HAYAT

Katılım bankalarında yapılan işlemler caiz mi?

Site yazarımız Ahmet Karataş hoca, fetva köşesine gelen "Katılım bankalarında yapılan tüm işlemler caiz mi?" sorusuna etraflıca cevap verdi.

İşte Ahmet Karataş hocanın "Katılım bankalarında yapılan tüm işlemler caiz mi?" sorusuna cevabı:

Eski ismiyle Finans Kurumları günümüz ismiyle Katılım Bankaları faizsiz olarak çalışmayı esas alan kurumlardır. Bunlar faizsiz bankacılığın esasını oluşturan mudarebe yani emek sermaye ortaklığı ile ya da murabaha yani müşterinin ihtiyacı olan nakit parayı temin etmek gayesiyle ihtiyacı olan malı peşin olarak alarak ona taksitle satma usulüyle çalışan bankalardır.

Katılım bankaları İslâmî esaslara göre fon toplayıp tasarrufları değerlendirme ve kredi verme yöntemi olarak faiz yerine kar zarar ortaklığı esasına dayalı olarak çalışmayı esas alan kurumlardır. Bu bankaların kuruluş amacı sermaye sahiplerine helal yolla ticaret imkanı vermek, faiz alıp vermeme konusunda hassas olan insanların nakit ve sermaye ihtiyaçlarını faizsiz bir şekilde temin etme imkanı vermektir. Bu amaçla kurulmuş olmalarına rağmen, Türkiye'de faaliyet gösterenler itibariyle, Katılım Bankalarının tüm işlemlerine caiz dememiz mümkün değildir.

Bunda bütün fırsatları suistimal etmeyi alışkanlık haline getirmiş insanlarımızın payının çok büyük olduğu unutmamak gerekir.

A-KATILIM BANKALARINDA HESAP ÇEŞİTLERİ

1-TL Hesabı: Tasarruf sahiplerinin TL cinsinden olan birikimlerini yatırdıkları hesaptır. Cari hesaplar konusunda bilgi verilirken bu hesaba yatırılan tasarruflarla ilgili olarak da bilgi verilecektir.

2-Döviz Hesabı: Tasarruf sahiplerinin döviz cinsinden paralarını yatırdıkları hesaptır. Tasarruf sahipleri bu hesaba döviz yatırırken bazen ellerinde mevcut olan dövizi, bazen de TL vermek suretiyle bankadan satın aldıkları dövizleri yatırırlar. Tasarruf sahiplerinin bankadan satın aldıkları bu döviz ile ilgili olarak bir hususun üzerinde durmakta fayda vardır. Döviz satın alma bir sarf işlemidir.

Dolayısıyla bedellerinin ikisininde peşin olarak verilmesi gerekir. Bankadan alınan döviz alış verişinde müşteri dövizi görmemektedir. Dolayısıyla bu işlemde kabz'ın gerçekleşip gerçekleşmediği sorusu akla gelir. Diğer ifadesiyle Ribe'n Nesie yani vade faizi'nin meydana gelip gelmediği sorusu akla gelir. Döviz'in alınması esnasında işlemin gerçekleştiği anda paranın müşterinin hesabına geçmesi kabz hükmünde olduğundan dolayı böyle bir şüphe yersizdir. Dilediği zaman bu parayı çekebilmesi de bunu göstermektedir. Bu hususta üzerinde durulması gereken bir mesele daha vardır. O da sarf akdinde bedellerin ikisininde peşin ve taraflar tarafından kabz yani teslim alınması gerekir. Fakat, müşterinin parası hesabına yattığından dolayı görünüşe göre kabz gerçekleşmeden parada tasarruf edilmiş olur. Fakat yukarıda da belirttiğim gibi paranın müşterinin hesabına geçmesi kabz hükmündedir.

Ayrıca, kabz edilmeyen (teslim alınmayan) malda tasarrufta bulunmak caiz değildir. Ancak kabz edilmeden semende yani parada tasarrufta bulunmak caizdir. Onun için bu uygulamaya cevaz verilebilir.

3-Altın Hesabı: Altın hesabında yapılan işlemleri yaygın olan şekli ile şu şekilde özetlemek mümkündür; katılım bankalarının genel merkezi'nde altın fonu bulunmaktadır. Müşteri altın satın almak istediğinde bu fonda bulunan ve parasına tekabul eden miktar gram olarak hesabına işlenir. Yukarıda döviz hesabı ile ilgili olarak belirttiğim hususlar altın hesabı içinde geçerlidir.

Bazı katılım bankaları müşteri dilediği taktirde hesabında bulunan altınları fiziki olarak teslim etmektedirler. İster bu şekilde fiziki olarak teslim edilebilir olsun isterse burnun Para olarak karşılığı verilsin bu işleme cevaz vermek mümkündür. Bu üç hesap şeklinin Cari ve Katılım hesabı uygulamaları vardır. Bu uygulamalarla ilgili bu üç hesap şeklini de ilgilendiren bazı hususların üzerinde durmakta fayda vardır.

A-Cari Hesap Katılım bankalarında bulunan cari hesap faiz ile çalışan bankalardaki vadesiz hesabın karşılığıdır. Yani herhangi bir vadeye bağlanmamış ve istenildiğinde herhangi bir kar zarar tahakkuk ettirilmeden çekilebilme imkanı veren hesaplardır. Katılım bankaları bu hesaplara yatırılan parayı işleterek karın tamamını kendisi alır. Hesap sahibi olan kişi bu kârın tamamının banka tarafından alındığını bilerek bu hesabı açtığından dolayı bunda herhangi bir sakınca yoktur. Cari işlem hesabına yatırılan paralar bankada emanet hükmünde olduğundan dolayı bu işlemler sırasında banka zarar etse bile bunu tasarruf sahiplerine yansıtamaz. Dolayısıyla tasarruf sahibi istediği taktirde parasının tamamını alabilir.

B-Katılım Hesabı Katılım bankalarında kar ve zarara katılma amacıyla açılan hesaplara katılım hesabı adı verilmektedir. Bu hesaplarla ilgili olarak bazı meselelerin üzerinde durulması gerekir.

a-Katılım bankaları ile katılım hesabı açan kişiler arasında vekalet sistemi uygulaması vardır. Yani katılım hesabı açtıran kişi hesabına yatırdığı para miktarı ile peşin olarak mal alıp onu vadeli olarak satma konusunda katılım bankalarına vekalet vermiş olur. Katılım Bankası müşterinin hesabına yatırdığı bu parayı diğer mevduatları ile beraber Kredi vermede kullanır. Bir malı peşin olarak alıp vadeli olarak sattığından dolayı piyasa şartlarında belli bir oranda kâr eder. Elde edilen kârın bir kısmı bankaya kalırken kalan kısmı da tasarruf sahibine verilmektedir. Bu işlem caizdir. Ancak bu işlem hususunda insanların kafasını karıştıran bir mesele vardır. Bazen malı belli bir vade ile satın alan müşteriler taksitlerini geciktirebilmektedirler. Bu durumda Banka belli bir miktarda fazlalık taleb eder. Bu fazlalığın taleb edilmesi caizdir (Zeylaî, Tebyinu'l-Hakaik, c.4, s.83; İbn-i Nüceym, el'Bahru'r-Raik, c.6, s.129; Mevsilî, İhtiyar, c.2, s.184). Dolayısıyla tasarruf sahiplerinin böyle bir durumdan dolayı Katılım bankalarının hesaplarına yansıttıkları bu fazlalığı almaları caiz olur.

b-Borç Yapılandırma, Müşteriler bankadan kredi çekme adı altında vadeli olarak mal satın aldıktan sonra borç miktarını düşürmeye ya da yüzdesini yeni bir düzenleme yapmayı gerektirecek bazı ekonomik gelişmeler olur. Buna borç yapılandırma denir. Bu durumda müşteriler bankayla görüşüp karşılıklı anlaşarak borcun bir kısmını düşürmek suretiyle yapılandırma yoluna giderler. Bu uygulamada da dini açıdan herhangi bir sakınca yoktur (Zeylaî, Tebyinu'l-Hakaik, c.4, s.83; İbn-i Nüceym, el'Bahru'r-Raik, c.6, s.129; Mevsilî, İhtiyar, c.2, s.184).

c-Kâr-Zarar, Katılım bankaları kar zarar hesabına göre çalışmaktadır. Dolayısıyla tasarruf sahipleri paralarını yatırdığında banka onlara ne kadar kâr edeceklerini açıklayacak. Aynı zamanda mutlaka kâr edeceklerini de taahhüt edemez. Ancak katılım bankaları murabaha yani malı peşin alıp üzerine kârını koyduktan sonra vadeli olarak satma usulüyle çalıştıkları ve alacaklarını tahsil etme konusunda gerekli teminatları hassasiyetle aldıkları için zarar etmeleri ender rastlanan bir hadisedir. Onun için katılım bankaları hiç zarar etmiyorlar şeklindeki bir itiraz yersizdir. Bir hususun daha üzerinde durmakta fayda vardır. Katılım bankalarının kâr oranları faiz ile çalışan bankaların oranlarına çok yakındır. Bazı insanlar tarafından bu hususda katılım bankalarının caiz olmaması konusunda bir gerekçe olarak sunulmaktadır. Fakat böyle bir itiraz yersizdir. Çünkü aynı piyasa şartlarında çalışan biri faizli biri faizsiz bankaların birbirlerine yakın kâr oranı ile çalışmaları kadar tabii bir şey yoktur. Durumun böyle olması Katılım bankalarında yapılan işlemleri haram hale getirmez. Dolayısıyla tasarruflarınızı bu hesaplarda değerlendirebilirsiniz. Bu açıklamalardan katılım bankalarında yapılan tüm işlemlerin caiz olduğu anlamı çıkarılmamalıdır.

Katılım bankalarının cevaz vermediğimiz işlemleri vardır. Örneğin kredi kartları ile yapılan alışverişlerde Ekstre zamanında ödenmeyip geciktirildiğinde Bankalar tarafından Kâr Vade farkı adı altında alınan bir miktar vardır. Bu para hiçbir şekilde caiz görülemez.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle