YAZARLAR

Mustafa Solmaz

Kendimizi Aldatmak...

Kendimize çok önem veriyoruz.Oysa hayatımız alıp veremeyeceğimiz ya da verip alamayacağımız bir nefese bağlı. Güzel yanlarımızı öne çıkarmayı ya da anlatılmasını istemeyi ne çok seviyoruz.Alkışlanmak ne çok hoşumuza gidiyor.Hak sandığımız haksızlıklarımızı savunmayı ne kadar da çok seviyoruz.Nefsimizin bizi ‘poh pohlaması’ ne kadar da hoşumuza gidiyor.Benliğimize,davamıza dokunanı bin yakarken başkasının haklarına, ırzına, kişisel düşünce ve fikirlerine dokunanı neredeyse tebrik edecek hale geliyoruz.Hak olanı söylemediğimizde yüzümüz bile kızarmıyor,yeter ki birileri memnun olsun diye.Haksızlık,zulüm ve adaletsizlik karşısında susmayı erdem sayarken nefsimizi koruyoruz aklımız sıra.O da kabardıkça kabarıyor,büyüdükçe büyüyor,kibirlendikçe kibirleniyor.Sonu ise felaket.Mahcubiyet,vicdan azabı, muhakeme yeteneği mutluluğumuzun önündeki yegane engeller arasında kalıyor.Hele bir de sırtımızı sıvazlayanımız,“Maşallah!,Yürü be koçum,Hadi be sen yaparsın,Senden büyük kimse yok bu işi yapacak” vs.diyenlerimiz varsa kibir tavan yapmış demektir.Oysa alkışlandıkça uyutuluyoruz,övüldükçe küçülüyoruz.Oysa bir ilim adamının dediği gibi ‘Büyüklerde küçüklüğün alameti kibir,küçüklerde büyüklüğün alameti tevazudur.Gerçi kimse alkışlamasa bile tek başına da yeteriz tezahürat için.Konfetiler dökeriz başlarımızın üzerinden.Bizden başka kimse yoktur Hak olan davayı savunacak, biz olmasak dünya yıkılır gider zaten.Oysa Hak olan davayı Allah (C.C) biz olmadan da,bir facirin eliyle de yürütecektir.Nitekim dön arkana bir bak!Kimler geldi kimler geçti bu dünyadan.Nice büyüklenenler, nice saltanat sürenler, nice ‘ben…ben…ben’ diyenler.Şimdi arkalarından yeller esiyor dünya namına!.

Benlik ve ego merkezli anlayışa nispeten muhakeme yeteneği olanlarımız için sahip olunan bu yetenek,kendimizi düzeltmeye yaramak yerine başımızı ellerimize alıp sevmediğimiz yanlarımıza taşlar yağdırmamıza ve kendi kendimize dövünmeye yol açıyor.Aktif/sürekli sabır misali aksiyoner ve daimi bir muhakemeye sahip olamıyoruz yani.Öldüremediğimiz,engelleyemediğimiz çirkinliklerimiz için ağıtlar yakmak istesek de gücümüz kafamızı kanatacak taşlar atmaya yarıyor ancak.Dipsiz kuyulara giriyor,girdikçe kararıyor,karardıkça ya kuyuyu inkar ediyor ya da o kuyuya başkalarını da atsınlar diye bekleşiyoruz.Gözümüzü Güneş’e kapatıp her yerin kararmasını bekliyoruz.Oysa kendimize gece yaptığımızın farkında bile değiliz.Sözde kendimizi sevmiyor,nefsin ve kendi düşmanımız oluyoruz.Ama bu sevgi-kin karışımı hastalıklı durum bizi düzeltmediği gibi başkalarına da fayda sağlamıyor.Bizi düzeltmeyen ruh hali başkalarını nasıl düzeltsin ki?

Kendimizi sevsek de sevmesek de,sorgulasak da sorgulamasak da tercih ettiğimiz halin gereğini ya bilmediğimiz ya da yerine getiremediğimiz için bir şekilde aldanıyoruz.Nasıl adımız her yerde bizimleyse,işteyken başka bir isimle,evdeyken başka bir isimle hitap edilmiyorsa bize,inancımız ve değerlerimiz de öyle olmalı.Bizi tanıtan,yansıtan,bizi biz yapan her yerde onun esamisi okunmalı.Bağlı bulunduğumuz inancın emareleri üzerimizde hissedilmeli.Evlilikte bu anlayış dinî nikahta kalmamalı sadece;Allah’ın emri, eş seçiminden, nasıl bir düğün dernek kuracağımıza kadar yansımalı.Ebeveyn olduğunda ergenliği asilik değil,mükellefiyet dönemi olarak algılamalı,anlayışlı olmalıyız.Çocuğuna koyduğu isimden yedirdiği lokmaya kadar helâl-haram ölçütlerini korumalı.İş hayatında,kadın-erkek diyaloglarında,para kazanırken hep bu düşünce olmalı aklının yalnız bir yerinde değil tümünde. Aksi halde bulunduğu kabın şekline giren bir varlık gibi tutarsız ve çift kişilikli insanlara döneriz hafizanallah.

Unutmamak gerek delalet (yol göstermek) ve dalalet (yoldan çıkmak) arasındaki fark tek bir harf. Bu sebeple telaffuzda çoğu insan karıştırıyor bu iki kelimeyi. Ama fiile döküldüğünde öyle basit bir dil sürçmesi olmuyor her iki eylemin arasındaki akıbetin dengesi. İnsan olmak zor,kalabilmek daha da zor ama imkansız değil.Dengede kalabilmek için bu dünyada Sırat köprüleri kurmak gerek belki de.Kim bilir o zaman düz yolda bile ayağı sürçen bir nesil olarak ayakta kalabilmeyi başarırız.

İletişim:Twitter:@solmaz0002

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle