KADIN, HAYAT

Dikkat! Bu farzı sakın terk etmeyin! İddetin Lugat Anlamı Kadınlar için iddetin anlamı

İddet beklemek nedir? İddet kuralı uygulanmayınca toplumda ne gibi sıkıntılar görülür? İslam hukukunda iddet bekleyen kadının hak ve sorumlulukları nelerdir? Sizler için araştırdık.

İddetin Lugat Anlamı

"İddet" kelimesi, lugatta sayı manasına gelen "aded" kelimesinden alınmış olup, saymak, hesaplamak ve müddet manalarına gelmektedir. "Saydı" anlamına gelen "adde" fiilinin semai masdarıdır. Arapçada bir şeyin sayılmış olduğu ifade etmek istenildiğinde, "adedtü'ş-şey'e iddeten" denilir.

"İddet" kelimesi, aynı zamanda, sayılan şey (ma'dûd) anlamına da kullanılır.

İddetin Terim Anlamı

İslam Hukuku literatüründe, her mezheb imamı tarafından iddetin farklı şekillerde tarif edildiği görülmektedir. Fakat biz burada iddeti, ıstılahi bakımdan daha açık ve kapsamlı bir şekilde tarif etmekle iktifa edeceğiz. İddet, boşanma veya fesh sebeplerinden birisi ile evliliğin sona ermesinden sonra, geriye kalan nikâh neticelerinin sona ermesi o evlilikle lakasının tamamen kesilmesi ve başkası ile yeniden evlenebilecek hale gelebilmesi için kadının beklenmesi gereken belli bir müddettir.

İddetin Gerekliliği ve Vacib Olmasının Delilleri

İslam âlimleri, iddet beklemenin meşru ve hükmünün vacib olduğu hususunda ittifak etmişlerdir.

İddet, "kitap", "sünnet" ve "icma" ile vacibtir. Biz kitap ve sünnetten olan delilleri ileride sırası geldikçe göreceğiz. İddetin vacibliğinin icma ile sabit oluşuna gelince, onu şöyle açıklayabiliriz: Ümmet, iddetin meşru kılınışı ve Rasulullah (s.a.v.) devrinden günümüze gelinceye kadar, hiç kimse tarafından inkâr edilmeksizin, iddetin vacib oluşu üzerinde icma etmiştir.

Ancak müslüman olmayan kadına iddetin vacib olup olmadığı hususunda ihtilaf vardır.

İddetin Vacib Oluşuna Sebeb Olan Durumlar

İddet, şu sebeblerden biri nedeniyle vacib olur:

1- Sahih nikâh akdinde cinsi münasebet veva sahih halvetten sonra boşanmak veya fesh

2- Fasid nikâh akdine dayanarak veya şüphe ile yapılan cinsi münasebetten sonra meydana gelen ayrılık.

3- Sahih bir nikâh akdi üzerine kurulan evlilikten sonra eşler arasında cinsi münasebet olmasa bile kocanın vefat etmesi.

I-İDDET ÇEŞİTLERİ VE MÜDDETLERİ

Konuyu bir de iddet bekleyecek olan şahıs açısından ele alırsak, iddet süresinin farklı durumlara göre değiştiğini görürüz.

1- Boşanmış Kadının İddeti

Boşanmış olan hür bir kadın, şayet hamile değil ve hayız gören kadınlardansa, üç hayız müddeti iddet bekler.

Kur' an-ı Kerim' de boşanmış kadınlar hakkında şöyle buyurulmaktadır: "Boşanmış kadınlar, kendi kendilerine (evlenmeksizin), üç kuru' (hayız veya temizlik) müddet beklerler".

Ayet-i Kerimede geçen kur'u' lafzından maksadın ne olduğunu açıklamak gerekmektedir. Bu hususta fakihler ihtilafa düşmüşlerdir. Kur'u' lafzı "kur'" veya "kar'" kelimesinin çoğuludur. Bu lafız, müşterek bir lafızdır. Müşterek olmasının sebebi, Arabların hem hayız hem de hayızdan temizlenme manalarına kullanmalarıdır.

Hanefiler ve Hanbelîlere göre, kuru' lafzından maksad, hayızdır. Malikiler ve Şafiilere göre ise temizlik müddetidir.

2- Kocası Vefat Etmiş Kadının İddeti

Kocası vefat etmiş kadın hamile ise kocasının ölümünden hemen sonra bile olsa doğum yaptığı zaman, iddeti doğumla birlikte sona erer. Bu hususta müctehidler arasında görüşbirliği vardır. Buna şu ayeti kerime delalet etmektedir:

"Hamile olan kadınların bekleme süreleri ise, doğumlarını yapmalarıyla son bulur" .

Bu ayet-i kerimenin manası umumi olup, hem kocası ölen hamile kadınlara hem de diğer durumlardaki hamile kadınlara şamildir.

Şayet kocası ölen kadın hamile değilse, onun iddeti, müctehidlerin ittifakı ile kocasının vefat tarihinden itibaren geceli gündüzlü dört (kameri) ay ve 10 gündür.

Şu ayet-i kerime hamile değilken kocası ölen kadınların iddetlerinin dört ay 1 O gün olduğuna delildir:

"İçinizden vefat eden kimselerin geride bırakmış oldukları eşleri kendi başlarına (evlenmeksizin) dört ay 1 O gün süre beklerler".

3- Hamile Kadının İddeti

Sahih bir nikâh akdiyle evlenip de kocasının vefatı veya kendisini boşaması veya nikahın feshi sırasında hamile olan kadının iddeti, doğumla sona erer.

Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulmaktadır; "Hamile olan kadınların iddetleri ise, yüklerini bırakmaları (doğumlarını yapmaları) ile sona erer.".

4- Yaşı Küçük Olan ve Ay Halinden Kesilme Yaşına Ulaşmış Kadınların İddetleri

Baliğ olmamış ve hayızdan kesilme yaşına ulaşmış olan veya yaratılıştan kaynaklanan herhangi bir sebeple hiç hayız görmeyen kadının iddeti, üç aydır.

Bu hükmün delili ise şu ayet-i kerimedir:

"Kadınlarımızdan artık adetten kesilmiş olanlarla, henüz ay hali görmeyecek kadar küçük yaşta olanların iddeti hususunda tereddüt ederseniz biliniz ki, onların bekleme süreleri üç aydır".

Kadınların hayızdan kesilme yaşları, hususunda çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Fakat tercih edilen görüşe göre 50 aşına gelen kadın, hayızdan kesilirse, hayızdan kesilme yaşına ulaşmış demektır.

5- Ölüm Hastalığı Halinde Olan Kocanın Boşadığı Kadının İddeti

Bir erkek ölüm hastalığında iken, karısını mirastan mahrum etmek amacıyla bain bir talakla boşar ve hanımı iddet beklemekte iken de kendisi vefat ederse, o zaman kadının beklediği talak iddeti, talak ve vefat iddetinden hangisi uzun süreli ise ona (eb'adü'l-eceleyn) dönüşür.

II-İDDET BEKLEYEN KADININ HAKLARI

İddet bekleyen kadınların bazı hakları vardır.

Bunlardan birisi mesken hakkıdır.

A) Mesken Hakkı

Talak, fesh veya vefattan dolayı iddet bekleyen kadının iddetini tamamlamak için kalınakla mükellef tutulduğu mesken, kocasından ayrılmadan veya onun vefat etmesinden önce veya talak ve vefata dair bir haberin kendisine ulaştığı zamandaki oturduğu evdir.

İddet bekleyen bir kadının mesken hakkının olduğuna delil, şu ayet-i kerimedir:

"Ey peygamber! Kadınları boşayacağınızda onları iddetlerini gözeterek boşayın ve iddeti de sayın.

Rabbiniz Allah'tan korkun, apaçık bir hayâsızlık yapmaları hali müstesna, onları evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar".

B) Nafaka Hakkı

İddet bekleyen kadının haklarından biri de nafaka hakkıdır. Vefat iddeti bekleyen kadının, hamile olsun veya olmasın nafaka hakkının olmadığı hususunda müctehidler arasında görüş birliği vardır. Bu durum, Hukuk-ı Aile Kararnamesinde şöyle tanzim edilmiştir:

"Zevci (koca) vefat eden kadın için, nafaka-i iddet lazım olmaz. Gerek hamile olsun gerek olmasın".

Ric'i talaktan dolayı iddet bekleyen kadına bütün nafaka nev'ilerinin verilmesi vacibtir. Çünkü ric'i olarak boşanan kadın, iddet içerisinde boşandığı kocasının nikâhlı karısı hükmündedir.

Bain talaktan dolayı iddet bekleyen kadın, hamile ise doğumunu yapıncaya kadar bütün çeşitleriyle nafaka hakkına sahiptir. Bu hususta da müctehidlerin ittifakı vardır. Şayet hamile değilse, iddet içerisinde onun nafaka hakkının olup olmadığı hususunda ise ihtilaf vardır.

İddet, evliliğin hukuki sonuçlarından birisidir. İddet, her iki taraf için de bir takım hukuki sonuçlar doğurur.

Yukarıda açıkladığımız sonuçlara ilave olanlar ise şunlardır:

-Ric'i talaktan sonraki iddet içerisinde eş! Her birbirlerinin cinsel yönlerinden yararlanabilirler. Yeni bir akid ve mehire ihtiyaç olmaksızın birbirlerine kolayca döne bilirler. Ama bain talakta durum bunun aksidir. Çünkü eşler arasındaki evlilik bağı sona ermiştir.

  • İddet bekleyen bir kadın iddetini tamamlamadığı müddetçe bir başka erkekle evlenemez. Kendisine alenen evlilik tekilfı de yapılamaz. Yalnız kocası vefat etmiş kadınlara üstü kapalı bir şekilde evlilik teklifinde bulunmanın bir sakıncası yoktur.

  • Kadın iddet içerisinde doğum yaparsa, eğer bu doğum iddetin başladığı tarihten itibaren altı ay ile bir sene arasında olmuşsa doğan çocuğun nesebi kocaya ait olur.

  • Kadın iddet beklemekteyken boşanmış eşlerden birinin vefatı halinde irc'i talaktan dolayı iddet bekleniyorsa, eşler birbirlerine varis olurlar. Fakat bain talaktan dolayı bekleniyorsa, eşler birbirlerine mirasçı olamazlar.

  • Talak iddeti bekleyen kadın, ne gündüzün ne geceleyin iddet beklediği evden dışarı çıkamaz. Fakat vefat iddeti bekleyen kadın gündüzleri dışarı çıkabilir, geceleri çıkamaz. Gündüzleri çıkabilmesinin sebebi, kendi nafakasını kendisi karşılamak zorunda olmasıdır.

  • Bain talakla boşanmış veya kocası vefat etmiş kadın, iddeti sona ermediği müddetçe süslenemez. Yani ihdad (yas tutmak)la mükelleftir. İhdad ise, süslenmekten ve süslenmeye kaçan davranışlardan kaçınılmasıdır.

-Bugün günümüzde tıp cihaziarı sayesinde kadının hamile olmadığı tesbit edilse de kadın yine iddet beklemelidir. Çünkü kadının iddet beklemesi hukuki bir vacibedir.

İDDETİN HÜKMÜ

İddetin tarifini yukarıdaki gibi ortaya koyduktan sonra onun hükmüne geçebiliriz.

İddet, kitap, sünnet ve icma ile sabittir. Dolayısıyla şartlar, muvacehesinde iddet beklemek vacip (farz) tir.

“Boşanan kadınlar kendi kendilerine üç kuru beklerler.”

“Kadınlarınız içinden adetten kesilmiş olanlarla adet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz. Onların bekleme süresi üç aydır. Gebe olanların bekleme suresi ise doğum yapmalarıdır…”

“Sizlerden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri kendi başlarına (evlerinde) dört ay on gün beklerler…”

AYETLER İLE İLGİLİ YORUMLAR

Bu ayetlerden şu sonuçlar çıkmaktadır:

  1. Hayız gören kadınların boşanması ve iddeti.

  2. Hayızdan ümidini kesmiş (âyise) kadınların boşanması ve iddeti.

  3. Küçük( hayız görmeyen kadının) boşanması ve iddeti.

  4. Kocası vefat eden kadının iddeti.

  5. Hamile kadının boşanması ya da kocasının ölümü durumundaki iddeti.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle