YAZARLAR

Murat Doruk

Kelebek Etkisi

Cenab-ı Hak insanı kainatın küçük bir numunesi bir misali musağğarı olarak yaratmıştır. Dünyada var olan madenlerin dünyadaki oranı ne ise insan vücudunda da o seviyede bulunur. Dünyada bulunan suyun karaya oranı ile insanın vücudunda ki oran aynı olduğu gibi demir, altın ve diğer madenlerde ki yeryüzüne oranlarda da durum aynıdır.

Üstelik bu özellikler sadece insanın fiziki yapısıyla ilgili de değildir. İnsanın ruh yapısı, duyguları tutkuları da dünyadakiler ile benzerlik gösterir. İnsan dünyanın gerçek manada da, ruh dünyası itibarıyla da gerçek bir numunesidir.

Ruhta esen rüzgarlar, bazen serinletir huzur verir insana, bahar çiçekleri açtırıp coşku verir çevreye, hüzünlenir solar umutları dökülür sonbahar yaprakları gibi yere, taşıma güçlüğü çeker gözlerde biriken yaşları, yerine göre hafif, göre yerine sert yağmur olur dökülürler yere.

Bu münasebetlerin etkisiyledir ki insana, koca bir alem kadar ehemmiyet veren Cenab-ı Hakk bir insanı öldürmeyi alemi yok etmeye denk saymıştır.

İnsanın ruh dünyası ve dünyanın fiziki kurallarının birebir benzeştiği fizik kurallarından birisinde “Kelebek etkisi” kuralıdır.

Kelebek etkisi kuralının işleyişine göre, Hindistan da kanat çırpan bir kelebeğin kanat çırpmasıyla ortaya çıkan hafif etki, dalgalar halinde büyüyerek gelişir, önünü engelleyecek bir unsur çıkmazsa Amerika kıtasında bir fırtınaya veya tsunamiye neden olabilir.

Bunun engellenmesi kelebeğin kanat çırpmasıyla ortaya çıkan ufacık enerjinin gerek sürtünme gerekse karşısına çıkabilecek bir engelle durulması azalması ve etkisini kaybetmesiyle ancak mümkün olabilir.

İnsan hayatı da böyledir. Bazen ufacık kıpırdanmalar çok etkili olamayacak hareketler önü alınmaz engellenmezse belli bir süre sonra ruhta fırtınalar kopmasına yol açabilir.

Bu sadece insanların kendi karşılaştıkları ve yaşadıkları hadiseler ile ilgili olmayabilir. Dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan bir olay insanın ruhunda derin sarsıntılara yol açabilir.

Bu olayların tesirlerinin azalması ruhta derin yaralar bırakmasının önüne geçilmesi adına bir dalgakıran görevi gören tedbirler insanı yaratan ve en güzel sevk ve idare edilmesi için rehberler yollayan Cenab-ı Hakk tarafından alınmıştır.

Cenab-ı Hakk Kuran-ı Kerimde muhtelif ayetlerde dünya hayatının geçiciliği aldatıcılığı üzerinde durmuş ve dünya da yaşanabilecek sarsıntılardan fazla etkilenilmemesini tavsiye etmiştir.

“Dünya hayatı hakikatle bir oyun ve eğlenceden ibarettir” “Dünya hayatı bazen aldatıcı şeylerden ibarettir “gibi ayetlerle Cenab-ı Hakk müminlerin dirençlerini artırmaya çalışmıştır.

Sosyal hayatta her an muhatap olunabilen sıradan ve küçük bir hareket dalga tesirlerinin kabarmasıyla bize ulaşıp ve ruhta çok derin tesirlere ve tepkilere yol açabilir. Bu tesir ve tepkilerin en az hasarla atlatılması adına da başta Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hakk ve Rehberi Ekmel Aleyhi Ekmelüttehaya (Sallallahu Aleyhi Vesellem) birçok tavsiyede bulunmuştur.

Maide suresinde “vetealenu alel birri vettekva vela teaenu alel ismi vel udvan “ ayetinde cenabı hak “iyilik ve takva hususunda yardımlaşın, günah ve haksızlık yolunda ise yardımlaşmayın, Allahtan korkun çünkü Allah’ın cezası çok çetindir” buyurarak kullarını sürekli hayra iyiliğe teşvik etmiş birbirine iyilik ve takvada yardımcı olanların daha huzur ve sükun içinde fırtına ve boranlardan uzak bir ruh haletiyle yaşadığını ifade ediyor.

Dünya hayatının aldatıcılığına kanabilen müminler anlık zevklerin coşkunluğuyla hırs haset gibi duyguların anlık kabarmasıyla yıllarca sürebilecek acı hadiseleri tetikleyen hamleler yapabiliyorlar.

Müminlerin bu girdaba düşmemesi adına hem ruhen hem bedenen sağlıklı bir hayat geçirmesi adına Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) da bir çok tavsiye de bulunmuştur.

Her güzel söz sadakadır, her tebessüm sadakadır, yetimlerin başını okşayın, merhamet etmeyene merhamet edilmez ve bunun gibi birçok hadisinde fırtınalara dönüşebilecek bir çok hadisenin önünü almayı amaçlamıştır.

Ancak her ne kadar yoğun tavsiyeler yapılsa tedbirler alınsa da dünyada şeytanın da kışkırtmasıyla müminlerin arasında negatif tavırların oluşmasını bunların büyüyüp önü alınması daha da zorlaşarak hadiselere dönüşmesine yol açmaktadır.

Maalesef kelebeğin kanat çırpması kadar basit, sıradan sonralar hatırladığında gülünecek birçok küçük problem önü alınamayan tipilere yol açabiliyor.

Yüzler gülümsemeyi, tebessümü unutmakta, diller duaya giderken bakışlar kaçırılmakta, hiç olmaması törpülenip yok edilmesi gereken duygular bir şekilde ruhta yer bulmaktadır.

Hem ruhumuza hem de manevi terapiye zarar veren bu duygular, ortaya çıkar çıkmaz dezenfekte görevi görecek hayırlı sözler, tebessümler ve ikramlarla yok edilmelidir. Aksi durumda iyilik ve takva yerine günah ve haksızlıkta yardımlaşılmış olur ve Allahtan korkun çünkü onun azabı çetindir, uyarına muhatap olunmuş olur .

Bediüzzaman Hazretleri de bu durumu; “İnsan hüsnü zanla memurdur” diyerek özetler. İçyüzü bilinmeyen hadiseler negatif yorumlanınca oluşan olumsuz dalgaların etrafa kötülükler yaymasının ve huzursuzluk oluşturmasının önünü alır.

Bu münasebetledir ki Üstad; “Güzel gören güzel görür, güzel düşünen hayatından lezzet alır” diyerek hayattan lezzet almayı negatif dalgaların etkisini kırmayı içyüzü bilinmeyen hadiseleri güzel yorumlamaya bağlamıştır.

Kelebeğin kanadını çırpmasındaki etkinin ulaşacağı boyutların engellenmesi gibi insan ruhundaki hırs, intikam, haset, bencillik vb… duyguların önü hüsnü zan bendiyle büyük fırtınalara vesile olmadan kesilmelidir.

Yazarın önceki yazıları

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle