YAZARLAR

İlhan GÜLER

Yol...

Yollar vardır yaratılanların önünde uzayıp giden. Kimi uzun kimi kısa. Mahlukatın nefesleri adedincesinden bahsedilir Hakka giden.

Hedefe ulaştıran yol kıymetlidir. En kestirmeden götüren en Kıymetli olsa gerek. Yaratan istikamet üzere olanını anlatır Kitabın başında. Hemen akabindede sözü rehbere getirir ve onun özelliklerini ortaya koyar. Sonunda da yanlış yola gidenlerin yoluna değil diyerek bitirir Fatiha’yı.

Burada önemli bir nokta, Yolların rehberle gidilmesi gerekliliğidir. Yoksa 124 bin peygamber ve binlerce evliya, asfiya ve mukarrabin olur muydu insanlara rehberlik yapan. Yollar onlarla aydınlanır, kolaylaşır ve sonuna varılır. İncelikler onlarla keşfedilir, zorluklar onlarla aşılır.

Istikamet üzere olan yollar kurallarla ve belli disiplinlerle tezyin edilmiş süslenmiştir. Çetin imtihanlar konulmuş, sarp yokuşlar koşulmaya mecbur kılınmış yolcular. Rehbere uyanlar endişesiz uçarlar sonuca.

Dalalete sapanların yoluna gelince, rehber yoktur o yolda ya da şeytandır rehber orada. Giderken gayet rahat ve eğlenceli olan yolun sonu acı, ızdırap ve cehennemdir. Gel gör ki geçici rahatlık ve sınırsızlık bir anda insanoğlunu cezbetmekte, kucağına düşenlere de aman vermez. Elini kaptıran kolunu kurtaramaz. Hayatın bir yerinde bir ilahi inayet yetişmezse imdadına yolun sonu gayya olur.

Rehber ve klavuz yolun olmazsa olmazıdır. Basit bir dağ tırmanışında bile ihtiyaç duyuluyorsa, yolculukları kolay ve verimli hale getirmek için büyük yatırımlarla elektronik cihazlar üretiliyorsa ebediyet yolculuğunun tek başına olması düşünülebilir mi?

Rehberi gerçekse insanın yolda da mutludur insan sonuna vurmadan. Değişik tecelli dalga boyunda ilerlerken yolunda ya da biterken zaman bu dünya da zevk zemzemesi yaşar insan farklı duraklarda. Başa gelen bela, musibet ve sürpriz hadiseler anlayıp okuyabilene Yaradan dan bir hediyedir belki. Olgunlaştıran, üretmeye zorlayan, geliştiren ve muhasebe ufkuna ulaştıran birer mukaddes armağan.

Yaşadığı hadiseleri böyle değerlendiren insan zorluklarla mücadele azmi kazanır ve pes etmez, ertelemez, asla vazgeçmez. En önemlisi iradesiyle gelmediği hayatı iradesiyle terketmeye kalkmaz. Hak katında mukaddes olanlara saygıda kusur etmez. Canı cananı, ırzı namusu, malı mülkü tarumar etmez. Duygularından arınıp insanlığın dışına çıkmaz. Böyle olması öncelikle insani sonra da İslâmîdir.

Yol edep ve adabına mugayir davranma ise öncelikle bir nasipsizliktir. Günümüz dünyası bu nasipsizlikten öyle beslenmiştir ki ölçmek imkansızdır. Cehalet ve rehbersizlik ağında insanoğlu bir canavara dönüşmüş ve önü alınamamakta. Müslümanlar'ın yaşadığı toprakların durumu ortadadır. Eline bir alet alan sözde İslam adına başlıyor kesmeye. Hakim kendisi savcı ve cellatta kendisi. Arkada kalan mazlumların, mal ve mülkün sahibi de kendisi. Bu nasıl adalet ve düzen böyle. Bırakın insanlığı vahşi hayvanlarda bile böyle bir sistem yok. Allah sonumuzu hayreylesin. Yol yol değil kılavuzda rehber değil.

Ecdad noktayı koymuş aslında, “kılavuzu karga olanın...”. Durumumuz şimdilik bu. Yarınlar adına Allah kerim. Ümitler zirvede Müslüman gayret...

Yazarın önceki yazıları

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle