VAAZ

Kur’an-ı Kerim’in Anlam Çerçevesi

Kur’an-ı Kerim’in Anlam Çerçevesi konulu örnek vaazı sizler için hazırladık...

Muhterem Müslümanlar!
Geçen haftaki vaazda Kur’an-ı Kerim’e karşı bir takım vazifelerimizden bahsetmiştik. Bu hafta da Kur’anın önemine devam edecek ve daha çok onun anlam çerçevesi üzerinde duracağız. Bu zaviyeden Kur’anın tanımı ile başlayalım.

Kur’an- Kerim, semavi dinlerin sonuncusu olan İslâm'ın kutsal kitabının adıdır. Kur'an kelimesi, tercih edilen görüşe göre, "karae" fiilinden türeyen bir mastardır. Kök anlamı; okumak, toplamak, bir araya getirmek demektir. Ayetlerde bu anlamı görmek mümkündür:

“Ey Muhammed! Cebrail sana Kur'ân'ı okurken, acele ederek onunla beraber dilini oynatma. Onu bir araya toplamak ve okutmak şüphesiz bizim işimizdir.”(el-Kıyâme, 75/16-17).Kur'ân-ı Kerim'in terim olarak tarifini de şöyle yapmak mümkündür: Yüce Allah tarafından Hz. Muhammed'e (sas) Arapça olarak indirilmiş, bize kadar tevatür yoluyla nakledilmiş, mushaflarda yazılı, tilavetiyle ibadet edilen, Fatiha suresi ile başlayıp Nâs suresi ile sona eren ilahi kelâmdır. Kur'an kelimesi, Cenab-ı Hak tarafından altmış sekiz kadar ayette kullanılmıştır.

İslâm kültüründe Kur’an için daha çok ‘Kitap’ ismi kullanılır. Birçok ayette ‘el-Kitap’ kelimesinin Kur’an-ı Kerîm anlamında kullanıldığı görülür “Elif. Lâm. Mîm. Bu o kitaptır ki, kendisinde (Allah tarafından gönderildiğinde) hiç şüphe yoktur” (Bakara, 2/1). Bundan başka çeşitli ayetlerde Kur’an için başka isimler de kullanılmıştır. Bunlardan bazıları şunlardır: Furkân(Furkân, 25/1), Zikr(Hicr, 15/9), Nûr(Nisâ, 4/174), Rûh(Şûrâ, 42/52),Hüdâ(Bakara, 2/2), Şifâ(İsrâ, 17/82),Mecîd(Burûc, 85/21-22), Mesânî(Zümer, 39/23), Ümmü'l-Kitab(Zuhruf, 43/1-4)

Hz. Peygamberin (sas) Kur’an-ı Kerim’i tarifi şöyledir: (O öyle bir kitap ki) O’nda, sizden önceki (milletlerin ahvaliyle ilgili) haber, sizden sonra (kıyamete kadar) gelecek fitneler ve kıyamet ahvâli ile ilgili haberler.. Ayrıca sizin aranızda, (iman-küfür, taat-isyan, haram-helal vs. nevinden) cereyan edecek ahvâlle alâkalı da hükümler var. O, hak ile batılı ayıran tek ölçüdür ve O’nda her şey ciddîdir. Kim bir zalimden korkarak, ondan kopar ve onunla amel etmezse, işte o zaman Allah da onu helak eder. Kim O’nun dışında bir hidayet ararsa Allah o kimseyi saptırır. Zira o, Allah’ın en sağlam ipi (hablu’l-metin)dir. O, hikmet edâlı hatırlatan bir beyan..ve Hakk’a ulaştıran bir yoldur. O, kendisine uyanları (değişik arzulara takılıp) kaymaktan, kendisini (kıraat eden) dilleri de iltibastan korur. Âlimler hiçbir zaman ona doyamaz.. Onu çokça tekrar okuyana usanç vermez ve tadını eksiltmez. Onun insanlarda hayret uyaran yanlarının sonu gelmez. O öyle bir kitaptır ki, cinler işittikleri zaman, şöyle demekten kendilerini alamamışlardır: “Biz doğru yolu gösteren harika ve hiç duyulmadık bir Kur’an dinledik. Biz onun (Allah kelamı olduğuna) inandık.”(Cin 72/1)O’nun üslûbuyla konuşan doğruyu konuşmuş olur. O’nunla amel eden mutlaka mükâfat görür. Kim onunla hüküm verirse adaletle hükmeder. Kim ona çağrılırsa, doğru yola çağrılmış olur. (Tirmizi Sevabu'l-Kur'an 14)

Kur’an-ı Kerim’in Önemi

Kur’an-ı Kerim ile ilgili yaptığımız bu girişten sonra şimdi de Hz. Peygamber (sas) Efendimizin mübarek beyanları içerisinde onun önemine yer verelim. Mesela bir beyanlarında “Kur’an-ı Kerim senin lehinde ya da aleyhinde bir şahittir.”(Riyazu’s-Saliihin, Sabır,1) buyurmuştur. Yani mahşer günü Allah bizi Kur’an ile yüzleştirecektir. Eğer biz burada yeteri kadar ona önem vermişsek o da muhakkak bize sahip çıkacaktır. Ancak ya bu dünyada onunla yüz yüze gelmemişsek, ya hiç göz teması kurmamışsak… o zaman Kur’anın bize sahip çıkması da bekleyemeyiz.

Günümüzde hayatın hemen her alanında bir değer kargaşası yaşanmaktadır. Mesela güler yüzlü olmakla cıvık olmak birbirine karışmıştır. Asık suratlı olmakla ciddi olmak veya haram helal dengesi… Hep bir değer kayması söz konusudur. Bunun da tek çaresi, bir adı da Furkan olan Kur’an-ı Kerim’e sarılmaktır.

Yine Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetçe asla sapıtmayacaksınız: Allah'ın Kitab'ı ve Resulünün Sünneti."(Muvatta, Kader 3)

Rivayet edildiğine göre bir gün Hz. Ebu Hureyre çarşıya uğrar ve: "Mescidde Resulullah (sav)'ın mirası taksim edilirken ben sizleri burada görüyorum (Bu ne biçim iş, siz de koşun)" buyurur. Herkes mescide koşuşur, bir şey göremeyince: "Taksim edilen bir şey göremedik, sadece bazıları Kur'an okuyordu" derler. O (ra), cevabı yapıştırır, "iyi ya, Resulullah (sav)'ın mirası zaten bu değil mi?"(Taberani, el-Mu'ce'mu'l-Evsat)

Bütün bu rivayetler bize Hz. Peygamber (sas) nezdinde de Kur’an-ı Kerim’in ne kadar kıymetli olduğunu açıkça göstermektedir.
Muhterem Müslümanlar haftaya bu konuya devam edeceğiz inşallah. Kur’an-ı Kerim’i okumanın ve ona tabi olmanın güzelliğinden bahsedeceğiz. Allah tüm ümmeti-i Muhammedi mağfiret buyursun. Bizleri rahmetiyle sarıp sarmalasın. Amin…

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle