HUTBE

Diyanet 25 Kasım 2016 tarihli Cuma Hutbesi

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan “Hayatın Gayesi” isimli hutbe 25.11.2016 Cuma günü Türkiye geneli bütün camilerde okunacaktır.

İLİ : GENEL
TARİH : 25.11.2016

HAYATIN GAYESİ

Kardeşlerim!
Allah Resûlü (s.a.s), genç sahabî Muâz’la yolculuk yapıyordu. Peygamberimiz, üç defa
“Muâz!” diye seslendi. Muâz ise her seferinde “Buyur ey Allah’ın Resûlü, emrine amadeyim!”
diyerek gönülden teslimiyet, sevgi ve hürmetini dile getirdi. Nihayetinde Peygamberimiz, kendisini
merakla dinleyen bu sahabiye, “Allah’ın kulları üzerindeki hakkının ne olduğunu biliyor musun?”
diye sordu. “Allah ve Resûlü daha iyi bilir.” cevabını verdi Muâz. Bunun üzerine Efendimiz şöyle
buyurdu: “Allah’ın kulları üzerindeki hakkı, onların Allah’a ibadet etmeleri ve O’na hiçbir şeyi
ortak koşmamalarıdır.”

Peygamberimiz, bir müddet sonra “Peki kulların Allah üzerindeki hakkının ne olduğunu biliyor
musun?” diye sordu. Ardından da şu müjdeyi verdi:
“Kendisine kullukta bulunması ve hiçbir şeyi ortak koşmaması halinde Allah’ın, kuluna azap
etmemesi ve onu cennete koymasıdır.”1

Aziz Müminler!
Yüce Rabbimizin üzerimizdeki en büyük hakkı, O’nu tanımamız, O’na kul olmamızdır. O’na
teslimiyet ve sadakat göstermemizdir. Zira yaratılış gayemiz, Allah’ın varlığına ve birliğine şeksiz
şüphesiz iman etmektir. Her türlü azamet ve yüceliğin, yalnızca Allah’a ait olduğunu kabul
etmektir. O’nun emir ve yasakları doğrultusunda bir hayat sürmektir.

Kardeşlerim!
Bütün mahlûkatı yaratan Rabbimiz, kerem ve cömertlikte eşsizdir. O’nun bizlere ihsan ettiği
nimetler saymakla bitmez. Aldığımız nefesten, içtiğimiz suya; yediğimiz lokmadan, harcadığımız
zamana, her şey O’nun bizlere lütfudur. Aklımız, gönlümüz, sevgi ve merhametimiz, birbirimize olan
muhabbetimiz hep O’nun bizlere ikramıdır.

O halde bize ömrümüzü, türlü nimetleri, hâsılı varlığımızı bağışlayan Allah’a ne kadar şükretsek az
değil midir? Rabbinin bunca nimetini görmezden gelerek, insanın sorumluluklarını ihmal etmesi ve
başıboş bir hayat sürmesi hiç insana yakışır mı?

Kardeşlerim!
Varlık amacımız, Allah’a iman ve kulluğun yanında yeryüzünü imar etmektir. Yeryüzünde sevgi,
saygı, şefkat ve merhameti yaymaktır. Hepimizin ortak yurdu olan dünyamızda iyiliği egemen
kılmaktır. Her daim adaleti yüceltmektir. Hakk ve hakikate tercüman olmaktır. Batıla karşı hakkın,
zalime karşı mazlum ve mağdurun, cehalete karşı ilim ve irfanın yanında yer almaktır. Fitne, fesat,
zulüm, savaş, katliam gibi her türlü kötülüğün karşısında durmaktır.

Aziz Kardeşlerim!
Bugün, genelde insanlık özelde ise İslam coğrafyası, barış ve huzurun, emân ve selamın, güven
ve sükûnetin özlemini duymaktadır. Unutulmamalıdır ki; bütün bu güzellikler Kur’an’ın bâkî hakikatlerinde, Peygamberimiz (s.a.s)’in çağlar üstü örnekliğinde mevcuttur. Yeter ki müminler olarak
bizler, hayatımızı bu güzelliklerle tezyin edelim.

Yeter ki bu güzellikleri uygun bir lisanla, hikmetli bir üslupla insanlık ailesine takdim edebilelim.

Kardeşlerim!
Yüce Rabbimiz, ölümü ve hayatı hangimizin daha güzel işler yapacağını sınamak için yarattığını haber
vermiştir. 2 Öyleyse şu kısacık imtihan dünyasında bize düşen, muhabbetullah ile dolu bir gönle, Allah’ı
zikreden ve O’na şükreden bir dile, salih amellerle geçirilen bir ömre sahip olmaktır. Fâni dünyamızı
imar ederken, ebedi yurdumuz olan âhireti mamur etmeyi unutmamaktır. Yüce Rabbimizin, rızası
uğrundaki hiç bir gayreti zayi etmeyeceği ümidi ile yaşamaktır. Yeter ki bizler, sadece O’na dayanıp
güvenelim. Yeter ki “Benim namazım, her bir ibadetim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi
Allah içindir.” 3 diyerek her daim Rabbimizle, Rabbimiz için yaşayalım.

Kardeşlerim!
Geliniz! Gaye-i hayatımız üzerinde bir kez daha düşünelim. Varlık gayemiz doğrultusunda bir hayat yaşamaya gayret edelim. Rabbimize yüz akıyla dönmeye çalışalım. Böylelikle ömrümüzün nihayetinde şu ilahi müjdeyi duyabilmek için ümidimiz her daim diri kalsın: “Ey huzur içinde olan nefis! Sen O’ndan, O da senden razı olarak Rabbine dön! İyi kullarımın arasına gir. Cennetime gir.”4

TIKLA HUTBEYİ İNDİR

1 Buhârî, Cihâd, 46; Müslim, Îmân, 48.
2 Mülk, 67/2.
3 En’âm, 6/162.
4 Fecr, 89/27-30.

Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle