HAYAT

Takke takmanın İslam'da hükmü nedir?

Site yazarımız Ahmet Karataş hoca, fetva köşesine gelen "Takke takmanın İslam'da hükmü nedir?" sorusuna etraflıca cevap verdi.

İşte Ahmet Karataş hocanın "Takke takmanın İslam'da hükmü nedir? Günümüzde çok az kullanılan takkenin yaygınlaştırılması gerekli midir?" sorusuna cevabı:

Eski dönemlerde insanların tek başına takke kullanma alışkanlığı olmadığından dolayı Kur'ân'da ve hadis-i şeriflerle takkenin kullanılması ile ilgili olarak açık bir nass bulunmamaktadır.

Ancak, gerek Peygamberimiz sallahu aleyhi vesellem ve sahabe-i kiram, İslâm’dan önce de İslâm’dan sonra da günlük hayatlarında başlarını çeşitli şekillerde örtmüşlerdir (Kenzü’l-ummâl, c.7, s.121). Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e peygamberlik görevi verildikten sonra namaz kılacağı zaman örtmesi gereken avret yerlerinin temiz olan bir elbiselerle örtülmesi gerektiği belirtilmiştir. O da, buna dikkat etmek suretiyle günlük kıyafetleriyle namazlarını eda etmiş ve bu cümleden olarak başındaki sarığıyla namazını kılmıştır. Başı açık olarak namaz kıldığı rivayeti yoktur.

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem çeşitli şekillerde sarık sarmıştır. Bazı rivayetlerde takke'nin üzerine sarık sardığı ifade edilirken (Tirmizî, Libas, 12, 42), bazı rivayetlerde ise takkesiz olarak sarık sardığı rivayet edilmiştir (Tirmizî, Libâs 42; İbnü’l-Kayyım, Zâdü’l-meâd, c.1, s.135; Kenzü’l-ummâl, c.7, s.121, Hadis No, 18284-18286).

Âlimlerin çoğunluğuna göre Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem’in başı açık namaz kılmamasını, namaz kılarken başında bulunan sarığıyla namaz kılmasını aynı zamanda sahabilere ve ümmetine namazlarını sarıkla kılmalarını tavsiye etmesini göz önünde bulundurarak erkeklerin namaz kılarken başlarını örtmelerini sünnet kabul etmişler, başı açık namaz kılmanın sünneti terk etmek anlamına geldiğinden dolayı mekruh kabul etmişlerdir (Şurunbilalî, Merâkı’l-felâh, s.197; İbn Âbidîn, Reddu’l-muhtar, c.1, s.639).

Ancak günümüzde bazı hocalar ise Allâh Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem'in başına sarık sarmasını o dönemin araplarının bir örfü gereği olarak kabul ettiklerinden dolayı namaz kılarken başı örttmenin sünnet olmadığını iddia ederek başı açık bir şekilde namaz kılmanın mekruh olmadığı kanaatini belirtmektedirler.

Fakat bu iddia fıkıh usulü açısından mesnetsiz ve dayanaktan yoksundur. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem'in yaşadığı dönem itibariyle sarık sarmak bir Arap geleneği olduğu doğrudur. Ancak bu gelenek Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem tarafından emredildikten sonra artık bu dini bir hüküm olmuş olur. O, "Benim nasıl namaz kıldığımı görüyorsanız sizde öyle kılın" (İbn-i Hibban, Sahih, c.4, s.561; Darekutnî, Sünen, c.2, s.10 (1069); Beyhakî, Sünen-i Kübra, c.2, s.486 (3856))

Yukarıda da kaynaklar ile belirttiğim gibi Hiçbir zaman başı açık bir şekilde namaz kılmamıştır Dolayısıyla o dönemin Arap geleneğinde sarık sarma adeti olması sebebiyle bunun sünnet olmadığını iddia etmek veya dini bir kıyafet olmadığını iddia etmek doğru değildir. Ayrıca İslam'ın gönderilmesinden önce var olan gerek hükümler gerekse adetler eğer nasslarla (âyet yada hadislerle) yasaklanmamışsa şer'u men keblena (İslâm'dan önce yaşamış olan toplumların meşru kıldığı şeyler) delili kullanılmak suretiyle bunlar meşru kılınarak İslâm'ın bir emri halini almıştır.

Bu yönüyle de düşündüğümüz takdirde namazlarda takke takmanın veya farklı bir şekilde başı örtmenin sünnet olduğu sonucuna ulaşırız. Sonuç olarak deriz ki, "Bahtiyar odur ki, sünnet-i seniyeye uymadaki hissesi ziyade ola. Sünnete ittiba etmeyen tembellik ediyorsa büyük bir zarar, önemsiz görüyorsa büyük bir cinayet, tenkit ediyorsa büyük bir dalalettir." Dolayısıyla cahiliye döneminin örfünde başa sarık sarma adeti olduğu gerekçesiyle namazda (Takke ve benzeri bir şeyle) başı örtmenin sünnet olmadığını iddia etmek büyük bir cinayet, insanların gözünde bu sünneti önemsiz göstermeye çalışmak ise büyük bir delalettir.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle