YAZARLAR

Mert Yalçın

Şarkılara Dair...

Şarkıların durgunluğunda ince bir ayar yapmak lazım bazen köhne duyguların, kavramların içine sıkışıp kaldığımız, neyin iyi veya neyin kötü olduğunu sorgulamadığımız anlarda sadece şarkılar beynimizde oluşan sis perdesini aralar. ‘’Şarkılarda buldum seni şarkılarda kaybettim seni’’ ince bir deyimin eş anlamlısı… Hayatımızdan ayıramadığımız sürekli iç içe olduğumuz şarkılar… Hüzünlendiğimizde duygulandığımızda of! Deyip tepemiz attığında ruh dünyamıza göre dinlediğimiz şarkılar... Şarkılar neden hep ulaşılamayan sevgiliye, ütopyaya hitap eder anlamam ama sürekli kulaklarımızın aşina olduğu sesleri, beynimizin sinir sisteminden eksik etmeyiz; bir ekmek bir su gibi. Bazen bir serzeniş bestesine bazen yıkılmışlığın bazen de özlemin ifadesi gibi ruhumuza bürünür, herkes nasiplenir kendince. Mutlu olunca hadi bir hareketli şarkı dinleyeyim demeyenimiz yoktur sanırım ama içsellik içeren bir melankolik duygularımız olunca hareketli şarkı dinlemeyi sevmeyiz genelde üzüntümüze saygısızlık olmasın diye. Zaten yüz güldüren şarkılarda bile bir üçkâğıt vardır ya... Ama hissiyat içiren şarkılarda sahtelik olacağı kanaatini taşımıyorum. Galiba biz üzülmeyi seviyoruz. Duyguların dili şarkılardır. Duyarlı olmanın kozadan cıkmış kelebek gibi hissetmenin, gözlerin ıslanmasını sağlayan bir noktaya bakıp şarkılarla zaman tüneline girmişçesine dalmamızda tesadüf değildir. Girdin mi bir kere şarkıların büyülü atmosferine, notasız nefes alamayacağımızı anlarız. Sonu mutlu biten filmler varda sonu iyi biten şarkılar pek azdır. Gecelerde daha birçok severiz nağmeleri. Karanlık, sessizlik kendi kabuğumuza çekilmişliğin vermiş olduğu insanlardan hafif bir sıyrılma duygusu. Tüm frekanslarımızın içselliğe yönelmiş olması. Gecelerde şarkıları dinlemenin hakkını veririz. Şarkılardan herkes iç dünyasının algılamak istediği seviyeyi almak ister. Sanatla hemhal olan entelektüel birinin Beethoven’un 9'cu senfonisindeki ışıltıyı, ortaçağ karanlığından günümüze hitap eden ışıltısını hissetmek yaşamak ister; her ses çıkısının inanılmaz lezzetini iştahla ruhuna damıtmak ister. Kendi kabuğunda yaşayıp, hayatın ona vermiş olduklarıyla yetinmeyen birinin teselliyi arabeskte aramasını ,(ruhsal işkencenin nirvanası sayılır bana göre ) ağır sendrom şarkılar dinlemesini anlamaz... Bir mukabele içinde söz olmayan, bir bestenin bir kişinin elleriyle yapmış olduğu hareketlerine bağlı, müzik aletlerinin çıkarmış olduğu seslerin bütününe, kendince saçmalık olan bu tür durumları tebessümle karşılar... Yani kısacası herkes ruhuna seviyesine göre enjekte etmeli dinletilerini. Galibalarla hayatımıza bir yön vermeyi, kendimizi kandırmayı iyi beceriyoruz. Ertelediğimiz yapamadığımız o kadar şey var ki şu hayatta, her şarkı dinleyişimizde bir şarkı daha erteliyoruz... Son şarkımızın ‘’Beynelmilel’’ filmindeki ölüm marşı olmaması dileğiyle... İçinde mutluluğa, özgürlüğe hasret kalmış, müzik notalarıyla kalmanız tebessümüyle.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle