Son DakikaGÜNCEL - İletişim Bilgilerimiz Güncellendi

ANALİZ

NEDEN MÜSLÜMANLAR İSLAMİYETİ BİLMİYORLAR?

Diyanetin, cemaatlerin, tarikatlerin, talebe yurtlarının ve bazı kuruluşların arapça harfleri, cümleleri, ayetleri, sureleri ve metinleri okuma, ezberleme ve güzel telaffuz etme kurslarını " KUR'AN KURSU " olarak isimlendirmeleri büyük bir yanılgıya yol açmaktadır. Çünkü oralarda Kur'anın mesajları, anlamı, surelerin ve ayetlerin insanlığa verdiği mesajlar öğretilmiyor. Dolayısıyla kimsede okuduklarından öğüt alamıyor.
Buralarda arapça harfleri ve metinleri seslendirme, ezberleme ve güzel okuma dersleri yapılıyor. Bunlar öğrenilebilir ama Kur'an öğrenmek bu değildir. Bu ancak Kur'anı güzel okuma ve seslendirme yeteneğine sahip olmaktan başka bir şey değildir. İnsanlarda maalesef Kur'an öğrendiğini ve Kur'ana karşı sorumluluklarını yerine getirdiklerini zannediyorlar. Kur'anın mesajlarından habersiz böyle bir eğitimle çocuklarımız Kur'an ahlakı ve bilinciyle nasıl dolacaklar. Sadece yüzünden okunup özüne inilmeyen, anlaşılmayan bir kitaptan nasıl istifade edecekler ? Bu eğitim şekliyle Kitaba uyan değil, Kitabına uyduran bir toplum meydana geliyor. Herkesinde kendine göre bir kitabı olduğu için guruplara ayrılmak kaçınılmaz oluyor. Oysa biz kardeş ilan edilen tek bir ümmetiz. Peygamberimiz için " O'nun ahlakı Kur'andı " diyor hz.Aişe validemiz. Bu mantıkla bizim çocuklarımızın ahlakı nasıl Kur'an olacak ? Anlamadıkları Kur'anı nasıl temsil edip anlatacaklar? Anlamadıkları bir kitabı nasıl rehber edinecekler? Doğruyla yanlışı, hak'la batılı nasıl ayırtedecekler?
Mahşer günü arapça harfleri güzel okumadan, güzel aşır okumaktan, ayın harfinin boğazdan çıkarılışından, galgaleden, tecvid kurallarından v.s. mi sorguya çekileceğiz yoksa Kur'anın mesajlarındanmı sorguya çekileceğiz. " Kuşkusuz bu Kur'an senin ve kavmin için bir öğüt, şeref ve itibar kaynağıdır. Zamanı gelince hepiniz ondan sorumlu tutulacaksınız." ( Zuhruf suresi 44.ayet )
Unutmayalım ki hafızamızdaki Kur'an değil, hayatımızdaki Kur'andır bizi kurtaracak olan. Bizim en hayırlımız ise Kur'anı anlamadan öğrenen ve öğretenimiz değil, aksine " Bizim en hayırlımız Kur'an-ın mesajlarını öğrenen ve öğretenimiz olacaktır." inşaallah.
Susayan bir insanın suyun sesini dinlemesi susuzluğuna derman olmadığı gibi sadece arapça okumakta müslümanların dertlerine derman olmuyor. Acı ama gerçek dünyadaki halimiz ortada. Kur'anla dostluğumuz ve muhabbetimiz arttıkça bugün aramızda ihtilafmış gibi duran birçok meselenin kendiliğinden hallolduğunuda görmüş olacağız inşallah. Çünkü sorunların çoğu fikir sahibi olup bilgi sahibi olmamaktan, Kur'anın mesajlarından uzak olmaktan kaynaklanıyor. Önce Kur'an'dan başlayalım. Kur'anla yoğrulduktan sonra hoca ne demiş, marks ne demiş o, şu, bu ne demiş korkma, bak dinle. O zaman soylu sesi ve hikmetli sözü tanıyacak, sözün güzeline uyacak, hak’la batılı daha iyi ayırtedebileceğiz. Çünkü elinde yanlışı doğrudan ayıracak kuyumcu terazisinden bile hassas bir terazimiz olmuş olacak : " Kur'an-ı kerim ". Suyun seside Kur'anın arapça okunmasıda güzeldir ama asıl amaç suyu içmek, Kur'anın mesajlarını anlayıp yaşamaktır. Aksi halde 350 milyon arap sabahtan akşama kadar arapça konuşuyor, okuyor, yazıp çiziyorlar. Sadece arapça faydalı olsa onlara olurdu ama maalesef durumları ortada.
Rabbimizin Kur'an-ı kerimi okumayı emretmedeki muradı sadece arapça harfleri mahrecine uygun telaffuz etmek, tecvid le okumak ve ezberlemek değil, orada verilen emirleri yerine getirmek, öğüt almak, üzerinde tefekkür etmek, bilinçlenmek ve hayata geçirmektir.
Bölgemizde halkalarımız, cemaatimiz olsun. Cemaat olalım ama cemaatçi olmayalım. Cemaatimizle ve halkamızla övünüp, kutsal insanlar,hocalar üretip ayrıcalık ve ayrılığa sebep olmayalım. Halkamız, cemaatimiz ümmetin birliğine vesile olmalı ayrılığına değil. Birçok ayette Kur'an ın apaçık ve anlaşılır olduğunu beyan edip bizleri okumaya, araştırmaya, düşünmeye, ibret ve öğüt almaya çağırırken, yıllarca müslümanlara siz Kur'an-ı anlamazsınız, siz kimsiniz ki, bize uyun yeter diyerek Kur'an'ın mesajlarından uzak tutanlar acaba mahşer günü biz sizin yerinize hesabı veririz diyebiliyorlar mı ?
İnsanlar sorguladıkça, okudukça ve araştırdıkça dini konularda yön verenlerde daha dikkatli ve araştırmacı olacaklar inşaallah. Maalesef Müslümanları güdülecek kuru kalabalıklar gibi görüyorlar ki bu durum değişmeli artık. Yeterince okumayan, araştırmayan, sorgulamayan, birkaç hikayelerle, menkıbelerle, aşırlarla, mevlitlerle insanlara yön verenleri hep beraber silkeleyelim ki daha çok okusunlar, araştırsınlar ve kendileriyle beraber insanları dahada bilinçli hale getirsinler.
Kur'an-ı kerim, 1400 yıl önce gözü deveden, hurmadan, dinardan başka bir şey görmeyen müşrik bedevi bir toplumuna asr-ı saadeti yaşattıysa ve aynı Kur'an bugün bizlerin elinde olduğu halde, bizler aynı asr-ı saadeti yaşayamıyorsak sorun Kur'an da değil, sorun bizdedir. Çünkü biz Kur'an-ı yalnızca kutsadık; Anlayıp hayatımızı, ailemizi ve toplumumuzu Kur'an la şekillendiremedik ve mesajlarından uzak kalarak terkedilmiş bir kitap haline getirip peygamberimizin Furkan suresi 30.ayetteki şikayetiyle karşı karşıya kaldık. Oysaki bugün Kur'an a her günkünden daha çok ihtiyacımız vardır. “ Ve Peygamber, yâ Rabbi dedi, bu kavmim, şu Kur'ân-ı ihmâl etti, terkedilmiş bir hale getirdi.” ( Furkan suresi 30.ayet )
Şuayb peygamberin şu sözüyle yazımızı tamamlayalım. " ( Şuayb: ) “Ey kavmim!” diye karşılık verdi, “ Ne dersiniz, ya ben Rabbimden apaçık bir kanıta dayanıyorsam, ya beni kendi katından güzel bir rızıkla rızıklandırmışsa, [ söyleyin, o zaman, başka nasıl davranabilirim? ] Hem ben sizi birtakım şeylerden menetmem, sakındırmam size muhalefet etmek istediğim için değildir. Ben sadece gücümün elverdiği kadar ıslah etmek istiyorum; ama ( bunda ne kadar ) başarı göstereceğim bütünüyle Allah'a bağlıdır. Ben O'na güvenip dayanıyor ve her zaman, her konuda O'na yöneliyorum!”
( Hud suresi 88.ayet )

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle