DİYANET, HAYAT

El-Fiten vel-Melahim ne demektir?

Fiten ve melahim konusunu sizler için araştırdık.

Fiten ve melahim başlıkları İslami kaynaklarda özellikle de Hadis ve Kur’an da geniş bir şekilde yer almaktadır.
Hz. Peygamber veya Kur’an tarafından, müslümanların, dünyada ve ahirette başlarına gelmiş ve gelecek olaylar, savaşlar, çekişmeler farklı zaman ve mekânlarda ele alınarak, bu fitne, fesat ve musibetlerden kendilerini uzak tutmaya çalışmaları bildirilmiştir. Bununla beraber bazı olayların içinde bulunanların da saadeti dareyni elde edecekleri müjdelenmiştir.
Hz. Peygamberden sonra selefi salihin ulema bu konular üzerinde durmuş ve bildikleri duydukları ve gördükleri kadarını açıklamaya çalışmışlar.

Fitne Kelimesinin Lügat ve Terim Manaları
Fiten kelimesi fitne kelimesinin çoğuludur.
Hüseyin bin Muhammed bin Mufaddal er-Râgıb el-İsfehânî’ (d.h.343 ö.h. 425)
Şöyle demiştir: Fitne altın ve gümüşün kalitesinin artırılması için ateşte eritilmesi ve safi hale getirilmesidir.
Azab manasına gelir “ذوقوا فتنتكم” azabınızı tadın (zariyat suresi 14)
İmtihan ve deneme sınama manasında gelir. “وفتناك فتونا” seni sıkı bir denemeden geçirdik.(taha s.40)
Aşırı bolluk veya sıkıntının insanı ittiği durumları ancak daha çok insanın şiddetli sıkıntı çekmesinde kullanılmaktadır
Fitne, Allah tarafından olursa onda bir hikmet vardır. Eğer insandan sadır oluyorsa bu fitne yerilmektedir.
Ragıp dışındakiler ise şöyle demişlerdir:
Fitne, sınama, imtihan etme deneme manasındadır.
Bela ve musibetin insanı düşürdüğü durum için kullanılmıştır.
İnsanı küfre günaha götüren her şeyi ifade de kullanılmıştır.( el-Feyruz Abadi el-Kamus ul-Muhit babu’n-Nun Faslu “fe”)

Terim manası: En uygun tarif Ebu Bekr Abdülkahir b. Abdürrahman b. Muhammed el-Cürcanin (vefat 1079) yapmış olduğu tariftir. İnsanın hayır ve şer durumunun belli olmasıdır. Çünkü insanın başına gelen bela ve musibet insanın denenmesi sonucunda hayır ve şerre mi yöneldiğini gösterir. (Cürcani Et tarifat s 212)

MELHAME KELİMESİNİN LÜGAT MANASI
Melahim kelimesi, melhame kelimesinin çoğuludur. İbni Manzur (Ebü'l-Fazl Cemâlüddîn Muhammed b. Mükerrem b. Alî b. Ahmed el-Ensârî er-Rüveyfî'dir. (22 Muharrem 630 tarihinde Kahire'de doğdu  711' şaban ayında Kahire'de vefat etti ) şöyle demiştir: Melhame, büyük olay, savaş, savaş yeridir.(ibni manzur lisanul arap12/535)

Bir diğer görüşe göre melhame kelimesi, lahm (لحم) kelimesinden gelmektedir. Melhame denmesinin sebebi savaş esnasında askerlerin ve ölenlerin kesilmiş etlerinden dolayı böyle denmiştir.
Lügat manasında savaş kimler tarafından olursa olsun ona melhame denir yani müslümanlar ile gayri müslimler arasında olması İslam’dan önce veya sonra olması lügat bakımından fark etmemektedir.

Terim manası ise: Şer’i naslara bakıldığında Müslümanlar ile kâfirler arasında yapılan büyük savaşlardır.

Fitne savaşı ise: Müslümanlar arasında yapılan savaşa söylenmiştir.(el azim abadi avnil mabud 11/575)

Kur’an’da ve Sünneti Seniyyede Fiten ve Melahim
سَتَجِدُونَ آخَرِينَ يُرِيدُونَ أَن يَأْمَنُوكُمْ وَيَأْمَنُواْ قَوْمَهُمْ كُلَّ مَا رُدُّوَاْ إِلَى الْفِتْنِةِ أُرْكِسُواْ فِيِهَا فَإِن لَّمْ يَعْتَزِلُوكُمْ وَيُلْقُواْ إِلَيْكُمُ السَّلَمَ وَيَكُفُّوَاْ أَيْدِيَهُمْ فَخُذُوهُمْ
وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثِقِفْتُمُوهُمْ وَأُوْلَئِكُمْ جَعَلْنَا لَكُمْ عَلَيْهِمْ سُلْطَانًا مُّبِينًا
Sizden ve kendi kavimlerinden emin olmak isteyen başkalarını da bulacaksınız.( Fakat) fitneye her çağırılışlarında, ona geri döndüler. Şayet bundan sonra sizden uzak durmazlar, barış teklif etmezler, ellerini sizden çekmezlerse, o takdirde onları nerede bulursanız yakalayın ve öldürün. Ve işte size, onların üzerine (saldırmanız için) apaçık yetki verdik (Nisa suresi 91)

وَاتَّقُواْ فِتْنَةً لاَّ تُصِيبَنَّ الَّذِينَ ظَلَمُواْ مِنكُمْ خَآصَّةً وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ
Ve sizden (içinizden), sadece zalim kimselere isabet etmeyen, onlara has (özel) olmayan (diğerlerine de isabet eden) fitneden sakının (takva sahibi olun). Allah’ın azabının çok şiddetli olduğunu biliniz (Enfal suresi 25)
و قَاتِلُوهُمْ حَتَّى لاَ تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ الدِّينُ لِلّهِ فَإِنِ انتَهَواْ فَلاَ عُدْوَانَ إِلاَّ عَلَى الظَّالِمِينَ
Ve fitne kalmayıncaya ve dîn, Allah için oluncaya kadar onlarla savaşın (onları öldürün). Bundan sonra eğer vazgeçerlerse o zaman zalimlerden başkasına karşı düşmanlık yoktur. (Bakara suresi 193)

Yalancılar kahrolsun!

Onlar ki cehalet içinde, gaflette olanlardır.“Dîn günü (hesap günü) ne zaman?” diye sorarlar.O gün onlar, ateşe atılarak (fitnelerinin karşılığı olarak) azaba maruz bırakılırlar.Fitnenizi (yalanladığınızı) tadın! Bu, sizin acele istemiş olduğunuz şeydir.(Zariyat, suresi 10-14)
Muhakkak ki onlar, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara işkence edip, sonra da tövbe etmemişlerdir. Artık onlar için cehennem azabı ve yakıcı azap vardır. (Buruc suresi 10)
Hadis kitaplarında “Kitabü’l-fiten ve’l-melâhim” başlığıyla bazı bölümler yer almaktadır. “Fiten” kelimesinin tekili (müfredi) olan “fitne”nin meşakkat, sıkıntı, bela, musîbet, rezalet ve azap gibi mânâları vardır; aslında fitnenin, imtihan anlamında olduğu, daha sonra meşakkat ve imtihanın netice verdiği kötülük mânâsında kullanıldığı söylenmektedir. Zamanla bu kelime küfür, günah, ihtilâf, düşmanlık, rüsvaylık ve fısk gibi her türlü kötülük için kullanılmaya başlanmıştır. Melâhim ise; melhame kelimesinin çoğuludur; melhame, savaş meydanı demektir. Hadis kaynaklarında “fiten ve melâhim” başlıkları altında, ileride gelecek olaylardan, özellikle âhir zamanda cereyan edecek olan dehşetli hadiselerden bahsedilmiş; bunlara karşı müslümanın nasıl tavır takınması gerektiği belirtilmiştir.
Bir hadis-i şerifte, “Âhir zamanda yaşları küçük, akılca kıt birtakım gençler zuhur edecek. Yaratılmışın en hayırlısının sözünü söylerler, Kur’an’ı okurlar. Fakat, imanları, gırtlaklarından öteye geçmez.” buyuruluyor.
Fitnenin kol gezdiği zamanda hiç olmazsa bir yerde, bir zümre zuhur etse.. şahsî, âilevî ve içtimaî hayat açısından tam bir istikâmet, engin bir iman, tastamam bir müslümanlık, insanın boyunu aşkın bir ihlas, derinlerden derin bir ihsan şuuru.. bir marifet ki bayılır insan ona.. bir muhabbet, bir aşk u şevk ki insanın aklını alır.. bu vasıflarla muttasıf küçük çapta bile olsa bir topluluk bulunsa, dünyanın değişik yerlerinde hemen onun örnekleri oluşacaktır.
Fitne zamanında müslümanlığı dosdoğru yaşamak çok zordur. Fakat, o zoru başaranlar, dünyada bütün zorlukları da başarabilecek babayiğitlerdir.

Fitnelere karşı dalgakırıcılar oluşturmalı

Efendimiz, gaybı gören gözüyle görüyor, gaybı duyan kalbiyle duyuyor o meseleleri ve haber veriyor. Bir de doğrudan doğruya metlu bir vahiyle Allah (cc) Efendimiz (sas) olup biten şeyleri bildirmiş olabilir. Kur'an-
ı Kerim'de doğrudan doğruya dar bir ibare ile olmasa bile işaretlere, iltizamlara, tazannumlara meseleyi açtığınız zamanda onlarda da bu işaretleri görebilirsiniz.
Şimdi Efendimiz (sas) bu türlü tembihlerde bulunmak suretiyle bunlar sizin için kaçınılmaz hadiselerdir. Sahabi ondan alacağı öğüdü almış mıdır? Ben öyle bakarım o meseleye. Hz. Ali Efendimiz zannediyorum Hariciler, Haruriler, karşısına çıktığı zaman bir kısım Emeviler onu sindiremeyip karşısına çıktıkları zaman herhalde Efendimiz (sas) bunun haberini anladı. Onun için çok temkinli hareket etti. İsteseydi o şah-ı merdan Haydar-ı Kerrar, herkesi arkasına alırdı ve onların tepelerine binerdi. Allah'ın izni ve inayetiyle yok ederdi.
Fakat çok temkinli çok dikkatli hareket etti. Kimsenin canına kıymamaya çalıştı. Çünkü o evliyaullah'ın babası. Bütün ehlullah'ın babası. Hasan'ın Hüseyin'in babası, seyyidlerin de babası, nakiplerin de babası. O dönemde Hz. Ali Efendimiz, Efendimiz'in (sas) haber verdiği bu şeyi duymuş, olana göre değerlendirmiştir.
Haber verdiği bir şeyi falan yerdeki köpekler havladığı zaman sen orada haksız olarak bulunuyorsun. Mübarek validemiz, Ayşe Validemiz, Hz. Ali ile tam karşı karşıya geldiği zamanda o havlamayı duyunca hemen atını
çeviriyor, Medine'ye dönüyor. Anlıyor ve aaaa diyor, demek Efendimiz'in buyurduğu buydu diyor. Ve daha sonra da bu basiretle O'nun bu mevzudaki mesajlarını, ikazlarını nazar-ı itibara alarak adeta bir pusula gibi kullanan insanlar şaşırmadan İslam'ın sırat-ı müstakiminde dosdoğru yürümüşlerdir. Hafizanallah bunlara kulak vermeyen, o tembihe kulak vermeyenler, fitneler böyle çağlayanlar gibi akıp gidecek, kan seylapları
insanları kütükler gibi sürükleyecek. O zaman bize düşen şey demek ki önümüzdeki günlerde, aylarda, yıllarda, senelerde, asırlarda bu türlü badireler hep olacak. Bu türlü dâhiyeler hep olacak. O zaman biz bunları
önleyici, en azından bu olumsuz dalgaları kırıcı bir şeyler oluşturmamız lazım. Alternatif dalga kırıcı, dalga kıranlar tabiri var. Dalga kıranlar oluşturmamız lazım. Fitne dalgalarını o tabirle de ifade ediliyor yani, fitneler dalga şeklinde de ifade ediliyor. Fitne dalgalarını kırabilecek, çözebilecek, dağıtabilecek, tesirini azaltabilecek bizim alternatif yöntemler oluşturmamız lazım. Bizim için de aynı zamanda bunlar söz konusu. Yani siz de müteyakkız olun, tetikte olun, sizin için de her zaman bu türlü şeyler olabilir.
Hadiste geçen fiten ve melahim konularını ilerde genişçe ele alacağız.

Fiten ve melahim konularını ele alan hadisçiler:

Buhari, kitap el fiten 6/2587
Sahihi muslim , kitabul fiten ve aşratussaat 4/2207
Hakim nisaburinin sahiheyn üzerine yazdığı müstedrek kitabul fiten ve melahim
Sünen ebi davut, kitabul fiten vel melahim 94/4
Süneni tirmizi kitabul fiten 4/460
Sünen ibni mace, kitabul fiten, 2/1295

MELAHIM VE FITEN HAKKINDA YAZILAN KITAPLAR

Daha sonra bu konulara has kitaplar yazılmıştır. Bu kitaplardan bazıları:

1)كتاب الفتن لنعيم ابن حماد NUAYM b. HAMMÂD(نعيم بن حمّاد)
Ebû Abdillâh Nuaym b. Hammâd b. Muâviye el-Huzâî el-Mervezî (ö. 228/843)
Hadis hâfızı ve fakih.
Bu kitabın özelliği fiten ve melahim konularını ilk defa bir konu olarak ele alan kişidir. İçinde çok kıymetli bilgiler barındırmakla beraber konuların anlatımında zayıf ve uydurma hadisler de vardır

2)البداية والنهاية في الفتن والملاحم لابن كثير
Ebü’l-Fidâ’ İmâdüddîn İsmâîl b. Şihâbiddîn Ömer b. Kesîr b. Dav’ b. Kesîr el kaysi el kureşi el busravi ed-dımaşki eş şafii doğum h 701-702 m 1300-1301 vefat h 774 m 1373
Tarihçi müfessir muhaddis ve şafii fakihi. Eski kitaplar arasında en sağlamlarından sayılmakla beraber sadece hadislerin tahlilini kısaca yapıp geçmiştir. Buna ek olarak bütün kıyamet alametleri ile ilgili tüm hadisleri ele almamıştır. İçinde az da olsa uydurma ve zayıf hadisler bulunmaktadır. Ayrıca kitap insanlığın başlangıcından kıyamete kadar olacak olacak olayları ele almıştır tertipli bir kitaptan çok toplama bir kitap görünümündedir. 450 sayfanın sadece 150 sayfası kıyamet alametleri ve fitneler hakkındadır.

3)التذكرة للقرطبي
Ebû Abdullah Muhammed İbn Ahmed İbn Ebî Bekr İbn Farh el-Kurtubî doğumu 12.yy sonları 13.yüzyıl başları olarak kabul edilmektedir vefatı  29 Nisan 1272'dir.
 et-Tezkire fi Ahvâli'l-Mevtâ ve Umûri'l-Âhire: Kurtubî bu eserinde ölüm, ölülerin halleri, kıyamet, Cennet, Cehennem gibi mevzuları anlatır

4)كبات الإشاعة في الأشراط الساعة للبرزنجي

Muhammet bin abdurrasul bin abdusseyyid bin abdurrasul bin kalender eş şehrezuri

5) الإذاعة لما كان وما يكون بين يدي الساعة ( علامات الساعة الصغرى والكبرى)
Sıddık hasan han el kanuci el buhari

6) الصحيح المسند من أحاديث الفتن والملاحم وأشراط الساعة مصطفى العدوي
Mustafa adevi (Doğum 1955)
Yakın zamanlarda yazılmış bir kitaptır. Bu sahada yazılmış en iyi kitaplardan birisidir. İçinde zayıf ve uydurma hadisler barındırmamaktadır. Hadislerle ilgili yeterli açıklama yapılmıştır.
Hz. Peygamber(sav) Kıyamete kadar olmuş ve olacak olayları haber vermesi Ebu Zeydin ra rivayet ettiği bir hadisi şerifle şöyle denilmiştir.

“Allah Rasulu namazı kıldırdı minbere çıktı. Öğleye kadar bize hutbede bulundu, sonra minberden indi öğle namazını kıldırdı tekrar minbere çıktı. İkindiye kadar konuştu sonra minberden inip ikindiyi kıldırıp tekrar minbere çıktı ve bize güneş batıncaya kadar konuştu. Bu konuşmalarında bize olmuş ve olacaklardan haber verdi bize neler olacağını bildirdi. Biz de bunları ezberledik.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle