YAZARLAR

Hüdai SEYİR

Kurtuluş Reçetesi

Asra yemin ederim ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Bundan ancak iman edip Salih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır. (Asr Suresi)

İnsanoğlu içinde yaşadığı her zaman ve zeminde daima hüsrana meyyal bir şekilde yaşamakla imtihan edilmektedir. Bunun en büyük sebebi, Allah’ın insana verdiği nefisten kaynaklanmaktadır. Nefisle mücadele bir insanın en büyük harbidir. 

Şüphesiz bu bilgi, insanın kendisini bilmesinin gereğidir. Nitekim “İlim ilim bilmektir, İlim kendin bilmektir, Sen kendini bilmezsin, Ya nice okumaktır” (Yunus Emre) dizeleri de insanın kendisini bilmesinin önemini göstermektedir. Kendini bilen herkes bu bilgiye sahiptir ki, nefis insanın en büyük düşmanıdır. Bu düşmanla mücadelede insanlığın bilmesi ve teçhiz olması gereken bazı bilgilere ihtiyaç vardır. 


Allah insanın hüsrandan kurtulma formülünü kısacık bir surede Asr suresinde öğretmektedir. Şimdi hep birlikte bu surenin formülünü çözmeye çalışalım.

1.Formül: İman etmektir. İman, bir insanın ebedi bir hayatı kazanabilmesi için olmazsa olmazlardandır. Kur’an’da bu gerçek öyle çok anlatılmaktadır ki bunu izah etmeye lüzum dahi yoktur.

2.Formül: Salih amel işlemektir. Salih amel: Allah rızası için, Allah ve Rasûlü’nün emrettiği şeyi yapmak demektir. Kur’an’da Salih amel, imanla hep beraber kullanılmıştır. Bu surede de kullanıldığı gibi. Bu şunu göstermektedir ki, imanın tekâmül edebilmesi ve sağlamlaşabilmesi için insanın iman etmekle beraber imanı Salih amellerle süslemesi gerekmektedir. İmanın fenomeni de Salih amelle olmaktadır. İşte Salih amel işleyenler hüsrana uğramayacaklardır.

Bu iki formül insanın kişisel gelişimi için de en büyük anahtardır. İnsanlar kendilerini gerçekleştirmek ve geliştirmek istiyorlarsa bu iki formülü yerine getirmeliler. Her ne kadar bunsuz bir kurtuluş yolu aransa da ebedi hayata bakan yönüyle bir hüsran yine yaşanacaktır. Hâlbuki bir Müslüman’ın bu bağlamda akıllı davranarak temiz ve sahih olan yolla huzuru yakalaması her zaman için yararına olacaktır.

3.Formül: Hakkı tavsiye etmektir. Bu, doğrunun ve hakikatin her halükarda peşinde olmayı ve yılmaz savunucusu olmayı gerektirir. Bu ise “emri bil mağruf, nehyi anil münker” dir. Yani, iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmaktır. Doğru bildiklerimizi insanlara anlatmaktır. Bu iş, aynı zamanda Allah’ın da emridir. Ama işin nasıl yapılacağını Evrenin öğretmeninden (sav) dinleyelim: “Bir kötülüğü gördüğünüz zaman onu elinizle düzeltin. Şayet buna güç yetiremiyorsanız dilinizle düzeltin. Şayet buna da gücünüz yetmiyorsa kalben buğz edin. Bu ise imanın en zayıf noktasıdır.”

Bunun yanında hakkı tavsiye aynı zamanda imanî hakikatleri insanlara anlatmaktır. Şimdi soralım: “Hangimiz bir Hindu’ya İslam’ı anlattık? Hangimiz bir Afrikalıya imanı anlattık? Hangimiz bir Rusyalıya Hakikatin ve kurtuluşun Allah’a iman olduğunu anlattık?” Allah sormayacak mı bizlere: “Ey kulum ben seni bana iman eden bir ortamda yarattım. Seni bu anlamda şanslı yarattım. Sen de benim hakikatlerimi bana iman etmeyenlere anlatmalı değil miydin? Neden onların ebediyen cehennemde yanmalarına göz yumdun?” derse ne diyeceğimizi hiç düşünebildik mi acaba?

4.Formül: Sabrı tavsiyedir. Toplumda her zaman birilerinin Allah’ın musibetine maruz kalması muhtemeldir. Veya birilerinin büyük bir problemle karşı karşıya kalması da muhtemeldir. Bu durumda bir Müslüman’ın diğer Müslüman kardeşine yapacağı en güzel hareket ona sabrı tavsiye etmesidir. Tabi ki bu sabrı tavsiye sadece sözle nasihat etmek değildir. Onun, problemi aşmasında yanında olmasıdır veya O’na yardımcı olmasıdır. Bu, toplumda bireylerin beraber olmasını ve birbirlerine ülfet beslemesine en büyük katkıdır.

Hakkı ve sabrı tavsiye de bir toplumun topyekûn kurtuluşu için en büyük formüldür. Böyle bir çaba içerisinde olan toplum yıkılmaktan kurtulacaktır. Bu da o toplumu, hüsrandan kurtaracaktır. Görülüyor ki bu kadar basit ama büyük hayırlara netice veren bu değerler, bizlere karanlık yolda bir ışık gibi kılavuzluk yapmaktadır.

Şafi, Asr suresinin problemlere çözüm olma hususunda mücmel bir özelliğe sahip olduğunu ve sadece bu surenin bile Peygamberimize indirilmesi durumunda her şeye yetebileceğini ifade etmiştir. Bu da şunu göstermektedir ki problemler ne kadar çetrefilli olsa da çözümleri o kadar olmamakta bilakis basitliğiyle dikkatlerimizi celbetmektedir.

Ashab bir iman sohbeti yaptıktan sonra Asr suresini okur öyle ayrılırlarmış. Bu iman ve İslam eğitiminde alınması gereken bir ölçüttür. Bizler de her zaman ve zeminde hüsrana uğrarken bu değerleri yaşatmak adına elimizi taşın altına koymalıyız.

Allah bizleri iman edenlerden, Salih amel işleyenlerden, hakkı tavsiye edenlerden ve sabrı tavsiye edenlerden eylesin. (Âmin)

Yazarın önceki yazıları

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle