SENDİKA

Diyanet Bir-Sen; EZANI BIRAKIN İŞİNİZİ YAPIN!

Bir milletvekilinin “Ezanın Türkçe okunmasını istiyorum” sözleriyle başlayan ezan tartışmasına Diyanet Bir-Sen Genel Başkanı Hasan Türüt son noktayı koyarak, “ezanı bırakın işinizi yapın!” diye karşılık verdi.

Bir milletvekilinin “Ezanın Türkçe okunmasını istiyorum” sözleriyle başlayan ezan
tartışmasına Diyanet Bir-Sen Genel Başkanı Hasan Türüt son noktayı koyarak,
“ezanı bırakın işinizi yapın!” diye karşılık verdi.

Müslümanlığın bir kimlik olduğunu, bu kimliğin dil, din, renk, coğrafya, sınıf, milli
kültür ve etnik özelliklerin üstünde olduğunu ve bu kimliği taşıyan toplumların
geneline de İslam Ümmeti dendiğini belirten Hasan Türüt, İslam Ümmetini diğer
dinlerden ayıran ve tanınmasını sağlayan işaretler ve sembollerin varlığına dikkat
çekerek, şiar denen bu işaret ve sembollerden birinin de ezan olduğunu söyledi.

Ezan tartışmasının boş ve gereksiz olduğunu söyleyen Diyanet Bir-Sen Genel
Başkanı Hasan Türüt, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Sınırlarımız da
ülkemize karşı açık tehdit bulunurken, ekonominin tehlike sinyalleri verdiği,
işsizliğin arttığı ve halkın geçim sıkıntısı içinde olduğu bir dönemde ezanı bahane
ederek İslami değerlere saldırmaya çalışmanın anlamsız olduğunun altını çizmek
istiyorum. Türkçe ezan tartışmasıyla basiretsizliğin ve acziyetin üstü örtülmeye
çalışılıyor. Millete hizmette acziyet yaşayan bir zihniyetin 1950 yılında kapanan bir
tartışmayı yeniden alevlendirmesi başka türlü izah edilemez. Bu nedenle Meclis
mensuplarına, ezanı bırakın işinizi yapın, diye çağrı da bulunuyorum. Sizin işiniz
milletin kutsal değerleriyle uğraşmak değil, hizmet etmektir.

Bunu yapmaktan acizseniz, bu milletin vergileriyle aldığınız maaş haramdır! O makamları derhal
terk edin. Zira millet, diniyle uğraşasınız diye size maaş vermiyor!
İslam âleminde birbirinden farklı yaşam tarzları, siyasi ve coğrafi farklılıklar
olmasına rağmen, kutsal sayılan değerler ümmeti birbirine bağlar. Bu bağ
“dindaşlık bağıdır.” Bu bağ, Kur’an’da da ifade edildiği şekliyle yardımlaşma,
dayanışma, kardeşlik, koruma v.s. dir. Ali İmran Sûresi 103. Ayet de belirtildiği
gibi; “Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sarılın. Parçalanıp bölünmeyin.
Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O,
kalplerinizi birleştirmişti.

İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz.
Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte
Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.” Dolayısıyla
ezan da İslam âleminin birliğine işaret eden bir kavramdır. Parçalanıp bölünmeyi
engelleyen bir kavramdır. Bir elmanın kabuğunu soyduğunuz zaman güzelliği
kaybolur. Kısa bir müddet sonra da kararmaya başlar ve atılır.

Ezan da İslamâleminin kabuğu gibidir! Ezan Türkçe okunduğu zaman manasını anlayabilirsiniz
ama hiçbir zaman ruhu besleyen lezzetinden ilham alamazsınız. Kardeşlik,
yardımlaşma ve dayanışma duygularından mahrum kalırsınız. Müslüman olma
bilincinin manevi ikliminden uzaklaşırsınız. Ezan, her milletin kendi dilinde
okunacak olsa İslam birliği ortadan kalkar. İslam’ın şiarı olan ezan’a “Ezan-ı
Muhammedi” denmesinin nedeni de budur. Bu nedenledir ki ezan, 15 asırdır farklı
diller de Arapça olarak okunmaktadır.

Buhari’nin belirttiğine göre, Hz. Peygamber harbe giderken bölgeyi bilmiyorsa uygun bir yerde konaklar ve sabah namazının vaktini beklerdi. Eğer sabah namazının vakti geldiğinde ezan okunuyorsa o yerin Müslüman olduğu anlaşılır ve dokunulmazdı. Bu da ezanın, İslam’ın şiarı olduğunu göstermesi açısından önemlidir. İslam’a ait şiarlar dil ve şekil yönünden korunmalıdır. Aksi halde belli bir toplumun işareti olur ve şiar değişmiş sayılır. Kaldı ki İslam dünyasında önemli sayılan ezan, sahâbe’nin rüyası ile şekillenmiş ve Resûlullah’ın ilahi yoldan geldiğini tasdik etmesi, benimsemesi ve okunmasını emretmesiyle Müslümanların önemli şiarlarından biri olmuştur. Bugünkü haliyle İslam aleminde metni ve dili hiç değiştirilmeden okunagelmiştir. Bu nedenle Türkçe ezan sünnete de aykırıdır. Milletin yetki vererek Meclis’e gönderdiği kişilerin davranışları, sözleri, açıklamaları, milletin mensubu bulunduğu dinin kavramlarına aykırı olmamalıdır.

Bu hususta azami dikkat gösterilmeli ve herkes ölçülü davranmalıdır. Milletin eklentisi, Milletvekillerinin birbiriyle kavgası değil, millete ve kutsal değerlere saygısızlık değil, dini kavramlara karşı hassas olunmasıdır.

Dini konular da hiçkimse ahkam kesmesin. Kur’an ve sünnet çizgisine karşı dikkatli ve saygılı olmak zorunludur. Siyasiler, dinimizin değerlerini lütfen tartışma konusu yapmaktan kaçınsınlar. Milletin beklentisi, milletin refahı ve devletin bekası ve birliği için çalışmalar yapmalarıdır. Hatırlatmak isterim ki Çanakkale de düşmana karşı tekbir sesleriyle şehadete yürüyen aziz milletimiz “Tanrı uludur!” diye koşmamıştır.”

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle