VAAZ

Vaaz: İstiklal Marşı ve Ruhu

'İstiklal Marşı ve Ruhu' konulu vaazı siz değerli okuyucularımız için hazırladık.

İSTİKLAL MARŞI VE RUHU-1

اَعُوذُ بِاللَّهِ مِـنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيــمِ             بِسْــــمِ اللَّهِ الرَّحْمَـنِ الرَّحِيـم      

اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ العَالَمِي                          وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَعِين        
Değerli Müminler,

İstiklal Marşı şairimiz Mehmed Akif, Milletimizin en buhranlı,en çalkantılı ve en zor döneminde memleketin en gür sadâsı olmuştur. Bugün, Millet olarak varolmamıza sebep olan şehitlerimizin ve Mehmet Akif’in ruhu şâd olsun. Rabbim, Milletimize bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.

İstiklal Marşı, Akif’in şair olarak duygu ve sezgilerini ifade ederken, dini ve kültürel arka planında da bir çok noktaya atıfta bulunduğu edebî bir metindir. İstiklal Marşı, Milli Mücadelemizin zor ve sıkıntılı anında, savaşın kızıştığı bir zaman da yazılmış ve Ordumuza manen güç  kazandırmıştır. Milletimizin destanını anlatır. Bağımsızlığımızın en büyük alametidir.

Aziz Cemaat,

İstiklal Marşı’nın ruhunun anlaşılması, İstiklal Marşının yazıldığı dönemi iyi bilmemize bağlıdır. 1918 yılında 1. Dünya savaşının bitimi ile yapılan Mondros Mütarekesin’de ordumuz dağıtılmış ve fiilen işgale uğramışız. 14 ay süren Çanakkale Savaşlarında 250 binin üzerinde şehit vermişiz. İ’tilaf Devletlerinin vatan toprakları üzerinde planlarının olması, Devletin borç içinde ve Millet olarakta yokluk içinde olmamız, bu hal ve şartlarında bizi ümitsizliğe düşürmesi söz konusudur. İstiklal Marşı; hem düşmanlarımızın sinsi planlarına karşı “Akifçe” bir tepki hemde milletimize ümit olmuş, askerlerimizi de cesaretlendirmiştir.

Akif, İstiklal Marşı’nda duygularımıza tercüman olmuş, Türk Milletinin bağımsız kalma, hür olma iradesini ifade etmiştir. Milli mücadelenin adıda “İstiklal Cidali” yani bağımsızlık savaşıdır. “İstiklal” bir milletin, millete ait değerlerini bağımsız kılma, milletin kendi değerlerini üretme ve korumada kendi kendine karar almasıdır. Onun için Akif, İstiklal Marşı’na “Korkma” diyerek başlamıştır. Mehmed Akif, Hasan Basri (ÇANTAY)’ın evinde iken, Hasan Basri ve Maarif Vekili Hamdullah (SUPHİ) Bey’in marş için hükümetçe konan 500 liralık mükafatı müzakere ettikleri sırada, Akif’in buna itirazı sonucu; Hasan Basri’nin marşı kendisinin yazmasını teklif etmesi ile Akif duygu yoğunluğuna girmiş, evin küçük odasına girerek ilk mısraları tırnakları ile duvara kazıyarak yazmıştır. O günlerde Ankara’da kaldığı Taceddin Sultan’ın evinde marşın diğer mısralarını tamamlamıştır.

Mehmed Akif hem dini ilimlerde hemde fenni ilimlerde yetkindir. Bir taraftan "Bab-ı Meşihat" (şeyhülislamlık) dairesine bağlı  “Dar’ul- Hikmet’ül İslamiyye” (Yüksek İslam Şurası) üyesidir. Diğer taraftan baytardır, veteriner hekimdir. Ayrıca “Sebilürreşad” adlı gazete de çıkarmaktadır. Babası Tahir Efendi’den arapça ve farsça, Baytar Mektebinden de fransızcayı öğrenmişti. Dolayısı ile Akif,  hem milli ve dini kaynaklara vakıftı hemde batıyı iyi tanıyordu. İstiklal Marşı’nın ruhunu anlamak için; Akif’in bizler tarafından tanınması ve Gençlerimize de tanıttırılması gerekiyor.

Aziz Cemaatim, bu girişten sonra “İstiklal Marşı” nın manasını anlamaya, ruhunu duymaya gayret edelim.

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

Kıymetli Müminler,

Mehmed Akif “Korkma” ifadesini; 622 tarihinde Hz. Muhammed (sav)’in Hz. Ebubekir ile Sevr mağarasına sığındıklarında, müşrikler tarafından bulunma endişesine kapılan Hz. Ebubekir’e Allah Rasulü’nün “لَا تَحْزَنْ” (Tevbe,9/40) ayetinden almıştır. Çünkü 1911 Trablus, 1912 Balkan, 1914-1918 I. Dünya Savaşı ve Çanakkale Savaşları ile yorgun ve ye’s’e düşen Anadolu insanı;  1920 de ise Fransa’nın Banliyolarından Sevr Kasabasında yapılan anlaşma ile Milletimiz Anadolu topraklarına sıkıştırıldı, etrafı düşmanlar ile kuşatıldı. O endişe anında, Peygamber (sav) varisi bir alim olan Mehmed Akif, Türk milletine “Korkma” demiştir. Bu dar ve yor zamandan; Allah’a dayanarak, tevekkül ederek çıkılabileceği ümidini ve cesaretini vatan evlatlarına vaazları ile de anlatmış, yazdığı şiir ile İstiklal Mücadelesi’nde askerimize moral kaynağı olmuştur.

“Şafak” güneşin doğuşu ve batışı anında oluşan aydınlığa denir. “Sancak” ise milli kaynaklarımızda, mecaz-ı mürsel sanatı kullanılarak güneşe benzetilir. Anadolu semalarında güneş görüldüğü sürece “sancak” hep yerinde kalacaktır.

“En son ocak” ifadesinde; Anadolu topraklarında ocağı tüten son bir kaç ev, bir kaç kişi kalmış olsa bile, Ey milletim! sakın hâ! ümitsizliğe kapılma, mefhumu vardır. Kalan en son ocağın görevi bayrağı dalgalandırmak olduğuna göre, o son ocaklarda kalanlar bu görevi başaracak ve milletin boyunduruk altına alınmasına imkan ve fırsat vermeyeceklerdir. Çünkü Allah (cc) ümitsizliği yasaklamış, ye’s halini mümine uygun bulmamıştır. “لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِۜ” (Zümer, 39/53) ve “وَلَا يَا۬يْـَٔسُوا مِنْ رَوْحِ اللّٰهِۜ” (Yusuf 12/87) ayet-i kerimelerinde “Allahtan ümit kesmememiz” talim edilmektedir.

Akif’in Bayrağa seslendiği 2. kıtayı 10. kıta ile birlikte değerlendireceğiz.

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.

Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Muhterem Müminler,

Akif, Türk Milletinin evlatları olarak her daim hür yaşadığımızı mısralara döktükten sonra, hiç bir zaman esir düşmeyen, özgürlüğünden ödün vermeyen bu “Aziz Millet”in yine bu zor  zamanda da, zincir vurupta onu hapsetmeyi düşünenlere imkan vermeme adına cesaretini tekrar be tekrar ortaya koyacağını anlatırken; Göktürkler’in son ocak, son 4 kişi kalarak 400 yıl sıkıştıkları vadiden demir madeni yatağı dağı eriterek, önündeki dağları yırtmış ve bir sel gibi enginlere sığmamış ve taşmıştır. Şimdi de Anadolu topraklarına sıkıştırılıp, bağımsızlığına göz dikilen bu “Aziz Millet” buna izin vermeyecek, bunu düşünenlere tekrar kükremesini bilecektir. Yine sebepler planında Allah’ın izni ve yardımı ile imkansız mümkün olacak, her türlü engel aşılmış olacaktır.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar;

Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddım var.

Değerli Kardeşlerim,

Anadolu topraklarını dört bir taraftan gemi, tank ve toplarla kuşatıp, Milletimizin etrafını demir yığını silah dağları ile ören düşman devletlerinin farkında olmadıkları, askerimizin göğsünün iman ile dolu olması. Vatan topraklarının etrafını zırhlarla duvar örmeyi düşünenleri hayal kırıklığına uğratacak, Kur’an da anlatıldığı gibi sınırlarımızı bekleyen “ribat”, hâzır ve nâzır olacak, düşmanları geçmede sabır gösterecek ve onları korkutacak, kalbi taş bağlayanları çatlatacak  ..........................

وَاَعِدُّوا لَهُمْ مَا اسْتَطَعْتُمْ مِنْ قُوَّةٍ وَمِنْ رِبَاطِ الْخَيْلِ تُرْهِبُونَ بِه۪ عَدُوَّ اللّٰهِ وَعَدُوَّكُمْ وَاٰخَر۪ينَ مِنْ دُونِهِمْۚ لَا تَعْلَمُونَهُمْۚ اَللّٰهُ يَعْلَمُهُمْۜ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ شَيْءٍ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ يُوَفَّ اِلَيْكُمْ وَاَنْتُمْ لَا تُظْلَمُونَ

“Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah'ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah'ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. Size zulmedilmez.” (el-Enfâl, 8/60 )
                                                                                                                                                     يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اصْبِرُوا وَصَابِرُوا وَرَابِطُوا وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ                                                                  

“Ey iman edenler! Sabredin. Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin. (Cihat için) hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.” (Alu Imrân, 3/200)

............. ve Allah Rasulu (sav)’in verdiği müjdeyi ...................

"Allah yolunda sınırda bir gün nöbet tutmak, dünya ve üzerinde bulunanlardan daha hayırlıdır" (Buhârî, Cihad, 73)

"Iki göz vardır ki onlara ateş değmez: "Allah korkusundan ağlayan göz ile Allah yolunda nöbet bekleyen göz" (Tirmizî, Fedâilu`l-Cihad, 12)

............. kalbinde taşıyan ve cepheyi asla terk etmeyecek askerlerimiz, örülen bu duvarı yek ile yeksan eyleyecektir.

Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,

Mehmed Akif, “Ulusun” kelimesini İstiklal Marşının osmanlıca aslında nazal “N” (ڭ) ile ifade etmiştir. Yani “Ulusun” kelimesi canavarın uluması, bağırması anlamındadır. “İstiklal Cidali”nin yaşandığı yıllarda ve öncesinde “Manda” zihniyetin de olan idareci ve aydınlarımız vardı. Bu insanların bazısının korku ile bazısının da iyi niyet ile Amerika veya İngiltere hakimiyetini kabul etme düşüncesi, insanımızın savletini ve gücünü kırıyordu. Akif, bu mısrası ile, Aziz vatan evlatlarına;  hem “manda” zihniyetinde olan aydınların ve idarecilerin ye’s hallerinden etkilenmemeyi hemde “canavarlaşan medeniyet”in görüntüsünden korkmamak gerektiğini anlatır.

Muhammed İkbal’in ifadesi ile “İslamın son kalesi” olan Anadolu insanının .............

يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوٓا اِنْ تَنْصُرُوا اللّٰهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ اَقْدَامَكُمْ

“Ey inananlar! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz, o da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.” (Muhanned, 47/7)

............... ve Allah’a dayanan, O’na (cc) güvenen ve sabreden bu necip milletin,..............

وَاِنْ تَصْبِرُوا وَتَتَّقُوا لَا يَضُرُّكُمْ كَيْدُهُمْ شَيْـًٔاۜ اِنَّ اللّٰهَ بِمَا يَعْمَلُونَ مُح۪يطٌ۟

“Eğer siz sabırlı olur Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız onların hileleri size hiç bir zarar vermez. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır.” (Ali İmran 3/120)

اِنَّا لَنَنْصُرُ رُسُلَنَا وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَيَوْمَ يَقُومُ الْاَشْهَادُۙ

“Şüphesiz ki, peygamberlerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz.” (Mümin, 40/51)

وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ فَهُوَ حَسْبُهُۜ

“Kim Allah’a tevekkül ederse, o kendisine yeter.” (Talak, 65/3)

........... imanını boğmaya dahili ve harici düşmanların güçlerinin yetmeyeceğini anlatır.

Rabbim Mehmed Akif ERSOY’a layık olmayı ve Safahat'inde anlattığı “Asım’ın Nesli”ni yetiştirmeyi, Asım b. Sabitlerin yolundan gitmeyi nasib eylesin. Amin...

Gelecek  hafta kaldığımız yerden “İstiklal Marşı” nın manasını anlamaya gayret edeceğiz.

Kaynaklar:

1.      TDV İslam Ansiklopedisi İlgili Maddeler
2.      Prof. Dr. Nurullah ÇETİN, “İstiklal Marşımızı Anlamak”
3.      Vehbi VAKKASOĞLU, “Mehmed Akif” ve “Akif Dede”
4.      18.03.2013 tarihli “Öteki Gündem” adlı tv programı
5.      Prof. Dr. Azmi BİLGİN, “İstiklâl Marşı ve Üzerine Yapılan Çalışmalar”
6.      Yrd. Doç. Dr. Ali ŞEYLAN, “Mehmed Akif ve İstiklal Marşı Üzerine Yapılmış Bazı Çalışmalar-Araştırmalar”

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle