RÖPORTAJ

SAİT ÇAMLICA: "CEHALETİN PANZEHİRİ ÖĞRENMEK..."

SAİT ÇAMLICA: ‘CEHALETİN PANZEHİRİ ÖĞRENMEK, ÖĞRENMENİN EN İDEAL YOLU OKUMAKTIR’

SAİT ÇAMLICA: ‘CEHALETİN PANZEHİRİ ÖĞRENMEK, ÖĞRENMENİN EN
İDEAL YOLU OKUMAKTIR’

Rabbimiz Allah, Kur’an’da şöyle buyurmaktadır:
“Oku yaratan Rabbin adına, insanı bir yumurta hücresinden yaratan! Oku, çünkü Rabbin
Sonsuz Kerem Sahibidir, (insana) kalemi kullanmayı öğretendir, insana bilmediğini
belleten!” (Alak, 96 / 1-5) İnsanoğlu okuma sorumluluğunu bu ayetlerden almaktadır.
Dünyada kimseye köle olmamak için, mutlaka okumak gerektiğini ifade eden Eğitimci Yazar
Sait Çamlıca ile “Oku, Düşün, Uyan” isimli kitabı ışığında okuma üzerine keyifli bir röportaj
gerçekleştirdik. Bu minvalde Reşat Nuri Güntekin’in şu meşhur sözünü hatırlatmak
gerekiyor: “Memleketin ancak okuyup yazmakla kurtulacağına inananlardanım.” Kurtuluşun
yolu okumaktan geçiyor. Sait Çamlıca, “Okumak ciddi bir iştir. Okumayı sevdirmek, en az
okumak kadar ciddi bir iştir. Ömrüm oldukça, Allah izin verdikçe okumaya ve yazmaya
devam edeceğim” dedi.

Röportaj: Ziya Gündüz

Yazılarınızda çalışmalarınızda okumaya ve düşünmeye çok vurgu yapmaktasınız. Bu
minvalde “Oku Düşün Uyan” isimli eseri kaleme aldınız. Oku, düşün uyan demekte ki
maksadınız nedir?
İlk kitap çalışmamı 2007 yılında yayınlamıştım. Anne Babalara yönelik ‘Çocuk Eğitiminde
33 Hata’ ismini verdiğim ilk kitabımdan, en son yayınladığım kitabıma kadar, her kitap
çalışmamda, az veya çok, kitap okumanın öneminden bahsettim.
Öğretmenler için yazdığım ‘Öğretmen Tohumda Ormanı Görmeli’ kitabımda da, Din
gönüllülerine yönelik yazdığım ‘Mahallenin Kaderini Değiştiren İmamlar’ kitabımda da,
Öğrenciler ve gençler için yazdığım ‘Gençlik Hazinesi’ adlı kitabımda da, din eğitiminde
iletişim konusunu işlediğim ‘Allah Çocuk Yakmaz’ adlı kitabımda da, Din eğitiminde içerik
problemimizi anlatmaya çalıştığım ‘Kur’an Alfabesi mi Ahlakı mı?’ adlı eserimde de hep
okumanın öneminden bahsettim. Daha doğrusu değinmek zorundaydım. Çünkü yaşadığımız
birçok problemin temelinde cehalet yatıyor. Cehaletin panzehiri öğrenmek, öğrenmenin en
ideal yolu okumaktır.
‘Oku! Düşün! Uyan!’ adıyla 2016 yılında yayınladığım kitaptan önce, 2008 yılında
‘Okuyorum O Halde Varım’ adıyla başka bir kitap daha yayınlamıştım. Her ikisinin konusu
da okumanın önemine dairdir. Tek amacım okuyan ve düşünen bir toplum yetiştirmeye katkı
sağlamaktır.

TEK AMACIM OKUYAN VE DÜŞÜNEN BİR TOPLUM YETİŞTİRMEYE KATKI
SAĞLAMAKTIR.
Kitabınızda ‘okumayanların canına okuyorlar’ diyorsunuz. Neden okumayanların
canına okuyorlar?
Dünyanın en çok okuyan ve bilgiye hakim olan toplumlarının, dünyanın en az okuyan ve
bilgiden mahrum toplumlarını nasıl sömürdüklerini görmek, okumayanların canına nasıl
okunduğunu hepimize gösteriyor. Bilgiye hâkim olan Batı, bilgiden mahrum Afrika’yı
sömürüyor.
Bilgiye hâkim olan Dünya’ya hâkim olur. ‘Fatih önce kitapları sonra İstanbul’u fethetti’
başlığında bir makale yayınlamıştım yıllar önce. Fatih Sultan Mehmed, bilgi sayesinde,
kimsenin yıkamadığı Bizans surlarını yıkıp İstanbul’u fethederek yeni bir çağ başlatmıştır.

BİLGİYE HÂKİM OLAN BATI, BİLGİDEN MAHRUM AFRİKA’YI SÖMÜRÜYOR
Bilginin yol gösterici olduğunu söylüyorsunuz. Bilgi insanoğluna nasıl yol gösterir?
Göz için ışık ne ise, akıl için bilgi odur. Gözünüz ne kadar sağlıklı olursa olsun, ışık yoksa
göremezsiniz. Beyniniz ne kadar sağlıklı olursa olsun, bilgi ile beslenmiyorsanız
gör(e)mezsiniz. Görmeden yürüdüğünüz yolda, hangi kuyuya düşeceğinizi, sizi nereye
sürüklediklerini kestiremezsiniz.

GÖZ İÇİN IŞIK NE İSE, AKIL İÇİN BİLGİ ODUR
Okumayanların okuyanlara secde ettiğini söylüyorsunuz. Bu çok iddialı bir çıkış değil
mi sizce?
‘Bilenlerin bilmeyenlere boyun eğdiğini’ vurgulayan güzel bir teşbihtir ‘secde’ benzetmesi.
Daha önemlisi Kur’an’da kullanılan bir teşbihtir bu. Kur’an-ı Kerim’de anlatılan 3 secde etme
olayından ilhamla yazılmış bir makaledir o bahsettiğiniz sözün geçtiği makale.
Allah meleklerine Âdem’e secde etmelerini emretmişti. Hani biz meleklere: Âdem'e secde
edin, demiştik... (Bakara – 34)
İkinci secde, Firavun’un emrinde çalışan sihirbazların, Hz. Musa’ya secdesidir. Bunun
üzerine sihirbazlar secdeye kapandılar; ‘Harun'un ve Musa'nın Rabbine iman ettik’ dediler.
(Taha – 70)
Üçüncü secde ise kardeşlerinin Hz. Yusuf karşısında secdeye kapanmasıdır. Ana ve babasını
taht üzerine çıkardı, hepsi Yusuf için secdeye kapandılar. (Yusuf – 100)
Elbette burada ki secdeler, kulun Rabbine secde etmesi gibi değil, Rabbinin emirleri
karşısında secde etmesi, boyun bükmek zorunda kalması olarak anlaşılmalıdır.

Üç secdenin de ortak özelliği, bilmeyenin bilene secde etmesidir. Cehaletin bilgiye secde
etmesidir aslında bu secdeler.

BİLENLERİN BİLMEYENLERE BOYUN EĞDİĞİNİ’ VURGULAYAN GÜZEL BİR
TEŞBİHTİR ‘SECDE’ BENZETMESİ
Düşüncemizi sağlam bir zemine oturtturmak için okumaya nereden başlamalıyız?
Cevaplamakta en çok zorlandığım sorulardan birisi bu sorudur. Ne okumalı? Kimi okumalı?
Nerden başlamalı? Bu sorula cevap vermek zordur. Bana internet üzerinden bu soru
geldiğinde genelde şu cümle ile cevap veriyorum: Tanımadığınız bir insana kitap tavsiye
etmek, muayene etmediğiniz bir insana ilaç yazmak gibi risklidir.
Gerçekten öyledir. Her ilaç herkese aynı dozajda verilmez. Kimisine ilaç olan, kimisine zehir
olur. Ben okuma konusunda gençlere sadece birkaç formül veriyorum. Burada da o
formüllerden birkaçını kısaca özetleyeyim.
- Her gün mutlaka okuyun. 20 sayfa bile olsa okumadığınız gün olmasın. Günde 20
sayfa okuyan kişi bir yılda 7200 sayfa, on yılda 72.000 sayfa okumuş olur.
- Her şeyi değil seçici okuma yapın. İlgi alanınız ve ihtiyaçlarınıza göre okuyun.
- Yazar ve tür çeşitleriniz olsun. Sadece tek bir yazar veya tek bir tür okursanız, bilgi
körlüğü oluşur. Sadece tarih veya sürekli roman okumak doğru bir okuma yöntemi
değildir.
- Kimin kitabını okursanız okuyun, her kitapta altı çizilecek cümlelerde var üstü
çizilecek cümlelerde var. Üstü çizilecek, yani ‘buna katılmıyorum’ diyemeyeceğiniz
tek kitap, Allah’ın kitabı Kur’an olmalı.
- Dininizi öğrenin ve Peygamberimizin hayatını mutlaka okuyun. Anlayarak, düşünerek
ve mesajlarını çağınıza taşımak niyetiyle Kur’an meali ve tefsiri okumalarını ihmal
ederseniz, din adına kandırılır ve sömürülürsünüz.

KİMİN KİTABINI OKURSANIZ OKUYUN, HER KİTAPTA ALTI ÇİZİLECEK
CÜMLELERDE VAR ÜSTÜ ÇİZİLECEK CÜMLELERDE VAR
Kitabınızda ‘okumak diploma almak değildir’ diyorsunuz. Bu bölümde çok önemli bir
konuya işaret ediyorsunuz bunu biraz daha açabilir misiniz?
Ülkemizin en önemli problemlerinden birisi de budur. Millet olarak eğitime önem veriyoruz
ancak kitap okumuyoruz. Diploma almayı eğitim sanıyoruz maalesef.
Diploma insanı meslek sahibi yapar. Ancak diploma aldıktan sonra okumayı bırakan kişi,
eğitimi anlamamış, diplomalı bir cahil olur. 23 yaşında Üniversiteyi bitirmiş ve bir daha eline
kitap almayan kişi, hangi meslek grubunda olursa olsun, eğitimi anlamamış demektir.
Ülkemizin hali maalesef budur. Okumuşların okumadığı bir toplumda, ‘gençlerin niçin kitap
okumuyor?’ sorusunun cevabını arıyoruz.

Gençlere ‘okuyun’ dediğimiz zaman genelde ‘biz zaten öğrenciyiz!’ cevabı veriyorlar. Lisede
veya üniversitede öğrenci olduğu için, okul kitaplarını okumayı okumak olarak anlıyor veya
kendini kandırıyor.
Bilgi ve beyin ilişkisinde ilginç bir ayrıntı vardır. Bir insan okurken ne için (niçin) okuyorsa,
zihin o kadarını kullanıyor. Okumanın ‘niçin’i öğrenmenin biçimini belirliyor. Daha somut bir
biçimde anlatmaya çalışayım.
Bir lise öğrencisi ders çalışırken ‘niçin’ ders çalışır? Yazılıdan geçer notu alabilmek için
elbette. İnsanın beyni okumanın sebebini bildiği için, öğrencinin niyeti kadar bilgiyi tutar ve o
kadarından istifade ettirir. Sonuçta öğrenci, okumada ki amacı olan, yazılıdan geçer notu
aldıktan kısa bir müddet sonra, öğrendiklerinin çoğunu unutur.
Üniversiteye hazırlanan öğrenci için de aynı süreç geçerli değil mi? Niçin test çözer gece
gündüz? Üniversite sınavlarını kazanmak için. Ne için emek sarfediyorsanız, o kadarını
zihniniz kaydeder ve kullanır. Sınava kadar yoğun bir tempo ile çalışır (okur), sınavdan sonra
amacına ulaşmışsa okuma işi biter.
Üniversite okurken niçin ders çalışır bir öğrenci? Diploma almak için. Beyin bunu bildiği için
sınavlardan geçmesini ve diploma almasını sağlayacak kadar bilgi depolar. Üniversite bitip
diploma ele alınınca artık o bilgiler hızla unutulmaya başlar. Sadece meslek hayatında
kullandığı bilgiler kalır. Diploma almak için okumak budur.
Kitap okumanın diploma almak için okumaktan (ders çalışmaktan) farkı nedir? Bir insan ne
için (niçin) eline kitap alıp okur. Öğrenmek ve bilgilenmek için. Amaç öğrenmek olduğunda
beyin o bilgiyi daha iyi kaydeder. Özelliklede severek ve isteyerek kitap okuyan insan,
okumaya kalbini de kattığından, çok daha verimli ve kalıcı öğrenme gerçekleşir. Okurken
amacınız ne ise bilgiden alacağınız da o kadar olur.

GENÇLERE SESLENMEK, GELECEĞE SESLENMEKTİR
Gençlere çok sesleniyorsunuz. Gençleri önemsiyorsunuz. Peki, gençler okuma
alışkanlığını nasıl kazanacaklar?
Genelde gençlere seslenirim. Çünkü gençlere seslenmek, geleceğe seslenmektir. Öncelikle
gençlerimize okumanın önemini ve hayatta ki yerini doğru anlatabilmek zorundayız. Bir şeyi
anlatmanın en ideal yolu, söylemek değil yapmaktır. Yani onara örnek olmak zorundayız.
Etrafı teknoloji ve eğlence ile kuşatılmış bir neslin eline kitap vermek ve okumayı sevdirmek
kolay değil elbette. Ancak gençlerimizi teknoloji ile oyalamak için milyarlar harcayan ve gece
gündüz çalışanlardan daha çok çalışırsak, gençlerimize okumayı sevdiririz.
Öğretmenlik ve yazarlık hayatında birçok öğrenciye okumayı sevdirmeyi başarmış biri olarak
söylüyorum bunları. Biz vazgeçmez, akıllı projeler yapar, gençlerin diliyle konuşmayı başarır
ve onlara örnek olursak, geleceğimiz (gençlerimiz) aydınlık olacak inşallah.

OKURKEN AMACINIZ NE İSE BİLGİDEN ALACAĞINIZ DA O KADAR OLUR
Okumayanların sorumluluğunu okuyanlara yüklüyorsunuz. Neden acaba okuyanlar,
okumayanlardan sorumludur?
Okumanın keyfini, faydasını ve önemini bildiği halde bu keyfi başkalarına anlatmayanlar
bencil değilseler, gafildirler. Hem de okumayı seven, okuyan gafil. Sevmek yetmez,
sevdirmeye kafa yormak gerekir. Okuma mekânlarını gençlerin keyifle oturacakları ve
okuyacakları alanlara dönüştürmek, yapılması gereken önemli adımlardan bir tanesidir.
İstanbul’da Üsküdar Belediyesinin açmış olduğu NevMekan Sahil, diğer belediyelerin örnek
alması gereken bir projedir.
Gençlere kitap tavsiye ederken, yaşlarını ve ilgi alanlarını hesaba katmadan ellerine kitap
verirseniz, okumayı sevdireyim derken okumaktan soğutursunuz. Okumak ciddi bir iştir.
Okumayı sevdirmek, en az okumak kadar ciddi bir iştir.

Şuanda üzerinde çalıştığınız bir kitap var mı varsa bunu bizimle paylaşır mısınız?
Bilgisayarımda 3-4 tane kitap çalışması için açtığım dosyalarım var. Hangi kitap çalışmamı
daha erken bitiririm bende bilmiyorum. Geçen bir yılımı daha çok okuyarak, notlar alarak ve
eski kitaplarımı güncelleyerek geçirdim. Ömrüm oldukça, Allah izin verdikçe okumaya ve
yazmaya devam edeceğim inşallah.

DÜŞÜNMEYENLERİ KÖLE YAPIYORLAR
Son olarak okumayla ilgili neler söylemek istersiniz?
Madem bu Röportajı “Oku, Düşün, Uyan” kitabımdan sorular hazırlayarak yaptınız, bende o
kitabın arka kapağı için yazdığım kısa birkaç cümle ile bitireyim sohbetimizi.
Okuyun! Düşünün! Uyanın! Okumayanların canına okuyorlar. Düşünmeyenleri köle
yapıyorlar. Uyuyanları çok seviyorlar. Bu kitap ‘uyanın!’ demek için yazıldı. Okumazsanız
düşünemezsiniz. Düşünmezseniz uyanamazsınız.
Hocam, vermiş olduğunuz bilgiler için çok teşekkürler.
Bende size teşekkür ediyorum.

Sait Çamlıca kimdir?
1974 Almanya doğumlu olan Sait ÇAMLICA, ilkokulu Almanya’da orta ve lise eğitimini
memleketi Tokat’ın Turhal ilçesinde tamamlamıştır. 2000 yılında Üniversiteyi bitiren

yazarımız, devlet kurumları ve özelde 8 yıl öğretmenlik yaptıktan sonra, ilk kitap çalışmasını
2006 yılında yayınlamıştır. Daha çok eğitim kitapları yazan Sait ÇAMLICA, eğitimciliğini
konferanslar vererek sürdürmektedir.
Yayınlanmış Eserleri:
- Çocuk Eğitiminde 33 Hata (OkuYorum Yayınları)
- Çocuklar Ayak İzlerinizi Takip Eder (OkuYorum Yayınları)
- Öğretmen Tohumda Ormanı Görmeli (OkuYorum Yayınları)
- Okuyorum O Halde Varım (OkuYorum Yayınları)
- Çocuk, Aile, Medya ve Şiddet (OkuYorum Yayınları)
- Allah Çocuk Yakmaz (OkuYorum Yayınları)
- Doğurmak Annelik Doyurmak Babalık Değildir (OkuYorum Yayınları)
- Stresli İman (OkuYorum Yayınları)
- Gençlik Hazinesi (OkuYorum Yayınları)
- Kuran Alfabesi mi Ahlakı mı (OkuYorum Yayınları)
- Mahallenin Kaderini Değiştiren İmamlar (OkuYorum Yayınları)
- Cemaatlerin Bağlama Problemi (OkuYorum Yayınları)
- Oku! Düşün! Uyan! (OkuYorum Yayınları)
- Peygamberimizi Çağa Taşımak (OkuYorum Yayınları)
- Paralel Gider Meridyen Gelir (OkuYorum Yayınları)

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle