YAZARLAR

Mustafa Öz

FITRAT ÜZERE YAŞAMAK

FITRAT ÜZERE YAŞAMAK
Fıtrat, varlıkların yapısını oluşturan, geliştiren ve değiştiren kanunlar bütünüdür. İnsanların, hayvanların, bitkilerin, yerin, göğün, kurumların, kavramların hâsılı her şeyin yapısı ve işleyişi fıtrata göredir.
Bir cisimden başka bir cismin meydana gelmesi, ona ait tohumun yarılıp açılmasından, filizlenip büyümesinden meydana gelir. Gelişen o canlı tekrar tohuma dönüşmekte, tohum tekrar filizlenip aynı cins canlının neslinin devamını sağlamaktadır. Fıtrata uygun yaşamak, insanın beden toprağına yüklenen fıtrat tohumunu, vahiy yağmuru ile buluşturmak, canlı kalmasını temin etmektir. Vahiyden ışığını, ısısını, suyunu, havasını almayan fıtrat çürümeye mahkûmdur. Bu bağlamda yapılması gereken; Allah’ın boyasına boyanmaktır… Kuran ahlakı ile ahlaklanmaktır… Sünneti seniyyenin disiplinine girmektir…Nitekim Allah Teâlâ mahlûkatını kendisini bilip tanıyacak ve idrak edecek bir hal, bir kabiliyet üzere yaratmıştır." (İbn Manzur, Lisânü'l-Arab, Beyrut, (t.y.), V, 55).
Fıtrat üzere olmak, yaratıldığı gibi olmak demektir.Allah Tealâ’nın “ahsen-i takvim”, yani en güzel şekilde yarattığı gibi olmak, o hali korumaktır. İnsanoğlunun yaratılışındaki orijinalliği demektir.
Allah-u Teâlâ’yı, mahlûkatı, kendisini bilen, fıtrat üzere olan Adem olarak şereflenir, haniflerden olur, halife sıfatını kazanır. Fıtratını korumak isteyen de takva zırhını kuşanmalıdır. Boşluk kabul etmeyen fıtrat, hangi korkuları, sevgileri, bilgileri yüklerseniz ona göre şekillenir. Her şeyin ne hikmetle yaratıldığını bilen, adetullaha, sünnetullaha, fıtratullaha uygun hareket eder.
Nitekim, “Hayat-ı içtimâiye-i beşeriyede bir çığır açan, eğer kâinattaki kanun-u fıtrata muvafık hareket etmezse, hayırlı işlerde ve terakkide muvaffak olamaz. Bütün hareketi şer ve tahrip hesabına geçer.” (Lam’alar, Yirmi İkinci Lem’a)
Yaratılış ve mahiyet itîbâriyle her insan, lekesiz, temizdir. İman ve İslâm'a en müsait bir hüviyettedir. Her şeyin yazılabileceği bir kağıt, üzerine hiç ses kaydedilmemiş bir bant, her şekle müsait bir macun, kalıplara dökülmeyi bekleyen maden cevheri veya eğilmeye müsait bir fidan gibidir. Heva ve heveslerine yenilmeyen fıtratındaki saflığı koruyabilir. Yaratılışımızdaki sahip olduğumuz iki göz, iki kulak, bir baş, saç, burun fıtrattandır. İnsan bedenindeki her organa verilen ve gördürülen görevde fıtratın fonksiyonudur.Bu nedenle göz görür, kulak işitir, ayak yürür, el tutar. Sahip olduğumuz âzâlar, fıtraten kalbe itâate (uymaya) mecbûrdur. Ona aslâ karşı gelip, isyân etmezler. Bu nedenle her insan İslam'ı kabul edebilecek ve dıştan bir tesire maruz kalmadığı takdirde, adeta kendiliğinden İslam'ı bulacak bir fıtrata sahiptir. Bu husus bir hadisi şerifte zikredilmiştir: “Her çocuğu annesi fıtrat üzere dünyaya getirir. Onun bu hali konuşma çağına kadar devam eder, sonra anne-babası onu hırıstiyan, yahudî, mecusi (ateşe tapan) yapar. Eğer anne-baba müslüman iseler, çocuk da müslüman olur.” (Buhârî, Cenaiz 79, 80, 93; Müslim, Kader 22, hadis no: 265; Ebû Dâvud, Sünnet 18, hadis no: 4714; Tirmizî, Kader 5, hadis no: 2138; Ahmed bin Hanbel, Müsned 2/233, 435)"Kıyamet günü 'Biz bundan habersizdik' demeyesiniz diye Rabbin Âdemoğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini (mikro zerreler halinde) aldı, onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki: 'Ben sizin Rabbiniz değil miyim?' (onlar da) 'Evet (buna) şâhid olduk' dediler" (7/A'râf, 172) mealindeki âyette de bu husus net bir şekilde ifâdesini bulmuştur.
Kur’ân’da bu kanunlar ve onlarla oluşan varlıklardan her biri birer âyet sayılmıştır. Bu âyetlerle Kur’ân âyetleri arasında tam bir bütünlük vardır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Sen yüzünü dosdoğru bu dine, Allah ’ın fıtratına çevir. O, insanları ona göre yaratmıştır. Allah’ın yarattığının yerini tutacak bir şey yoktur. İşte sağlam din bu dindir. Ama insanların çoğu bunu bilmezler.” (Rum 30/30)
Bu âyete göre din, fıtrattır. Fıtratı korumak için insanlığa gönderilen hidayet rehberi Kur'anı Kerimde Rabbimiz fıtratı bozacak şeyleri yasaklamış, koruyacak şeyleri farz kılmıştır. Fıtrî olmayan gıdalar bedene zarar verdiği, duygu ve davranışlarda imana ve dine zarar verir.
İnsan gıybetinin edilmesinden hoşlanmaz, yalan, iftira, dedikodu, gıybet yasaklanmış, ya hayır söylemesi ya da susması emredilmiştir. Kibirli olanlardan hoşlanmaz, mütevazilik tavsiye edilmiştir.
Acelecilik fıtrata zıttır, sonu hüsrandır.Buna karşılık acele etmemek, sebeplere tam riayet ettikten sonra neticeyi sabırla beklemek de fıtrata uymak demektir. Borç para istediğimiz bir dostumuzun, alacağını fazlasıyla geri istemesinden rahatsız olmamız, faizin haram oluşuna fıtratın şehadetidir.
Zinaya giden yollar yasaklanırken, neslin çoğalması adına evlilik teşvik edilmiş, zorlaştırılması uygun görülmemiş, dini tamamlama, fıtrat üzere kalma vesilesi kabul edilmiştir. Mevcut duyguların tatmini için reçete olarak sunulmuş, sevap kazanma yolu olaarak gösterilmiştir.
Ruhu ve bedeni koruyan, imanı canlı tutan, Allah'a yaklaştıran namaz,oruç, zekat ve hacc gibi ibadetler dinin direği ve olmazsa olmazı kabul edilmiştir. Buna karşılık vicdanı söndüren, fıtratı körelten küfür,şirk, isyan yasaklanmış, bu hal üzere olanlara tevbe etmedikleri sürece İlahi nimetlerden istifade etme imkanı tanınmamıştır. Yaratılışa uymayan davranışlar günaha, her günah ise küfre kapı açar.
İmtahan dünyasında fıtratı bozmakla İblis görevli kılınmış, insanın kanında dolaşmasına fırsat tanınmış, nefis otağını kurması için emrine sunulmuştur. Allah'ın yarattığını değiştirmenin şeytanın yoluna uymak olacağı ihtarında bulunulmuştur.
"Onları mutlaka saptıracağım, muhakkak onları boş kuruntulara boğacağım, kesinlikle onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, şüphesiz onlara emredeceğim de Allah'ın yarattığını değiştirecekler. Kim Allah'ı bırakır da şeytanı dost edinirse elbette apaçık bir ziyana düşmüştür."(Nisa 119)
İblis: 'Senin kudretine and olsun ki, onlardan, sana içten bağlı olan kulların bir yana, hepsini azdıracağım' dedi."(Sad 82)
Temiz fıtrat kirletilip bozulursa, ikinci bozuk bir fıtrat kazanılır. Kişi o fıtratla anılır.Mü'min iken münafık, müşrik durumuna düşer. "Nefse ve onu şekillendirene... Ona bozukluğunu ve korunmasını ilham edene andolsun ki nefsini temizleyen iflâh olmuş, onu kirletip örten ziyana uğramıştır. Semûd, azgınlığından yalanladı... Rableri de günahları yüzünden azabı başlarına geçirdi, orayı dümdüz etti." (91/Şems, 7-14). Hz. Peygamber (sav)fıtratın bozulmaması için "İçini tırmalayan, kalbinde çarpıntılar oluşturan, gönlünü bulandıran şeyi terk et." (İbn Hibban; Hakîm)"Hayr, nefsin kendisine ısındığı, kalbin rahatladığı, yüreğin oturduğu şeydir. Şer de nefsin kendisine ısınamadığı, kalbin mutmain olmadığı, içinde tereddüt ve ıstıraplar meydana getiren şeydir, her ne kadar fetvâ veren müftîler hilâfına fetvâ verseler de." (Ahmed bin Hanbel, Müsned, IV, 194)"Seni işkillendiren (vicdanını rahatsız eden) şeyi bırak, işkillendirmeyene (sıkıntı ve huzursuzluk vermeyen şeye) geç." (Ahmed bin Hanbel, Nesâî, Taberânî)"Kötülük, insanın içine sıkıntı veren şeydir." (Müslim, Birr 14) buyurmuştur.
Yumurtadan çıkan yavru kuş, uçamasa da yine kuştur. Yaratılış itibari ile tekamülünü ve kabiliyetlerini en kısa sürede tamamlaması ve uçmassı beklenir. Şayet uçma fiilini gerçekleştiremez ise fıtrata menfi yönde müdahale edilmiş, yeteneklerin inkişafı engellenmiş demektir. Bir çocukta mükellef olunca, temyiz melekesine sahip olup, aklını kullanarak Hz İbrahim misali Rabbini bulamıyorsa önüne çıkan engelleri aşamamış, kendine en yakın olanlar Şeytanın misyonunu eda etmiş demektir.Dine ve Allah’a inanmaya yatkın olarak dünyaya gelen insan, kendine İlahi mesaj gelmemiş olsa bile Allah’ı bulabilecek yetenekte iken gözünü ışığa ve hakikate kapatanlar sadece gündüzü kendilerine gece yapmış, açık hedef haline gelmiştir. "Allah sizi annelerinizin karnından bir şey bilmez halde çıkarmıştır. Belki şükredersiniz diye size kulak, göz ve kalb vermiştir.'' (16/Nahl, 78)
İslâm fıtratın dinidir. İnsan ve ona ait organlar fıtrat üzere kaldıkları sürece, Allah’a teslim olurlar. Eğer onlara dış etkenler tesir etmezse, onların fıtratında âlemlerin Rabbine teslimiyet vardır. Müslümanların her namazda "Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz. Bizi doğru yola, nimete erdirdiğin kimselerin, gazaba uğramayanların, sapmayanların yoluna eriştir. " demeleri, sahip oldukları şehvet ve öfke duygusuna yenilmek istemediklerinin göstergesidir. Allah (c.c) iradesi ile ibadet etme imkanı verdiği insanı ve cinleri, ibadet ve kendine kullukla mükellef kılmış, emaneti onlara indirmiş, nimetlerin şükrünü eda etmelerini istemiş diğer mahlukatı sorumlu tutmamıştır. Allah (c.c.) insanın aslını bu şekilde temiz ve saf kılmıştır. "Onlar nefislerinde olanı değiştirmedikçe Allah bir toplumun durumunu değiştirmez" (13/Ra'd, 11), "Biz ona hayır ve şer olmak üzere iki yol gösterdik" (90/Beled, 10), "Biz ona yolu gösterdik, ya şükredici veya nankör olur" (76/İnsân, 3)."Rabbim buyuruyor ki: Ben bütün insanları Hanîf (sâlim fıtrat, tevhid) üzere dünyaya gönderdim. Sonra şeytanlar onları dinden saptırdılar. Benim helâl ettiklerimi onlara haram ettiler, insanlara Bana şirk/ortak koşmalarını söylediler. Oysa o ortaklar hakkında hiçbir delil indirmemiştim." (Müslim, Cennet 63; Ahmed bin Hanbel, Müsned, IV, 162)
İslâm'a göre hayatın anlamı ancak fıtrata uygun yaşamaktır. İslâm’dan başka, gelmiş geçmiş hiçbir din ve ideoloji bunu sağlayamamıştır. Çünkü: "Kalpler ancak Allah'ı zikredip anmakla huzur bulur" (13/Ra'd, 28)
Din fıtrattır. Yaratılışımıza ters bir şey emredilmez. İslâm hayat dinidir,Her şeyi yaratan, yaratıklarına uygun şekiller verip onları yaratılış amacına göre planlayan Allah'tır. Allah, insanları, İslâm fıtratı üzere yaratmıştır. İslâm, fıtrat ve insanlık dinidir; onun insan yaratılışına ve hayatına aykırı düşen bir yanı yoktur. Sahih inanç ve sağlıklı gidişat da, bu dine hanif olarak bağlanmaktır.
İslâm, insanın doğuştan iyi olduğunu kabul eder. "Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık." (95/Tîn, 4). İnsanın eğitime müsait olması, fıtratı gereğidir. Eğitim bozulmayı önlemek için farz kılınmıştır. Bozulma, insanda fıtrî değil; ârızîdir: "Sonra onu esfel-i sâfilîne (aşağıların aşağısına) indirdik." (95/Tîn, 5).
İnsanın bu hayattaki sınavı, kendisini en güzel ve değerli surette yaratan Rabbinin kendisine verdiği tertemiz fıtratı koruyarak geliştirmek ve yaratıcısına kâmil bir mümin olarak dönmeyi başarabilmektir. Müslüman imanını ameli ile tasdik ederken şekil itibari ile göstermesi gereken davranışları vardır. Nitekim Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "On şey fıtrattandır: Bıyığın kısaltılması, sakalın uzatılması, misvak, istinşak (burna su çekmek), mazmaza (ağza su çekmek), tırnakları kesmek, parmak mafsallarını yıkama, koltuk altını yolmak, etek tıraşı olmak, istinca yapmak (tuvalette yapılan temizlik)" buyurmuştur.
Dinimizde fıtratı beğenmeme anlamı taşıyan ameller yasaklanmıştır.İnsanlara daha güzel görünmek için yapılan estetik ameliyat haram kabul edilen bir fiildir. İnsanın, doğuştan getirdiği tabiî güzelliğini ve yapısını değiştirmeye hakkı yoktur. Bu vücut bize bir emanettir. Öyleyse onda ancak Emanet Sahibi'nin gösterdiği istikamette tasarrufta bulunabiliriz. Kaş almak, dövme yaptırmak, dişlerin şeklini değiştirmek te yaasaklanmış fiillerdendir.
İnsana verilen görev ve sorumluluk alanlarını değiştirme anlamına gelen kadın veya erkeğin cinsiyetini değiştirmeye teşebbüs etmesi, fıtrata yapılacak en büyük bir müdahale olduğu için haramdır. Resûlullah (sav)"Üç kişi vardır, kıyamet günü Allah onlara nazar etmez: Anne ve babasının hukukuna riâyet etmeyen, erkekleşen kadın ve deyyus kimse" ," Allah, kendilerini erkeklere benzemeye zorlayan kadınlara, kadınlara benzemeye zorlayan erkeklere lânet etsin (rahmetinden uzaklaştırsın)." , "Allah (celle celâluhu) kadın elbisesi giyen erkekle, erkek elbisesi giyen kadına lânet etti." buyurdu."
Rahman olan Rabbimize sığınarak, O’ndan yardım istememiz gerektiğini hatırlatan sevgili Peygamberimiz, yatmadan önce şu duayı yapmayı tavsiye etmiştir:
“Allah’ım! Kendimi sana teslim ettim. İşimi sana havale ettim. Azabından korkup, sevabını umup sırtımı sana dayadım. Sen'den (azabından) korunmanın ve güvende olmanın tek yolu, ancak sana (rahmetine) sığınmaktır. İndirdiğin kitabına ve gönderdiğin Nebi’ye inandım. Beni öldürürsen (bozulmamış) fıtrat üzere öldür. Bu kelimeleri son sözlerim eyle.” (Buhari, Deavat, 6.)

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle