VAAZ

Kur’an’a tabi olmanın kazandırdıkları

"Kur’an’a tabi olmanın kazandırdıkları" konulu vaazı sizler için hazırladık....

Muhterem Müslümanlar,

Geçen iki vaazımızda Kur’an-ı Kerimin önemi ve anlam çerçevesinden bahsetmiştik. Bu hafta ise o konunun devamı mahiyetinde bir meseleyi huzurlarınıza getirmeye çalışacağım:

Kur’an-ı Kerim’i Öğrenmenin, Okumanın ve O’na Tabi Olmanın Fazileti

İlk olarak şunu ifade etmek lazım ki, Kur’an’a sahip çıkan insanlar, Resulullah (sav)’in “en hayırlı olma” müjdesine mazhar olacaktır. Bu konuda Efendimiz(sas) şöyle buyurmuştur: "Sizin en hayırlınız Kur’an’ı Kerim'i öğrenen ve öğretendir."(Buhari, Fedailu'l-Kur'an 21)

Ayrıca Kur’an’ı okuyan insanların nasıl bir sevaba nail olacaklarını da Resulullah (sav) şöyle anlatmıştır: "Kur'an'da mahir olan (hıfzını, okuyuşunu güzel yapan), Sefere denilen kerim ve muti meleklerle beraber olacaktır. Kur'an'ı kekeleyerek zorlukla okuyana iki sevap vardır."(Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 13)

Kur’anın hakkını vererek okuyan ve hayatına taşıyan Müslümanlar için ise Resulullah (sav) şöyle bir benzetme yapmıştır: "Kur'an okuyan müminin misali portakal gibidir. Kokusu güzel tadı hoştur. Kur'an okumayan mü'minin misali hurma gibidir. Tadı hoştur fakat kokusu yoktur. Kur'an'ı okuyan facir misali reyhan otu gibidir. Kokusu güzeldir, tadı acıdır. Kur'an okumayan facirin misali Ebu Cehil karpuzu gibidir, tadı acıdır, kokusu da yoktur."(Müslim, Müsafirin 243)

Kur’an okumak için insanlar bir araya geldiklerinde onları rahmet melekleri kuşatmaktadır. Bu konuda Resulullah (sav) şöyle buyurmuşlardır: "Bir grup, Kitabullah'ı okuyup ondan ders almak üzere Allah'ın evlerinden birinde bir araya gelecek olsalar, mutlaka üzerlerine sekinet iner ve onları Allah'ın rahmeti bürür. Melekler de kanatlarıyla sararlar. Allah, onları, yanında bulunan yüce cemaatte anar."(Ebu Davud, Salat 349)

Yine yukardaki hadise uygun olarak şöyle bir rivayet vardır. Üseyd İbnu Hudayr’ın (ra) anlattığına göre, geceleyin, (hurma harmanında iken) Kur'an'dan Bakara suresini okuyordu. Hemen yakınında da atı bağlı idi. Birden bire atı şahlandı. Bunun üzerine sükût ederek okumayı bıraktı. At da sükûnete geldi. Üseyd tekrar okumaya başlayınca at yine şahlandı. Üseyd yine sükût edince at da sükûnete erdi. Az sona yine okumaya başlayınca at da şahlanmaya başladı. Oğlu Yahya, ata yakındı. Ona bir zarar vermesin diye attan uzaklaştırmak için yanına gitti. Bir ara başını göğe kaldırınca bir de ne görsün! Gökte şemsiye gibi bir şey ve içerisinde kandile benzer nesneler var. Sabah olunca koşup gördüklerini Resulullah (sav)'a anlattı. Hz Peygamber (sav) kendisine: "O gördüklerin neydi bilir misin?" diye sordu. "Hayır!" cevabı üzerine açıkladı: "Onlar melaike idi. Senin sesine gelmişlerdi. Sen okumaya devam etseydin onlar seni sabaha kadar dinleyeceklerdi. Öyle ki, sabahleyin herkes onları seyredebilecekti çünkü halktan gizlenmeyeceklerdi."(Buhari, Fedailul-Kur'an 15; Müslim, Müsafirin 242)

Kur’anı gerçekten olması gerektiği gibi okuyanlara mahşerde şefaat hakkıda verilecektir. Bu konuda şu hadis delil gösterilir. Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim Kur'an'ı okur, ezberler, helal kıldığı şeyi helal kabul eder, haram kıldığı şeyi de haram kabul ederse Allah, o kimseyi cennete koyar. Ayrıca hepsine cehennem şart olmuş bulunan ailesinden on kişiye şefaatçi kılınır."(Tirmizi, Sevabul-Kur'an 13) Ayrıca şu rivayette aynı meseleye işaret etmektedir: “Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir”(Müslim, Müsâfirîn 252)

Bu durumdan aile büyükleri de nasibini almaktadır. Şu hadise birlikte göz atalım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim Kur'an'ı okur ve onunla amel ederse, kıyamet günü babasına bir taç giydirilir. Bu tacın ışığı, güneş dünyadaki herhangi bir evde bulunduğu takdirde onun vereceği ışıktan daha güzeldir, öyleyse, Kur'an'la bizzat amel edenin ışığı nasıl olacak, düşünebiliyor musunuz?"(Ebu Davud, Salat, 349)

Kur’an’ı tekrar tekrar okumak, en hayırlı amel sayılmaktadır: Bir adam: "Ey Allah'ın resulü, Allah'a hangi amel daha sevimlidir?" diye sordu. Resulullah (sav): "Yolculuğu bitirince tekrar yola başlamak" cevabını verdi. "Yolculuğa bitirip tekrar başlamak nedir?" diye ikinci sefer sorunca: "Kur'an'ı başından sonuna okuyup bitirdikçe yeniden başlamaktır" cevabını verdi.(Tirmizi, Kıraat 4)

Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Allah, geceleyin Kur'an okuyan bir kula kulak verdiği kadar hiçbir şeye kulak verip dinlemez. Allah'ın rahmeti namazda olduğu müddetçe kulun başı üstüne saçılır.” (Tirmizi, Sevabul-Kur'an, 17)

Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Kur'an-ı Kerim'den tek harf okuyana bile bir sevap vardır. Her hasene on misliyle (kayda geçer). Elif-Lam-Mim bir harftir demiyorum, Aksine elif bir harf, lam bir harf ve mim de bir harftir."

“Sadece şu iki kimseye gıpta edilir: Biri Allah’ın kendisine Kur’an verdiği ve gece gündüz onunla meşgul olan kimse, diğeri Allah’ın kendisine mal verdiği ve bu malı gece gündüz O’nun yolunda harcayan kimse.”(Buhârî, İlm 15)

Aziz müminler, bu hafta Hz Peygamberin mübarek sözlerini esas alarak Kur’an okumanın insana neler kazandıracağından bahsettik. Haftaya da inşallah bu konunun son vaazı olacak olan “Kur’an’ı terk etmenin zararları”na değinip bu konuya bitireceğiz. Allah günlerimizi hayırlı ve bereketli eylesin. Amin…

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle