YAZARLAR

Mustafa Solmaz

Bilmediğimiz Zekat Türleri!!!

İnsanı en şerefli varlık olarak yaratan Yüce Allah (C.C.),insanın bu meziyetleri üzere kalabilmesi için de kendisine kulluk edilmesini ve insani,ahlaki ve erdemli davranışlarında sırat-ı müstakim üzere olmasını istemiştir.Bu meziyetler üzere kalınabildiği ölçüde insan,’insan’ olarak kalmakta aksi takdirde ise insanı diğer canlılardan ayıran özelliklerinden mahrum şekilde hayatını sürdürmüş olmaktadır.

Bu bakımdan insanın en şerefli varlık mertebesine çıkmasını sağlayan temel meziyetler Allah’ın insana bahşetmiş olduğu beden ve bu bedenle hayata geçirilen ahlaki öğretilerle hayat bulur.O halde en şerefli varlık olarak kalınabilmesi için insan,bütün bedeni ile Allah’a yönelip kulluk şuuru içinde ibadetlerini yapmalı ve insan olmanın gerektirdiği meziyetleri dışa yansıtarak örnek mümin olmanın nasıl mümkün olacağını çevresine hissettirmelidir.Allah,insana verdiği beden nimeti ile aslında eserini herkese göstermek ve insanın niçin en şerefli mahluk olarak yaratıldığını cümle aleme duyurmak istemiştir.İnsan bunu nasıl başarır?Tabi ki her şeyin zekatını vererek…Nasıl mı?

Aklın zekatı,onu işletip,hem dünyevi hem de uhrevi hayat için yararlı işlerde onu kullanmaktır.Bilgi hazinesi haline getirip hem hayatına uygulamak hem de başkalarına bilgilerini aktarmaktır.

Gözün zekatı,görülen her şeyde Hakk’ın izlerini görmek,O’nu hatırlamak,anmak,O’nun nimetlerini görüp şükretmektir.

Kulağın zekatı,Hakk’ın beyanlarını işitmek,dinlemek,hayırlı işlere kulak kesilmektir.Dedikodu,gıybet vs.dinlemek zekatın zayi olmasına sebep olabilir.

Alnın zekatı,Hakk’a boyun eğip,diz çöküp secde etmektir.O’na karşı tazim ve şükranları sunmaktır.

Yüzün zekatı,karşılaşılan insanlara ‘tebessüm ederek sadaka vermek’,Allah’ın selamını verip hoş bir şekilde karşılamaktır.
Ağzın zekatı,sadece Hakk’ın sözlerini söylemek,Hakk Teala’yı zikretmek,insanlara nasihatte bulunmak ve bunun dışındaki her türlü boş iş ve dünyevi meşgaleleri konuşmaktan imtina etmektir.

Dilin zekatı,Allah’ın konuşma nimetini hatırlayıp ona şükretmek, leziz nimetlerini tadıp ona hamd ve senada bulunmaktır.
Kalbin zekatı,Allah’ı zikir ile tatmin etmek ve O’nun dışındaki herşeyden kalbi temizlemektir.

Ayağın zekatı,Hakk’ın razı olacağı mekan ve Hakk’ın kelamının konuşulacağı yerlere doğru adım atmaktır.
Elin zekatı muhtaca yardım eli uzatmak,sadaka vermektir.

Aslında tüm bu sayılan ameli eylemlerle bir anlamda bedenin tüm uzuvlarının zekatını vermiş olmaktayız.Bu eylemler uzar gider.Ancak şimdilik bu kadarla yetinelim.Nitekim bırakın tüm bunları,aldığımız ve verdiğimiz her nefes için bile onun zekatını vermemiz gerekir.Ancak bu imkansızdır.Zaten bizden istenen her şeyi hakkıyla ve tamı tamına yerine getirmek değil;bunu yapamayacağımızı en iyi zaten Allah bilmektedir.Allah ise insandan sadece emrettiği yolda çaba ve gayret sarfetmemizi istiyor.Belki de bu çaba sayesinde ilahi kurtuluş ve nimetlere kavuşacağız.

Tüm bunlardan hareketle diyebiliriz ki insanın Allah’ın tüm nimetlerine karşılık vermesi gereken zekatın özeti tasavvufun tariflerinden biri olan şu cümlede saklıdır:’KASAYA VE KESEYE KOYMAK,KALBE KOYMAMAK…’ Bu cümle etrafında uzun uzun düşünüp tefekkür etmek gerekir.

İletişim:Twitter:solmaz0002

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle