YAZARLAR

Mahmut AÇIL

...(Mış) Gibi Dindarlık

Dünyanın neresinde olursa olsun dinin engellenmesi, insan hayatından çıkarılmaya çalışılması ya da insan hayatında etkisizleştirilmesi mümkün olamayacağı gibi böyle bir uğraş, telafisi zor olumsuz sonuçlar da doğuracaktır.
Din insanoğlu için olmazsa olmazdır.

Crapps’e göre din, insanın kendisini, dünyayı hatta evreni anlamasına ilişkin düşünceler sunar.

Bu düşüncelerden hareketle insan, dış dünyasını ve iç dünyasını anlamaya yarayan yaşayış biçimini oluşturabilir.

Bu gün insanın zihinsel yapısı, aldığı eğitim, çevresinin etkisi ve kişiliğiyle sahip olduğu dinsel inanca bir anlam ve yön verir. Bu da onun dinsel yaşayış biçimini oluşturur.

Dinsel yaşayış biçimi, hem insanın sahip olduğu psikolojik ve sosyal yapıyla hem de sahip olduğu dinin özellikleriyle ilgilidir.

Batılı psikologlardan Allport, kişilerin yaşadığı dindarlık tiplerini “dışa dönük” (extrinsic) ve “içe dönük” (intrinsic) olarak tanımlar.

Allport’un dışında Adorno, Lenski, Allen Fromm, Clark gibi psikologlar da kendilerince dindarlık tiplerini sınıflandırmışlardır. Ancak burada Allport’un sınıflaması Amerikalı bir psikolog olmasına ve 1900’lü yılların başlarında yaşamış olmasına rağmen adeta günümüz Türkiye’sindeki dindarlık tiplemesini birebir anlatması açısından kayda değerdir.

Allport’a göre dışa dönük dindarlar; dini kendi amaçları ve menfaatleri için kullanırlar. Bu kişiler dini, güvenlik sağlamak, teselli olmak, sosyalite kazanmak, ilgi çekmek, statü elde etmek, makam-mansıp sahibi olmak, kendini masum görme ve gösterme gibi çeşitli amaçlar için kullanırlar.

Kabul edilen inanç, kişinin birincil ihtiyaçlarına göre şekil alır. Yani menfaat endeksli düşünür ve yaşarlar.
Dışa dönük dindarlar Tanrı’ya yönelirler ama aslında kendi benliklerinden ayrılamazlar.

İçe dönük dindarlar ise esas güdülerini, dinde bulurlar.

Dini duyguları onları kamçılar.

Karşılaştığı diğer tüm ihtiyaçları ne kadar güçlü ya da öncelikli olursa olsun, daha az önem arz eder ve mümkün olduğunca dinin emir ve yasakları ile uyum içerisinde giderilirler.

Tüm zorlukları dinin verdiği destekle rahatça aşacaklarına inanırlar.

Daha samimi ve kapsayıcı bir inanca sahip olan içe dönük dindarlar, inancını içselleştirmeye ve takip edip hayatında pratiğe dökmeye çalışırlar.

Kısaca ifade etmek gerekirse dışa dönük dindarlar dini menfaatleri doğrultusunda kullanır, ondan kazanç elde etmeye çalışır, içe dönük dindarlar ise dinini dünyevi hiç bir beklentiye girmeden yaşamaya çalışırlar.

İslam kültürüne baktığımızda insanların dinsel inançlarına göre mü’min, münafık ve kafir gibi bir sınıflamaya tabi tutulduğunu görürüz.

“Kafir” kelimesi inanmayanları ifade ettiği için değerlendirme dışında tutulursa, İslam dünyasında mü’min ve münafık kavramlarını dinsel yaşayış biçimi olarak değerlendirebiliriz.

Mü’min ve münafık kavramlarını açtığımızda Allport’un sınıflamasına ne kadar da yakın olduğunu hayretle görürüz.

Mü’min kişi, samimi ve içten dindarlığı temsil ederken, münafık kişi, gayri samimi, dindar olmadığı ve dini yaşamadığı halde, çıkarları öyle gerektirdiği için dindarmış gibi görünmeyi benimsemiş iki yüzlü, korkak, maddeperest, makamperest, tenperest, hazperest ve paraperest kişidir.

Türk psikologlardan Cüceloğlu’nun enfes tanımıyla bu gün etrafımızda ne kadar da çok dışa dönük ve “...mış gibi dindarlar” var.

Mahmut AÇIL/ Din Psikoloğu
[email protected]

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle