YAZARLAR

Kimyacı

Kimyager Hayvanlar-3

BOMBARDIMAN BÖCEĞİ
İsmini, Rabbimizin ona bahşettiği mükemmel savunma mekanizmasından alan “bombardıman böceği” dünyanın en kalabalık canlıları olan böceklerin Carabidae familyasının Brachinus türündendir. Diğer tür böceklerde olmayan bu savunma sistemiyle dikkatleri üzerinde toplayan böcek, bir düşman tehditi ile karşılaşınca mekanizmayı çalıştırır. 1,5 cm büyüklüğünde olan böceğin savunma sistemi, vücudunda sentezlediği bir tür sıcak kimyasal maddeyi arka kısmında yer alan hususi küçük, ince bir borudan öne doğru, karın altından fışkırtmaktan ibarettir. Düşmana, yaklaşık 100 0C’da kaynamış olarak ve bir patlama sesiyle püskürtülen kimyasal sıvı-gaz karışımı karşısında tek çare kaçmaktır.

Savunma sisteminin çalışma prensibi:
Bilim insanlarının araştırmaları neticesinde kaynar olarak fışkırtılan sıvı-gaz karışımının “hidrojen peroksit” (H2O2) ve “hidro-kinon” adlı kimyasal maddelerin karışması sonucu üretildiği anlaşılmıştır. Böceğin vücudunda mekanizmayı çalıştırmak için hazırlanmış bölgeler vardır. Böceğin karın bölgesinde bu kimyasal maddeleri sentezleyen bölümler yer alır. Mekanizmanın çalışma aşamaları sırası ile şu şekildedir:
• İlk önce bu iki kimyasal madde, biriktirme odacığı denen bir bölmede karıştırılırlar.
• Bu odacığın hemen yanında ise, patlama odacığı denen ayrı bir bölme vardır. Bu iki bölme, insan kalbindeki kapakçıklı kas sistemine benzer bir sistemle birbirinden ayrılır.
• Böcek, savunma silahını kullanmak istediği zaman, biriktirme odacığını saran kaslar kasılır ve oda büzüşür. Bu odayı patlama odasından ayıran kapak ise açılır.
• Bu sayede kimyasal karışım, aniden patlama odasına dolar. Daha sonra hemen odanın kapağı kapanır. Bu odada ise, karışımı kimyasal bir tepkimeye sokacak olan özel bir enzim vardır.
• Patlama odacığına biriken karışım enzimle birleşince zincirleme tepkime başlar.
• Hidrojen peroksit, su ve oksijene parçalanır.
• Oksijen, hidro-kinon ile tepkimeye girerek daha fazla su oluşturur ve kinon denilen tahriş edici bir kimyasal üretir. Bu tepkime şiddetli ve ekzotermiktir. Oldukça fazla ısı açığa çıkar ve karışım kaynama noktasına ulaşır.
• Böceğin vücudundan dışarı uzanan bir kanal, kaynayan karışımın çıkabileceği tek noktadır. Kanalın etrafındaki kaslar, karışımın tam olarak düşmanı odaklamasını sağlar.
• Ve böylece böcek, düşmanını zehirli bir kimyasal madde olan kinon ile yakar.
Sistem mükemmel bir şekilde çalışmaktadır. Eğer böyle olmasaydı, herhangi bir aşamada aksilik olsa, ya mekanizma çalışmayacak ya da böcek kendi kendini zehirleyecekti. Patlama vaktinde olmasa ya da karışımlar uygun oranlarda olmasa böceğin içinde patlama olabilir ve böceğe zarar verebilirdi.
Sonuç olarak, bu mekanizmanın çalışması için her aşama, vakti gelince olması gerektiği gibi (ne eksik nede fazla) çalışmalıdır. Bu kadar mükemmel bir sistemin rastgele meydana gelmesi mümkün değildir. Böcek bütün bunları bilgi ve kabiliyeti ile yapmış değildir. İnsanların, bir sürü korunma önlemi alarak kimya laboratuarlarında uygun ortamlar oluşturup saatlerce uğraşarak gerçekleştirebilecekleri bu tepkimeleri, bu küçük böcek istediği zaman, istediği miktarda kolayca yapabilmektedir.
Bütün canlılara onlar için en uygun savunma sistemini veren Rabbimiz, bu böceğin vücuduna da bu mekanizmayı yerleştirmiştir.

FEDAKÂR İŞÇİ TERMİTLER
Görünüşleri itibariyle karıncalara benzeyen hatta “beyaz karıncalar” diye de adlandırılan termitlerin yaklaşık 3 bin türü vardır. Termitler, özellikle tropik ve subtropik bölgelerde odun gibi organik maddelerle beslenirler.
Rabbimizin, bütün canlılar için koyduğu “yardımlaşma” prensibinin termitlerin hayatında da çok önemli bir yeri vardır. Rızıklarını bulma ve savunma gibi konularda harikulade bir dayanışma sergilerler. Koloniler şeklinde yaşayan termitlerde genel olarak iş bölümü şu şekildedir: Kraliçe; neslin devamından, işçiler; yuvanın her türlü ihtiyaçlarını karşılamadan, asker termitler ise savunmadan mesuldür. Fakat gerektiğinde işçi termitler de savunmaya destek verir. Bilim insanlarını hayrete sevk eden termitlerin savunma silahlarının bir yenisi 2012 yılının Haziran ayında keşfedildi.
Academy of Sciences of the Czech Republic’den Jan Sobotnik ve Université Libre de Bruxelles’den Thomas Bourguignon, Fransız Guyana’sında yaptıkları araştırmalarda Neocapritermes taracua türü termitlerin hiç görülmemiş bir özelliğini keşfettiler. Bu keşifle işçi termitlerin muhteşem bir özelliğini ortaya çıkarttılar. Bu türün işçileri yaşlanıp da artık çeneleri gücünü yitirip yiyecek toplama kabiliyetleri azalınca yani tam emekliliğe ayrılacakları zaman sanki orduya seferberliğe çağrılırlar.
Allah’ın (c.c.) ihsanıyla bir kimyasal silah uzmanı gibi savunma sisteminin elemanı olarak görev alırlar. Bu yaşlı işçiler kolonileri saldırıya uğradığı zaman sırt ile boyunları arasında içi kimyasal bir madde ile dolu, küçük bir damla kadar olan bir baloncuk şişirerek patlatırlar.
Bu termit türünün işçileri yaşlanıp artık diğer işleri yeterince yapamaz hale gelince kolonilerini savunma görevi alırlar. Savunma mekanizması olarak kartala pençe, çitaya hız, bukalemuna kamuflajla canlılara en mükemmel savunma yeteneği veren (Ra’uf) Rabbimiz, termitlere de bu sistemi uygun görmüştür. İşçi termitler yaşlanınca sırt tarafının iki omuz başına, sırt çantasına benzeyen, mavi kristal bölmeler ihsan edilir.
Analizler neticesinde bakır (Cu) içerdiği anlaşılan hemosiyaninli bir çeşit protein olan bu kristaller tehdit anında birleştirilirler. Daha sonra bu kristalin içinde tükürükle birleşmesiyle bir kimyasal tepkime meydana gelir. Tepkime neticesinde düşmanlara yapıştığı zaman, onların yaralanma ve ölmesine sebep olan yapışkan, jel kıvamında bir sıvı madde elde edilir. Bu madde, bir bomba gibi sıkıştırılarak şişirilir ve patlatılır.
Patlama neticesinde etrafa saçılan zehirli madde, temas ettiği yerleri çürütür. Bu mavi kristal maddenin formülü, tepkimenin nasıl, hangi şartlarda gerçekleştiği tepkime denklemi ve detayları henüz bilinmemek tedir.
Yaşlanan fedakâr işçi termitlerin bu şekilde görev almaları; her şeyi kusursuzca yöneten (Vâli) Rabbimizin aslan, kaplan gibi yırtıcıların hasta, yaşlı ya da zayıf olan antilopları yemesi gibi tabiata koyduğu bir kanundur.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle