YAZARLAR

Hasan MEHMETOĞLU

Çocuk Terbiyesinde Hz. Peygamber’in (sav) Uygulamaları

Çocukların olması gereken yetişkinlik durumunu itibara alarak onlara yaklaşmak sağlıklı iletişim açısından daha verimli olmaktadır. Onları birer yetişkin gibi saymak, diyalog kurmada herkesle eşit tutmak önemlidir. Ergenlik dönemi olarak bilinen gençlik devresini sağlıklı olarak geçmelerine yardım etmek hayatlarının ileriki döneminde belirleyici etkiye sahip olacaktır.

Çocuğun karakter oluşumu dönemi olan ergenlik çağı, özenle sürdürülmesi gereken sabırlı bir yaklaşım gerektirir. Özellikle hayâ duygusunun belirtilerinin müşahede edildiği zaman, ne serbest bırakılıp çocuğum hayâlıdır fikrine kapılmalı ve ne de sımsıkı takip ederek bunaltılmamalıdır. Bu aşamada ebeveyn ve eğitimci sabırla yetişkinin seviyesine denk hareket ederek, arkadaş denkliğinde bir irtibat kurmaya çalışmalı. İstenilen güzel huyları ve hasletleri uygulayarak bazen tavsiye ederek çocuğa rehberlik yapmalı. Güzel olmayan davranışlarından yumuşak ve ısrarlı olarak vazgeçirmeye, güzel davranışlarından dolayı da mutlaka mükâfatlandırmaya özen göstermeli. Her insan kendi yönünden meseleye bakacak olursa anlaşılması daha kolay olacaktır. Yetişkin olanlar çocukluk döneminde muhatap oldukları ve hoşlanmadıkları davranışlara bakarsa yetişme çağında olanlara nasıl yaklaşacağını büyük oranda belirleyebilir.

Hz. Peygamber’in (sav) peygamber olarak gönderildiği zaman; Arap Yarımadası’nda insan ve insanlığa dair değerler o kadar alt üst olmuştu ki Kur’an-ı Kerim, kız çocuğu olduğu haber verilen kimsenin halini şöyle tasvir eder: “Onlardan biri, kız ile müjdelendiği zaman içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir. Kendisine verilen kötü müjde yüzünden halktan gizlenir. Şimdi onu, aşağılanmış olarak yanında tutacak mı, yoksa toprağa mı gömecek? Bak, ne kötü hüküm veriyorlar!” (Nahl 16/58-59) Merhamet duygularının tamamen köreldiği, yaşamanın en zor hale geldiği bu zaman diliminde herkesin imdadına şefkat ve merhamet temsilcisi Hz. Peygamber (as) yetişiyor. Çok zaman geçmeden çocuklarla ve özellikle kız çocuklarıyla ilgilenerek halk arasında yerleşmiş olan acımasız ve batıl anlayışları ortadan kaldırmıştır.

Hz. Zeynep’in kızı, Hz. Peygamber’in (as) torunu Hz. Ümâmenamaz safları arasından geçerek, omzuna çıkardı da O (as) çocuğu rahatsız etmemek için secdesini uzatır, kıyama kalkınca yere koyar tekrar üzerine çıkmasına izin verirdi. Aynı şekilde Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (ra) mescide girince, birbirlerine sarmaş dolaş ilerlerken, minberden iner onları yanına alır sonra hutbesini tamamlardı. Bazen torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i (ra) kucağına alır, “Allahım ben bunları seviyorum sende onları sev.” diyerek dua ederdi. Onları ağızlarından, yüzlerinden, göbeklerinden öpmüş, dilini ağzıyla emmiştir. Oğlu Hz. İbrahim’i sütanneye verdikten sonra belirli aralıklarla ziyaret edip onu sevmiştir. Çocukların başını okşar onları koklardı. Çocuklarla şakalaşır onlara latife yapar, oyunlarına iştirak ederek eğlendirirdi. Hz. Enes’e (ra) iki kulaklı diyerek hitap eder, Hz. Hasan’a (ra) yaramaz derdi.

Hz. Peygamber’in (sav) çocuklara olan ilgi ve şefkati, sabah namazını kıldırırken ağlamaya başlayan çocuğun annesi namazda bulunuyordur düşüncesiyle birinci rekâtta uzunca okumasına karşılık ikinci rekâtta en kısa surelerden birini okumasına sebep olmuştur. Hz. Enes’in kardeşi Umeyr’in kuşu ölünce onunla ilgilenip teselli etmiştir. Hz. ÜmmüGülsüm vefat ettiğinde oturup mezarı başında ağlamıştır. Yine Hz. İbrahim vefat ettiğinde de üzülüp ağlamış: “Göz ağlar, kalp üzülür, fakat biz Allah’ın rızasına uymayan söz sarf etmeyiz. Vallahi ey İbrahim ölümün sebebiyle hepimiz üzgünüz.” buyurmuştur. Çocukların hastalıkları ile yakından ilgilenmiş, tedavileri için tavsiyelerde bulunup onlara dua etmiştir.

Çocukların oyun ihtiyaçları önemsenerek dikkate alınmıştır. Hz. Peygamber (as) “Çocuğu olan onunla çocuklaşsın.” buyurarak çocuklarla vakit geçirmeyi teşvik etmiş, “Toprak çocuğun baharıdır.” ifadeleriyle çocuğun toprakla oynama ihtiyacına işaret etmiştir. Çocukların temizlik, beslenme, eğitim, terbiye, kılık kıyafet ve süslenme, yemek yeme ve konuşma adabı gibi her meselelerinde ailelere rehberlik etmede Hz. Peygamber (sav) hassas davranmıştır.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle