HAYAT, KADIN

Kadınların hatibi Esma binti yezid(r.a)

Efendimiz’in (s.a.v), “hatibetü’n-nisa” (kadınların sözcüsü) sıfatıyla şereflendirdiği yüce bir sahabi hanım; Hz. Esma, ensar hanımlarının ilim ve irfanda önde gelenlerindendi.

Musab bin Umeyr’in vesilesiyle ensardan ilk Müslüman olanlarla beraber İslam’ı kabul etmişti. Hicretin ilk senesinde bir heyet halinde Rasulullah’a (s.a.v) gitmiş ve İslam’a girdiklerine dair ona biat etmişlerdi.

Dini en güzel şekilde öğrenmek için büyük bir çaba harcayan Hz. Esma, hayânın buna mani olmaması gerektiğini biliyordu. Aklına takılan muhtelif konularda Rasulullah’a (s.a.v) sorular soruyor ve aldığı cevapları etraftaki kadınlara ileterek onların aydınlanmasına vesile oluyordu. Yüce dinimiz İslam’ın insanı bilmediğinden mesul tutmadığını; ancak bilmediklerini öğrenmekle yükümlü olduğunu çok iyi idrak etmişti. Bu sebeple soruyor, öğreniyor, öğretiyor ve amel ediyordu. Soru sormadaki cesaretinin yanı sıra hitabeti de oldukça düzgündü. Bu sebeple kadınların aralarında anlaşamadığı yahut bilmediği bir konu olduğunda; temsilci olarak hep onun adı anılıyordu. Rasulullah’ın huzuruna o varıyor, soruların cevabını o alıyordu.

Efendimiz onun hitabet ve açık sözlülüğünü takdir eder

Sahabe hanımlar bir toplantı esnasında kadın ve erkeklerin fazileti konusunda anlaşmazlığa düşer. Toplantıya katılanlardan bazıları erkeklerin cihada katılmak, cuma namazını kılmak, cenazelerde bulunmak gibi sebeplerle kadınlardan daha üstün olduğunu iddia eder. Bazıları ise erkeklerin gerisinde kalıp onların mallarını ve evlatlarını korudukları, temizlik ve yemeklerini yapıp, eşlerinin meşru olan tüm isteklerini yerine getirdikleri için kendilerinin üstün olduğunu ileri sürerler. İki farklı görüşten hangisinin doğru olduğu konusunda çıkış yolu bulamayan hanımlar, sonunda durumu Rasulullah’a (s.a.v) intikal ettirmeye karar verirler. Bunun için de aralarından birisini temsilci seçerler. Seçilen temsilci hitabeti en güzel olan, soruyu en güzel şekilde soracak olan Esma binti Yezid’dir.

Hz. Esma huzura varır ve olayı Rasulullah’a (s.a.v) ileterek yaptıkları hizmetle erkeklere ortak olup olmadıklarını sorar. Efendimiz (s.a.v) anlatılanları tebessüm ve hayranlıkla dinler, yanındaki sahabilere; “Siz dinle ilgili soru soran kadınlar içerisinde bundan daha güzel konuşan birini işittiniz mi?” buyurarak onun hitabet ve açık sözlülüğünü takdir eder. Sonra Esma’ya ve temsilcisi olduğu hanımlara, bir kadının eşiyle iyi geçinip onu razı ettiği takdirde eşinin yaptığı faziletli amellerin hepsinden aynı sevabı elde edeceği müjdesini verir.

Bu olaydan sonra Esma binti Yezid’e “hatibetü’n-nisa” denir. O günden sonra hanımların gönülleri rahatlar. Zira ev işleri onlar için külfet olmaktan çıkar. Severek, heyecanla yaparlar tüm işlerini. Çünkü İslam, evini temizlerken, çocuğunu büyütürken bile bir ecirle müjdelemektedir kadını. Niyetini halis tuttuğunda ve meşru emre itaati tam olduğunda salihler arasında bulunmakla mükafatlandırır.

Hz. Esma’nın hanımlara verdiği müjde bununla da sınırlı kalmaz. Merak edilen daha birçok konu ve olayda hanımları aydınlatır, emir ve yasaklar hususunda uyarır, Allah Rasulü’nün diliyle onlara müjdeler sunar. Bir gün kadınlarla oturdukları esnada Rasulullah Efendimiz (s.a.v) yanlarından geçerken selam verir ve “Nimet verilenlerin küfründen sakının!” der. Bunun üzerine tüm sahabi hanımlar susup kalır, zira Efendimiz’in bununla neyi kastettiği anlaşılmamıştır. Birden Hz. Esma’nın sesi duyulur: “Anam babam sana feda olsun Ya Rasulallah! Ne demektir nimet verilenlerin küfranı?” Allah Rasulü (s.a.v) şöyle cevap verir: “Ana babasının yanında uzun süre bekar kalıp, sonra Allah’ın ona verdiği bir eşle nasiplenen, evlatları olan, bir zaman sonra da kızdığında eşine; ‘Senden hayır namına hiçbir şey görmedim’ diyen kimsedir.” Hz. Esma’nın soru sormadaki cesareti sayesinde Efendimiz’in sözündeki hikmet penceresi kadınlar için aralanır.

Cömertliği ve alçakgönüllülüğü ile de öne çıkar Hz. Esma. Rasulullah’a ikramda bulunmak onun için anlatılmaz bir önem taşır. Her fırsatta Allah Rasulü’nü evine davet eder, mutfağındaki yiyeceklerden ikram eder. Yine böyle bir zamanda, evinde yalnız ekmek ve kuru üzüm varken Rasulullah’ı evine davet eder. Efendimiz, beraberinde kırk sahabi ile birlikte evine gelir. Esma, misafirlerinin doymalarını umut ederek Efendimiz’e bakarken, Allah Rasulü “Yiyiniz” buyurur sahabilerine ve yemek yendikçe artar, öyle ki bu davetin bereketi uzun süre evde hissedilir. Esma o gün yaşananlarla ilgili olarak “Allah’a yemin ederim ki kırk kişilik cemaat ne ekmeği ne de üzümü bitirebildi. Ardından da kırbadan su içip gittiler” der ve uzun süre o kırbadan artan suyu içerek şifa bulduklarını nakleder.

Yermük Savaşı’na katılır

Hz. Esma dininin yayılmasında da hayatını feda etmekte çekinmeyen bir kadındır. Bu uğurda yaralıların tedavisi ve su dağıtımı için Yermük Savaşı’na katılır. Savaşın kızıştığı zamanlarda eline geçirdiği çadır direği ile Yermük’te dokuz Rum askerini öldürür.

Hicretin otuzuncu yılında dünyasını değiştiren Hz. Esma, dini öğrenme sorumluluğu ve yaşamadaki hassasiyeti ile hala Müslümanlara örnek olmaya devam ediyor.

SEMERKAND AİLE

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle