YAZARLAR

Mustafa Solmaz

FETÖ’NÜN AYIRICI ÖZELLİKLERİ

Türkiye’yi bugüne getiren süreç yavaş yavaş hazırlandı. Kimi dönemde modernlistlik, kimi dönemde radikallik, kimi dönemde laiklik, kimi dönemde muhafazakârlık unsurları belirli ölçülerde kullanıldı. Toplumun hassas damarları üzerine ‘cemaat’algısı inşa edildi. Çünkü bu kavramın toplum nezdinde bir kabulü vardı. Konjektürel siyasi meseleleri kendi lehlerine kullanarak hem eleman devşirdiler hem maddi kaynak sağladılar hem de bürokrasiyi arkalarına aldılar. Bürokrasiyi arkalarına alarak yurtiçi ve yurtdışında meşruiyetlik sorunu yaşamadılar. Belki de bugün dünya ülkelerinin ve özellikle Avrupa’nın FETÖ’yü kabul etmemesinin sebebi,zamanında FETÖ’ye verilen bürokratik destekdir. Şu anda Türkiye, tüm yönleriyle özeleştiri yapmalıdır. Yanlış ve doğrular; adalet ve hukuk içinde ele alınmalıdır. Aksi halde bugün FETÖ’ye karşı verilen milli mücadele yarın başka bir örgüte karşı verilmek zorunda kalınabilir.

Bir zamanlar ‘Gülen Hareketi’ ismini taşıyan ancak şimdi yargı kararlarıyla ‘FETÖ’ olarak adlandırılan legal görünümlü illegal örgüt için zikredeceğim özelliklerin bir kısmı genel olarak çoğu sosyal/dini gruplar için farklı formlarda da olsa belirli ölçüde varlık göstermektedir. (Yazım içerisinde kullacağım ‘hareket,cemaat,yapı vb.’ isimlendirmeler zamanında toplum tarafından genel kullanımı olan kavramlar olduğu için kullanılmıştır.)
1. GİZLİLİK
Kendini gizleme aslında çoğu dini gruplar için söz konusudur. Ancak diğer gruplardaki gizlilik genellikle dini grup mensubu olduğunu ve bazı (yasaklı) faaliyetleri gizleme yönündedir. Bunun en önemli sebebi olarak ise cumhuriyet dönemi başlarında uygulanan yanlış din politikaları gösterilmektedir. O dönemde Kur’an eğitiminin yasaklı olarak sürdürüldüğü herkesin malumu zaten. Gülen grubunun farkı, gizliliği bir strateji olarak benimsemeleri ve uzun vadeli bir çerçevede sürdürmeleridir. Cemaat mensuplarının kendi aralarında da gizlilik esastır. 1980 sonrası askeri okullarda öğrencilerin ima ile namaz kılması fetvası verilmesi örneği ve Nokta Dergisi’ndeki bu çerçevede yazılan yazılar buna örnek verilebilir. Nitekim bunları bizzat yaşayan kimselerin ifadeleri de bu yöndedir. Hatta kendi aralarında yaptıkları toplantılarda dahi cep telefonlarını toplantı odalarına sokmadıkları ve askeri okullardaki öğrencilerin birbirini dahi tanımadığı söylenmektedir.
2. TEDBİR SÖYLEMİ
Yukarıda bahsedilen gizlilik esası yapı içerisinde tedbir söylemi üzerinden meşrulaştırılmaktadır. Ancak paradoksal bir şekilde Şia eleştirisini sürekli canlı tutan Gülen, bu mezhebin en önemli özelliği olan takiyyeyi tedbir söylemi altında bir yöntem olarak benimsemiş ve bunu sıkı bir şekilde uygula(t)mıştır. Bu söylem ile takiyye dini bir kavram olarak yapı literatürüne girmiş ve mensuplarınca dillendirilmiştir.
3. İSLAMİ İLKELERİN SINIRLARINI ZORLAMA
Gülen yapısının, hedefe ulaşmak için tedbir söylemi bağlamında İslami ilkelerin sınırlarını zorladığı bazı örnekler bağlamında sıklıkla dile getirilmektedir. Bunlar arasında; (kritik makamlarda bulunanların )sarhoş olmayacak kadar içki içmek, gerektiğinde başını açmak gelebilir. Başörtüsünün okullarda ve bürokraside yasaklı olduğu yıllarda ‘başörtüsü füruattır’ sözü, yapıya hem eleman kazandırmış hem de dönemin bürokrasisi tarafından hoş karşılanmıştır. Böylece, Gülen’in asker tarafından arandığı yıllarda hem topluma vaaz vermesi hem de cami cami gezmesi sırasında bir türlü yakalanmaması ilginç bir tesadüf oluşturmuştur. Yapının, kendi amaçları için benzeri şeyleri yapması sıradan hale gelmiştir.
4. AMACA ULAŞTIRAN ARAÇLARIN MÜBAH GÖRÜLMESİ
Gülen yapısı, grubun hedeflerini her şeyin üstünde tutmuş, dini bir söylem kullanarak savunulamayacak hususları amaçları uğruna meşrulaştırmıştır. Bu süreçte ‘öteki’ler hizmete engel olacaklar olarak zemmedilmeyi hak etmiştir. Böylece örgütlü yapı kurduğu kumpaslarla önce bir toplumsal darbeyi gerçekleştirmeyi hedeflemiştir.
5. SIKI ÖRGÜTLENME-GÜÇLÜ DENETİM
Gülen yapısının örgütlenme biçimi mensuplarının ilişkilerini ciddi bir şekilde sınırlayan askeri bir disiplin biçimini çağrıştırmaktadır. Bu denetim, mensuplarının evliliklerinden çocuklarına isim koymaya, alışveriş yapacakları yerlerden çocukların gönderileceği okula kadar uzanabilmektedir. Cemaatin (dini, siyasi, sosyal konularda) bilgi kaynağı olarak mensuplarını sınırlaması kendilik ve öteki algısını güçlendirmiştir. Sadece cemaatin bilgi kaynakları ile beslenen mensuplar bir müddet sonra toplumsal, dini vb. hedefler açısından kendini diğer yapılardan neredeyse bütünüyle ayrıştırmıştır. Bu da kendilerini haklı olarak görüp diğer kesimlere karşı psikolojik ve pratik mücadeleye girişmelerinde mensuplarına cesaret vermiştir.
6. LİDER MERKEZLİ GÜÇLÜ HİYERARŞİK YAPI
Yapı içerisinde liderin sorgulanamaz, mutlak otoritesi her kademede kendini hissettirmektedir. Gülen, dışarıdan bakıldığında bir ‘kanaat önderi, kainat imamı, yüzyılın müceddidi’ gibi görülmektedir. Ancak hareket içerisinde hem dini hem de dünyevi tek lider olarak konumlandırılmıştır. Emirleri harfiyen yerine getirilmelidir. Hareket içerisinde ‘Gülen’den sonra kimin lider olacağı’ tartışması dahi hiçbir şekilde gündeme gelmemiş/getirilmemiştir.
7.ELİTİZM VE SEÇİLMİŞLİK HİSSİNİ BESLEYEN BAŞARI ODAKLILIK
Gülen yapısı, başından beri kendi içinde bir elitizm ve seçilmişlik hissini besleyerek bir şekilde başarı odaklı bir yöntem benimsemiştir. Yapının zamanla elitist bir karaktere bürünmesinde önemli bir unsura dönüşen bu ilke hareketin ahlaki zeminden uzaklaşmasına da kapı aralamıştır. Başarı odaklılık, ilahi bir misyonla donatılarak grubun hedeflerinin gerçekleştirilmesi sürecinde meşruiyet sorununu doğurmuştur. Sınav sorularının kendi öğrencilerine verilerek, ulusal sınavlarda dereceler çıkartılmış ve bu yolla kolej ve dershanelerin başarısı topluma kabul ettirilmiştir. Bu da eğitim kurumlarına eleman devşirmenin yolunu açmıştır. Grubun, eğitim örgütlenmesi altında eleman devşirme amacı olduğu açıkça ortaya çıkmıştır. Anlıyoruz ki bir ülkedeki eğitim kurumları o ülkenin kaderini belirlemektedir.
8.İSLAMİ BİLGİ SİSTEMİNE MESAFELİ YAKLAŞIM
Gülen grubunda liderin konumlandırılışı oldukça modern ve klasik sünni gelenek içerisinde izah edilemeyecek bir görünüm arz etmektedir. Yapı, klasik islami bir eğitim modeli benimsememiş, mensuplarını eğitme sürecinde klasik islami ilimlerin eğitimini sürekli kılacak bir ilim geleneği geliştirmemiştir. Devletin din eğitimine yatırım yapmasına da mesafeli durmuştur. Bu noktada devlet eliyle İmam Hatiplerin açılmasına da mesafeli durmuşlardır. ‘Gülen hareketinin din eğitimi modeli nedir’ sorusunun net bir cevabı yoktur. Geleneksel bilgi sisteminden bağını koparan yapıda Gülen, lider merkezli bilgi kaynağına dönüşmüştür. Onun ağzından çıkan emir ve yasaklar adeta sorgulanamaz bir bilgi kabul edilir. Ve onun sözlerinde mutlaka bir ‘hikmet’ aranır.

  1. KONJEKTÜREL ŞARTLARA HIZLI UYUM
    Gülen yapısını FETÖ haline getiren süreçte belki de en önemli mekanizma ve uygulamada olan en önemli proje budur. Gülen yapısının en tanımlayıcı özelliklerinden biri de tarihsel süreçte geçirdiği değişimdir. Dönemden döneme politika ve strateji değiştirmesi, hem akılcı bir politika olup hem de hareketi ayakta tutan, güçlendiren ve bugüne getiren yegâne unsur haline gelmiştir. Dini bir hareketten organize bir suç örgütüne dönüşen bu yapının değişimini birkaç alan üzerinden okumak mümkündür. ‘Cebrail parti kursa oy vermem’ ilkesinden ‘şefaat hakkım olsa Ecevit için kullanırım’ aşamasına gelmesi ve ‘peçe kullanımı’ tavsiyesinden ‘başörtüsü füruattır’a gelmesi buna örnektir. Özellikle başlangıçta milliyetçi-muhafazakâr bir tutumdan 15 Temmuz’a uzanan süreçte dünya vatandaşlığına hele de vatanı ‘feda edilebilir’ görmeye kadar gelebilen aşama ne dini açıdan ne ahlaki açıdan ne de milli açıdan izah edilemez/açıklanamaz bir konudur.
  2. SÜNNİ GELENEKTEN KOPUŞ
    Gelenekten kopuş, kırılma anlarında bir müracaat zemininin olmaması anlamına gelir. Sünni doktrinde ‘zalim de olsa devlet başkanına (toplumun zarar görmemesi için) itaat gerekir’ anlayışı vardır. Bu yapı yukarıda anlatılan sebeplerle bu doktrini aşmış ve kendi –sözde- kutsal/dini/milli hedefleri uğruna İslam toplumunu, milli-manevi, örfi hususları feda edebilir bir noktaya ulaşmıştır. Öyle ki kan dökecek bir caniliğe evrilmiştir.
    Tüm bu hususlar iyi analiz edilmeli ve devlet bu hususlarda kendi eksiğini kapatmalıdır. Bu yolla toplumun samimi dini ve milli duygularının suiistimal edilmesinin önüne geçilmiş olacaktır. Devlet belli alanları suiistimale açık bırakırsa bugün FETÖ olan yarın başka bir isim altında ortaya çıkacaktır.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle