YAZARLAR

Hüsrev Simavi

Din Hizmetlerinde Hedef Kitleyi Tanımanın Önemi

Her konuda olduğu gibi din hizmetlerinde de hedef kitleyi ve muhatabı tanımak çok önemlidir. Niye mi eğer hedef kitleni iyi tanıyabilirsen ona uygun bir din dili geliştirebilir ve onun ihtiyaçlarına cevap verebilirsin. Bu konuda Rabbimiz Taha suresinde şöyle emreder: Firavun'a gidin! Çünkü o, iyice azdı. Ona tatlı, yumuşak bir tarzda hitap edin. Olur ki aklını başına alır yahut hiç değilse biraz çekinir. Buyurarak Rabbimiz Hz. Musa as için muhatabı ve hedef kitleyi tanıtmıştır. Bu tanıtma ona hitap edeceği dili bile söylemiştir ki eğer yanlış bir ifade veya sert bir giriş yaparsa onun küfrünü artıracaktır. Bu sebeple din hizmetinde hedef kitleyi tanımak önemlidir. Onu tanımak bizlere ona hitap üslubumuzu şekillendirir.

KURAN VE PEYGAMBERİMİZ BİZE HEDEF KİTLEYİ TANIMAYI ÖĞÜTLER:

Kutsal kitabımızın inen emirlerine baktığımızda hedef kitleye göre hareket ettiğini görürüz. Nerede mi ilk inen ayetlere Mekki ayetlere baktığımızda inen ayetler genellikle iman hakkındadır. Çünkü o gün o insanların ihtiyacı olan şey imandır. Eğer içkiden veya zinadan bahsetseydi o insanlar imana girmek için düşünürlerdi. Peki, bahsedilmedi mi? Bahsedildi hem zinadan hem içkiden ama ne zaman Medine dönemindeki medeni ayetlerde hem de aile içi konulara ve mirasa varıncaya kadar anlatıldı. İşte Yüce Kitabımız bu tercihleri ile bize şunu anlatmaktadır: değerli din hizmeti yapan müminler! Hedef kitleyi tanırsanız daha güzel ve verimli din hizmeti yapmış olursunuz. Ayrıca verilen hutbelerde toplumu tanıyabilirsek daha iyi onların ihtiyaçlarını karşılamış oluruz. Nitekim Peygamberimiz irat ettiği hutbelerde toplumun ihtiyacı belirlemiş ve o ihtiyaca göre hutbelerini okuyup toplumunu seçkin bir zümre haline getirmiştir ki bizler ona Sahabi diyoruz. Onu bu hale getiren Peygamberimizin etkili iletişimidir. Ona bunu sağlayan en önemli şey ise hedef kitlesini iyi tanımasından geçer. Bu konuda Amr b.el-As Müslüman olduğunda Halid b. Velid ile Peygamberimiz onlara; ben de sizin gibi zeki insanlar nasıl oluyor da Müslüman olmuyor diyordum diyerek muhataplarını ve hedef kitlesini rencide edip kırmadan gönüllerini okşamıştır. Ayrıca Peygamberimiz Bu konuda bizlere şöyle buyurmaktadır: insanlara akıllarının alabileceği kadar konuşun. Yani farz edelim okuma yazma bilmeyen insanların yanında uzaydan, gök cisimlerinden bahsedersek bize ne diyor diye bakar? Ama onun anlayacağı dilden anlatırsak bizim söylediklerimizi hem dinler hem de anlar. İşte insanların anlayacağı dilden konuşmak için onları iyice tanımamız gerekir onları tanımak da imam-müezzin-müftü ve vaizler için masa başında oturarak olmaz. Ne yapmalıyız onları tanımak için halkın arasına karışmalıyız ki onları tanıyabilelim ve onlarla ortak bir din dili oluşturabilelim. İşte bunun için önemlidir hedef kitleyi tanımak.

Sonuç: bir toplumu oluşturan şey bireylerdir. Ve bu bireylerin ihtiyacı olan şeyler vardır. Bunlardan bir tanesi de o toplumun dini gereksinimlerinin karşılanmasıdır. Bu karşılama da onları camide beklemekle olmaz onların gelmediği yerde bizler onlara gitmeli ve ihtiyaçlarına cevap vermeliyiz. Bu da ancak toplumla bütünleşmiş, toplumun içinde olan insanlarla mümkündür. Bunu sağlayan şey ise hedef kitleyi tanımakla olur. Oturup insanların bize gelmesini bekleyemeyiz. Peygamberimiz Mekke’ye 80 km uzaklıkta olan Taif şehrine niye gidiyor onları ayağına beklemiyor? Hem de araba yok uçak yok. Ona bunu yaptıran tebliğ aşkıydı. O aşk bizi oturduğumuzdan yerden kaldırmalı ve insanlara Rabbimizi tanıttırmalı. Onun yolu da hedef kitleyi tanımaktan geçer. Hedef kitleyi tanımak ise onlarla beraber olmaktan geçer. VESSELAM.

Yazarın önceki yazıları

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle