HAYAT, SAĞLIK

Ev yapımı antibiyotik nasıl yapılır?

En ufak hastalığa dahi antibiyotik verilen bir devirde yaşıyoruz. Peki bu antibiyotiklerin kansere kadar yol açtıklarını biliyor muydunuz? İşte ev yapımı bir antibiyotik reçetesi. Ev yapımı antibiyotik nasıl yapılır?

Tıpta her öksürük, balgamı olanlara antibiyotik vermek adeta Allah’ın emri gibidir.

Bugünlerde de öksürük, balgam, ateş şikâyetleriyle doktora gidip de içinde antibiyotik olmayan bir reçete almamak neredeyse imkânsız.

Oysa solunum yolları enfeksiyonlarının yüzde 90’ ının sebebi bakteriler değil virüslerdir ve dolayısıyla da bunlara antibiyotik vermenin hiçbir manası yoktur.

Hatta bu virüslerin sebep oldukları orta kulak iltihabı, sinüzit ve bronşit gibi hastalıklarda bile antibiyotiklerin yeri olmadığı yeni yeni anlaşılmaya başladı.

Birçok doktor bırakın yeni başlayan üst solunum yolları enfeksiyonlarını, bunun bir komplikasyonu olarak gelişen orta kulak iltihabı veya sinüzitte bile artık hemen antibiyotiklere sarılmıyor.

Bu hastalar üç gün süreyle takip ediliyor ve ancak bu süre sonunda ateşi düşmeyenlere ve iyileşme belirtisi görülmeyenlere antibiyotik yazılıyor.

Tedavideki bu gecikmenin herhangi bir soruna yol açmadığını da hemen belirtelim.

Artık bronşitlilere de antibiyotik yok

Lancet’ de yayınlanan yeni bir araştırma, bronşiti olanlara verilen antibiyotiklerin işe yaramadığı gibi aksine zararlı olabileceğini de ortaya koydu (1).

4 haftadan daha az süreden beri öksürük şikâyeti olan ama zatürree şüphesi bulunmayan 18 yaşından büyük 1038 hastaya 7 gün süreyle günde 3 kere 1 gram amoksisilin, 1023 kişiye ise plasebo yani boş ilaç verildi.

Çalışma sonunda zatürree şüphesi olmayan alt solunum yolları enfeksiyonlarında antibiyotiklerin ne hastalığın daha çabuk iyileşmesini ve ne de belirtilerin hafiflemesini sağlamadığı yani kısaca bir işe yaramadığı tespit edildi.

Üstelik de amoksisilin alan grupta bir hastada anafilaksi geliştiği ve bulantı, döküntü, ishal gibi komplikasyonlarında daha fazla görüldüğü bildirildi.

Antibiyotiklerin yan etkileri

Antibiyotikler elbette yerinde kullanıldığı zaman hayat kurtarıcı olan çok değerli ilaçlardır ama bunların öyle her ateşi çıkana veya her öksürüğü, balgamı olana verilmesi de doğru değildir.

Bu ilaçların gereksiz kullanımının en önemli zararı “antibiyotiklere dirençli mikropların” üremelerine fırsat vermeleridir.

Bu antibiyotiklere dirençli mikroplar tıbbın hâlledemediği en önemli problemlerinden biridir ve ölümcül enfeksiyonların da başta gelen sebebidir.

Gereksiz antibiyotiklerin alerji, karaciğer ve böbreklere olan olumsuz etkileri ve yol açtıkları ekonomik kayıplar da hesaba katılmalıdır.

Peki, ne yapalım?

Bu tür viral enfeksiyonlarda antibiyotiklere gerek olmadığı gibi öksürük şurubu, balgam sulandırıcı ve söktürücülerin, vitamin ve bağışıklığı kuvvetlendirdiği iddia edilen ilaçların da hiçbir faydası yoktur.

Çok rahatsız edici değilse ateş düşürücü ilaçlardan da uzak durulmalıdır; çünkü ateş vücudun virüslere karşı bir savunma aracıdır.

Ateşin hemen düşürülmesi virüslerin daha çok üremelerine hastalığın uzamasına ve komplikasyonların artmasına sebep olur.

Bunlar ilaçtan daha önemli:

Öncelikle burundan nefes alıp vermenizin sağlanması gerekiyor. Bunun için de evin ısısının 20-21 derece, neminin de yüzde 45-50 arası olması gerekir.

Ev çok kuru ise mesela yüzde 40’ ın çok altında ise nem yapan cihazların faydası olur; eğer yüzde 40’ larda ise radyatörlere ıslak havlu koymak veya su kabı asmak da yeterlidir.

Odalar her gün havalandırılmalı ve kapalı mekânlarda sigara içilmemeli ve solunum yollarını tahriş edecek parfüm, deterjan vb kokular olmamalıdır.

Yatak odasının güneş görmesi ve toz barındırabilecek eşyalar olmaması da çok önemlidir.

Öksürük için ilaçsız tedaviler daha faydalı

Her gün 1 çay kaşığı karbonatlı su içebilirsiniz. Bunu yarım çay kaşığı sabah, yarım çay kaşığı akşam 1 bardak suya karıştırıp 3 dk. bekleyip iyice karışmasını bekleyin sonra tekrar karıştırıp için. Her beden ve her bedenin göstereceği tepki farklı olacaktır. Çünkü herkesin farklı beslenme biçimi var. Bundan dolayı herkesin kendi bedenini dinleyip buna bağlı olarak karbonat miktarını ayarlaması gerekir.

Eğer grip, nezle gibi rahatsızlıklar olursa günde 3 çay kaşığı karbonatlı su içebilirsiniz. Fazla gelirse o zaman günde 3 kere yarım çay kaşığı içerek buna devam edebilirsiniz.

3 yaşından büyük çocuklarda hastalık olursa yarım çay kaşığı karbonatı 1 bardak suya karıştırıp içirebilirsiniz.

Eğer Karbonatlı suyu içmekte zorlanıyorsanız, boş ilaç kapsülleri temin edip içlerine sodyum Bikarbonatla doldurup bol suyla hap olarak içebilirsiniz.

Eğer Tansiyonunuz yüksekse ya da hipertansiyonunuz varsa, hazırladığınız karbonatlı suyu tek seferde içmeyin, gün içinde yudum yudum az az içip öyle bitirin yani güne yayarak ve bol alkali su tüketin.

Eğer yüksek Tansiyonunuz varsa ya da yaşlıysanız Karbonatlı suyu içtikten sonra Kanepe yada yatağa uzanıp 10 - 20 dk. uzanıp dinlenin. Bazı insanlarda tansiyonda yükselme yaratabilir ama kısa sürer bu. O yüzden Tansiyonuzun yükselmesinden endişe ediyorsanız uzanıp 10 – 20 dak. dinlenin. Sonra kalkıp günlük işlerinize devam ediniz!.

Karbonatlı Suyun Sırrı…

Karbonatın Kullanımı: Bir büyük bardağa iki tatlı kaşığı karbonat atıldıktan sonra üzerine az az kaynar su dökülerek köpürtülür ve karbonatın suda iyice çözülmesi sağlanır. Sonra üzerine normal su dökülür, karıştırılıp içilir. Eğer kanser, MS, diyabet hastasıysanız vücudu alkali hale getirmek için ilk hafta aç karnına yemeklerden bir saat önce bu uygulama iki kere tekrarlanır. Sonraki üç hafta sadece sabahları kahvaltıdan önce aç karnına içilerek devam edilir. Bir ay sonra gidip hastalığınızı kontrol ettirip iyi olup olmadığınızı görebilirsiniz.

Eğer idrarınızdaki pH 7,36 ve üstüyse vücudunuz “alkali” haldedir, dilerseniz her gün suya bir çay kaşığı karbonat atıp kullanmaya devam edebilir ya da sadece ihtiyaç duyduğunuzda bunu uygulayabilirsiniz.

İdrarınızdaki pH seviyesini öğrenmek için dijital pH ölçerler satılıyor, onlardan bir tane alıp her gün tartıya çıkmak gibi idrarınızdaki pH seviyenize bakıp bedeninizin sağlık durumunu anlayabilirsiniz. Dijital pH ölçer yerine pH kâğıtları da kullanabilirsiniz.

Hastaysanız alkali gıdaları araştırıp mümkün mertebede iyileşene kadar Alkali gıda tüketmeye özen gösterin.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle