurlarsa o ölçüde kişiliklerini, karakterini korurlar ve dolayısıyla toplum ayakta kalır. İşte son zamanda açıkça görüldüğü üzere toplumumuzu besleyen maddi ve manevi değerler bir kısım çevreler tarafından kasıtlı olarak yıpratılmaktadır. Bunların başında aile kurumu gelmektedir. Bu hususta kısaca birkaç söz söyleyip asıl konumuza geçmek istiyorum. TV’lerde yayınlanan müstehcen içerikli diziler, evlilik programları vs. ile anne-baba-çocuk ilişkisi yıpratılmakta, bunlar adeta önemsiz bir konuymuş gibi alelade işlenmektedir. Başta RTÜK ve diğer yetkililer buna göz yummamalıdır. Çünkü bu toplumu ayakta tutacak şey aile kurumumuzun sağlam olmasıdır. Aile kurumu bozulan bir toplum manen yıkılmaya yüz tutar. Manevi yıkım ise beraberinde maddi yıkımları getirir. Bir başka yitirmekte olduğumuz değer ise büyüklere, yaşlılara karşı olan saygımızdır. Büyüklerimize ve yaşlılarımıza karşı yapılan hürmetsizlik ve saygısızlık hemen hemen her alanda kendini göstermektedir. Çevremize dikkatlice bakmak bunu görmeye yeterlidir. Geçmişlerimizin büyüklerine olan saygısını hemen hemen hepimiz anne babamızdan dinlemişizdir. Oysa bugün gençlerimizin çoğu toplumsal hayatta büyüklerimize saygısız ve hürmetsiz davranmaktadır.
İnsanın, doğum ile başlayan kısa ve zorlu hayat yolculuğu; çocukluk, yetişkinlik ve yaşlılık dönemlerinden geçerek zorunlu bir son olan ölüm ile nihayete erer.
Doğum ve ölüm gibi yaşlılık da Allah’ın (c. c) ilahi bir kanunu ve hayat ağacının son meyvesidir. İnsanların büyük bir kısmı yaşlılık tecrübesini yaşar. Yaşlılık, insanlar için hayatın kaçınılmaz ve acı bir gerçeği, ölümden önce uğrayacağı en zorlu duraktır.
İnsanların ölümüne kadar olan sınırlı hayat macerası içerisinde geçireceği çocukluk, yetişkinlik ve ihtiyarlık dönemleri kendine has psikolojik ve fizyolojik özellikler ve farklılıklar barındırır. Her dönem kendi içerisinde rahatlık ve sıkıntıyı beraber getirir. Gençlik dönemi, kişilerin bedensel açıdan en aktif oldukları dönem iken yaşlılık evresi kişinin her durumda geriye gittiği ve maddi hayattan uzaklaşarak Allah’a daha çok yöneldiği bir hayat evresidir.
Yaşlılık, yaratılışın tersine çevrilmesi yani ikinci çocukluk evresidir. Bu dönem; her şeyin tersine döndüğü, gücün yerini acizliğin, sağlığın yerine türlü türlü hastalık ve rahatsızlıkların aldığı bir dönemdir.
Yaşlılık evresi; insanların bakıma, ilgiye, sevgiye ve yardıma en çok muhtaç olduğu dönemdir. Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de bu husus şu veciz ifade ile dile getirilir: اَرْذَلِ الْعُمُر'ِ'.İşte bu ifade ile ömrün en zayıf, en düşkün, en güç dönemi anlatılır.
Duygusallığın en yoğun yaşandığı bu dönemde, yaşlı ve bakıma muhtaç kimseleri rencide edecek, kalplerini kıracak davranışlardan özenle kaçınmalıyız. Onlar için sevgi, saygı ve hoşgörünün hâkim olduğu ortamlar oluşturmalıyız.
Yaşlılık döneminde yardım ve bakıma muhtaç hale gelenleri rencide etmemekle birlikte yine bu döneme erişen anne ve babalarımıza dahi Kur’an’ın ifadesiyle ‘öfff’ bile dememeliyiz.2
İlahi kanun gereği herkesin geçeceği yaşlılık evresine bir gün bizler de erişeceğiz. İşte o gün bizler çevremizden ve yakınlarımızdan nasıl bir ilgi, alaka ve hoşgörü bekliyorsak bugün de yakın çevremizde ve toplumda bulunan yaşlı ve bakıma muhtaç kimselere o şekilde muamelede bulunmalıyız. Elbette bunu bir karşılık bekleyerek değil, sadece Allah rızasını gözeterek yapmalıyız. Aksi takdirde işlediğimiz amele riya bulaştırmış oluruz ki bu da amelimizin boşa gitmesine sebep olur.
Elimizden geldiğince Hz. Peygamber Efendimiz (s. a. v)’in şu duasına sığınalım : ‘Allah’ım; acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, ihtiyarlayıp ele avuca düşmekten sana sığınırım.’3
……………………………………………………………………………………………
1Nahl Suresi/70
2İsra Suresi/23
3Buhari,Dualar,38;Müslim, Zikr-Dua,18

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle