DİYANET

Görmez Sultanahmet'te Hutbe İrad Etti

Diyanet İşleri Başkanı Görmez Sultanahmet Camii'nde Hutbe irad etti.

Aziz kardeşlerim,
İnsanlık olarak, insanlık ailesi olarak, yeryüzünün sakinleri olarak büyük acılara şahit oluyoruz. Tahammülü zor ıstıraplar yaşıyoruz, ıstıraplara şahit oluyoruz. Bir taraftan en büyük küresel günahların işlendiği, sömürgelerle mahrum bırakılan Afrika kıtasında açlık ve kıtlık pençesinde insanlar inliyor. Yeryüzünün en büyük nimetlerine sahip olan kıtada insanlar bir damla suyun peşinde koşuşturuyor. Nice masum insanlar açlıktan, susuzluktan can vermeye başladı. Bir taraftan yanı başımızda Suriye’de İdlib’de kimyasal silahların, gazların öldürdüğü o masum çocukların çığlıklarına şahit oluyoruz. Bir tarafta Arakan’da güzel bir topluluk topluca yok olmakla karşı karşıya kalırken, bir tarafta yanı başımızda İdlib’de arşı Rahmanın, Rahmanın arşını titreten annelerin feryatlarına şahit oluyoruz. 9 aylık yavrularının, ikizlerinin cansız bedenlerine sarılan babanın feryadına şahit oluyoruz.
Aziz kardeşlerim,
Asıl acı olan, bundan daha acı olan insanlığın duyarsızlaşmasıdır. Bundan daha acı olan insanlığın vicdan ve merhametini kaybetmesidir. Afrika’daki kıtlıktan daha felaket, daha büyük felaket olan, daha büyük acı yüreklerdeki kıtlıktır, merhamet kıtlığıdır. Şefkat yoksunluğudur. İdlib’de çocukların çığlığından daha tehlikeli olan bütün insanlığın duyarsızlaşması, bütün insanlığın o çocukların çığlığını duymamış olmasıdır. O masum yavruların, masum çocukların çığlığına kulaklarını tıkamış olması bütün insanlığın asıl hepimizi kuşatan en büyük felaket budur.
Aziz kardeşlerim,
Okuduğum ayeti kerimede yüce Rabbimiz şöyle buyurdu: “Ey insanlar bir felaketten kendinizi koruyun, o felaket gelip sizi bulduğu zaman içinizden sadece zalimlere dokunmaz, zulme ve zalime sessiz kaldığınız zaman insanlık ailesi olarak zulme engel olmadığınız zaman, o masum çocukların çığlıklarını duymadığınız zaman o azap hepiniz kuşatır, o azap hepinizi bulur. Hepiniz felakete maruz kalırsınız. Bilin ki Allah’ın azabı şiddetlidir. Okuduğum hadisi şerifte de Allah Resulü şöyle buyurdu, Zulüm zulmettir, zulüm karanlıktır. Önce o karanlık insanlığın yüreklerine çöker, kalbin ışığını yok eder, sonra ahiretini karanlıklara boğar. Sonra kıyamet gününde de zulmetlerle, karanlıklarla karşı karşıya kalır. Mazlumun bedduasından sakının. Çünkü mazlumla Allah arasında hicap yoktur, mazlumla Allah arasında perde yoktur.
Aziz kardeşlerim,
Asıl acı olan işlenen bütün bu cinayetlerin, bu vahşetlerin, bu acımasızlıkların bütün insanlığın gözünün önünde yapılıyor olmasıdır. Asıl hepimizi kuşatan en büyük felaket, insanlığın mazlumların çığlığına karşı duyarsızlaşması, vicdanı ve merhameti kaybetmesidir. Asıl büyük felaket, bütün olup bitenlerin Birleşmiş Milletler’de kalkıp inen adeta bir tiyatro sahnesinde olduğu gibi kalkıp inen parmaklar arasında bu cinayetlerin işleniyor olmasıdır. Veto etmek için parmak kaldırdıklarında da masum çocuklar ölmeye devam ediyor, kabul ettiklerini ifade etmek için parmak kaldırdıklarında da masum insanlar, masum çocuklar, masum kadınlar, yaşlılar ölmeye devam ediyor.
Aziz kardeşlerim,
Asıl bir mümin olarak, Müslüman olarak hepimize bütün bunlardan daha ağır gelen Müslümanların duyarsızlaşmasıdır. Yeryüzüne Rabbimizin gönderdiği son rahmet dinin temsilcisi olan bütün kâinata, börtü böceğe bile şefkat ve merhametle emrolunmuş olan müminlerin duyarsızlığı, Müslümanların duyarsızlığı. Petrol zengini ülkelerin Müslüman sakini olan kardeşlerimizin sessizliği, duyarsızlığı ve bütün Müslüman kardeşlerimizin İslam ümmetinin sessizliği asıl bizi en çok kahreden bu olsa gerektir.
Aziz kardeşlerim,
Öyleyse gelin hep birlikte bugün buradan Sultan Ahmet’in minberinden bütün insanlara seslenelim; ey insanlar, ey insanlık, gelin insanlık kaybolmasın. Gelin Rabbimizin bize lütfettiği vicdanı ve merhameti kaybetmeyelim. Gelin o sârin gazlarıyla boğulan çocukların sessiz çığlıklarına sessiz kalmayalım. Aksi takdirde o çığlık bütün insanlığı yakar. O çığlık hepimizi helak eder. O annelerin feryadına kulak verelim, yoksa o feryat hepimizi yakar, yok eder.
Gelin bugün hep birlikte kendimize soralım; yanı başımızda Müslüman kardeşlerimiz şehirleri karanlığa gömülürken insanlık ışıl ışıl gecelerde eğlenmeye devam mı edecek. Suriye’de, Yemen’de, Libya’da, Afrika’da, Myanmar’da medeniyetler yok edilirken, şehirler haritadan silinirken modern insan kurduğu metropollerle övünmeye devam mı edecek? İnsanlar ilaç bulamazken, bir damla su bulamazken, ekmek bulamazken, bebekler vahşi bir şekilde katledilirken lüks ve israf su gibi akmaya devam mı edecek? Peki, zalimler zaferler devşirirken mazlumlar tel örgüler önünde bekleşirken, ey insanlık, ey Müslümanlar, ey İslam ümmeti, biz hep susacak mıyız? Kudret sahipleri karşısında dünya Müslümanları olarak sadece yutkunacak mıyız, yutkunup duracak mıyız? Buğuz etmekle, kahretmekle, ağlayıp sızlanmakla mı yetineceğiz. Hayır, hakkı ve hakikati söylemeye, sulha ve insafa devam etmeye mütemadiyen devam edeceğiz. Devam edeceğiz ki insanlık ölmesin ve mültecilere sığınak, muhacire ensar olan bu aziz millet, aziz milletimiz dünyadaki bütün bu gördükleri, duydukları çığlıklara, zulümlere, haksızlıklara en azından sessiz kalmayarak yardım elini uzatmaya devam edecek inşallah. İnsanlığın vicdan yükünü omuzuna almaya lütfen devam edelim. Cenabı Hakk bir an önce bütün insanlığı boğacak olan bu çığlıkları duymayı bütün insanlığa nasip eylesin. Cenabı Hakk insanlığı kuşatan bu kara bulutları üzerimizden alarak yeniden sevgiyle, barışla, adaletle kâinatı yönetmeye, kâinatta yaşamaya bütün insanları kâinatta kardeşlik içerisinde yaşatmayı bizlere nasip ve müyesser eylesin.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle