GÜNCEL

Özet olarak Ehl-i Sünnet itikadı ve inancı

Ehl-i Sünnet ve'l Cemaat...

Allah Teâlâ Hazretleri birdir, kadîmdir, a’raz, cisim, cevher, musavver, mahdud ve ma’dûd değildir. Kadîm, bizim tabirimizle evveli olmayan ve ahiri bulunmayan bir zat-i acell-i a’lâdır. Mahiyet ve keyfiyetle de vasf olunamaz. Bir mekâna muhtaç değildir. Üzerine zaman geçmez. O’na hiçbir şey benzemez. İlminden ve kudretinden hiçbir şey çıkmaz ve kaçmaz. O’nun zatıyla kaim sıfat-ı ezeliyesi vardır.

Sıfatları O’nun ne zatının aynı ve ne de gayrıdır. Meselâ, aynaya baktığın zaman kendini aynada görürsün. O aynada gördüğün bir bakımdan tıpkı sen, ben değilim desen olmaz, benim desen gene olmaz. Onun için de ne aynıdır, ne de gayrıdır demişler. O sıfatlar da şunlardır: Hayat, ilim, kudret, irâde, semi’, basar, kelâm, tekvin.

Allah Teâlâ’yı görmek aklen de naklen de caizdir.

Kainat, âlem cemî-i eczasıyla ve sıfatıyla muhdestir, yani yoktan vücuda çıkarılmıştır. Onu yoktan çıkarıp meydana getiren Allah Teâlâ’dır. Kullarının bütün fiilleri, küfür, iman, tâat ve isyan cümlesinin hâlıkı/yaratıcısı Allah Teâlâ’dır. Allah’tan gayrı Hâlık/yaratıcı yoktur.

Kadere iman imanın zirvesidir. Allah Teâlâ her şeyi ezelden bilir ve bunu Levh-i Mahfuza yazmıştır. Buna “Kader” denir. Allah Teâlâ'nın bildiği şekilde olmasına ve yaratılmasına “Kaza” denir. Kaderde ne varsa kazada öyle cereyan eder. Bu sebeple Allah’ın kelâm-ı ezelisi olan Kur’ân-ı Kerîm'de Firavun’un iman etmeyeceği, Ebu Cehil’in inanmayacağı, Ebu Leheb’in ve karısının Cehenneme gireceği yazılıdır ve öyle olmuştur. Bu da kaderi ve Allah’ın her şeyi bildiğini ispat eder.

Kul, gücü yetmediği bir şeyle teklif olunmaz. Sevap, Cenâb-ı Hakk’ın fazlıdır, azabı da adaleti icabıdır. Maktûl eceliyle ölmüştür. Yani vurdular da öyle öldü demek değil de eceli gelmiş, o bıçak veya kurşun sebep olmuştur. Ecel birdir tagayyür etmez.yeniasya

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle