Son DakikaGÜNCEL - İletişim Bilgilerimiz Güncellendi

VAAZ

Çocuk ve Namaz Eğitimi

"Her doğan fıtrat üzere doğar. Sonra anne-babası onu Yahudi yahut Hıristiyan veya Mecûsi yapar”

Dr. Ahmet Yılmaz

Azîz Kardeşlerim!
Rabbimizin bize emaneti olan çocuklarımız aynı zamanda her birimiz için bir imtihan vesilesidir. Bu imtihanda başarılı olma adına onları gerektiği gibi terbiye etmek ve din eğitimlerini en güzel şekilde vermek ise biz anne babalara düşmektedir. “Her doğan fıtrat üzere doğar. Sonra anne-babası onu Yahudi yahut Hıristiyan veya Mecûsi yapar”(2) hadisi, ebeveynin “din eğitimi” adına ne kadar önemli bir gaye yüklendiğine işaret etmektedir. Çocuğun, hayatını; kendisini yaratan ve her şeyine nigehbân olan Rabbi ile ciddi bir münasebet içinde sürdürmesi, üzerindeki nimetlerinin hep farkında olması, şükürle mukâbelede bulunması, Rabbinin emir ve yasaklarına riâyet etmesi hep fıtrata uygunluk belirtileridir.

Vazifelerinin İdrakinde Olan Kardeşlerim!
İslam fıtratının en önemli göstergelerinden biri namazdır. Namazın öğreniminde ise anahtar rol ebeveyne aittir. Çocuğu namaz ile tanıştırmak, kaynaştırmak ve onda fıtrat haline getirmek anne babanın vazifesidir. Çocuklara kulluk bilincini kazandırmak manevi bir sorumluluktur. Onlara verebileceğimiz en büyük miras, namaz ibadetidir. Nitekim Allah Teâlâ, peygamberlerin dilinden hep bu hakikate vurgu yapmış; kâh Hz. Lokman’dan, kâh Hz. İbrâhim’den ve kâh Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den örnekler vermiştir. Kur’ân’ın diliyle Hz. Lokman o meşhur vaazında oğluna şu tavsiyede bulunacaktı: “Yavrucuğum, namazını özenle kıl, iyi olanı emret, kötü olana karşı koy, başına gelene sabret. İşte bunlar, kararlılık gerektiren işlerdendir.”(3) Hz. İbrahim de duasında Rabbine şöyle yakaracaktı: “Rabbim! Beni ve soyumdan gelecek olanları namazı devamlı kılanlardan eyle; rabbimiz, duamı kabul et!” (4) Yine Allah Teâlâ, Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e hitaben “Aile fertlerine namazı emret, kendin de bunda kararlı ol. Senden rızık istemiyoruz; asıl biz seni rızıklandırıyoruz. Mutlu gelecek, günahlardan sakınanların olacaktır” (5) buyurarak, kutlu peygamberi üzerinden bizlere önemli bir mesaj verecekti. Âyet-i kerimede aile fertlerine namazı emretme ameliyesinin hemen akabinde “namazda devamlılığın” yine emir sigasıyla vurgulanmış olması, anne-babanın namazı ile çocuğun namaz eğitimi arasındaki kuvvetli bağa bir işarettir. Zira çocuk eğitiminde ebeveynin örnekliği ötelenemez. Onların bu konudaki farkındalıkları, hassasiyetleri, devamlılıkları ve namazı içselleştirmeleri çocuğun namaz algıları üzerinde doğrudan etkili olacaktır. Peygamberimiz sallallâhu aleyhi ve sellem bu ayet indikten sonra, Hz. Ali radiyallâhu anh ile evlenen kızı Hz. Fatıma’nın radiyallâhu anhâ kapısını çalar ve onları sabah namazına uyandırırdı. Bir tarafta Efendimiz’in sallallâhu aleyhi ve sellem dizinin dibinde yetişmiş ve tabiri câiz ise İslâm’la yoğrulmuş Hasanların Hüseyinlerin anası Hz. Fatıma var… Diğer tarafta ise daha çocuk yaşta Müslüman olmuş, İslam’ın yiğit evladı Hz. Ali var, “perde-i gaybî aralansa yakînim artmaz” dediği aktarılan Hz. Ali var… Peygamberimiz her biri namaz âbidesi olan kızını ve damadını sabah namazına uyandırıyor ve azmini ortaya koyuyorsa bizlerin de ebeveyn olarak sorumluluklarımızı yeniden hatırlamamız gerekmez mi?

Kardeşlerim!
Her hususta olduğu gibi çocukların din eğitiminde de en güzel örneğimiz ve rehberimiz Hz. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’dir. Hâdimu Resûlillâh Enes b. Mâlik radiyallâhu anh anlatıyor… Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz, Medine-i Münevvere’yi teşrîflerinde henüz 8 yaşında olan Enes... Bu teşriflerinin hemen akabinde muhtereme annesi Ümmü Süleym tarafından Resûlullah’ın aleyhisselâm huzuruna getirilen, hizmetlerine kabûl buyurması
istenilen ve “Yâ Resûlallah! Ensâr erkek ve kadınlarından sana hediye vermeyen kalmadı. Bu oğlumdan başka sana, hediye verecek bir şeyim yok. Enes’imi al. Sana hizmet etsin” dinilen(6) Enes… Evet, Enes şöyle diyecekti: “Peygamberimizin bana tavsiyeleri şöyle idi: Oğulcuğum abdestini tam ve güzelce al ki, ömrün uzun olsun. Koruyucu melekler de seni sevsin ve korusun. Enes! Oğulcuğum, elinden geldikçe abdestli ol. Çünkü kim abdestli olarak ölürse ona şehitlik sevabı verilir. Enes! Namaz kılarken, rükûa gidince ellerinle dizlerini sıkıca tut. Parmaklarını birbirinden ayır. Dirseklerini yanlarına yapıştırma. Oğulcuğum, rükûdan kalkınca her uzvun tam olarak yerine gelsin. Çünkü Allah, kıyamet gününde rükû ile
secde arasında belini doğrultmayana merhamet etmeyecektir.

Oğulcuğum secde edince de alnını ve ellerini yere tam olarak koy. Horozun yeri gagalaması gibi sen de secdeden çabuk kalkma. Secdede kollarını yere serme. Namazda sağa sola bakmaktan sakın. Oğulcuğum, namazını devamlı kılmaya özen göster... Eğer buna özen gösterirsen, melekler de senin için rahmet dileğinde bulunurlar. Müslümanların büyüklerine hürmet, küçüklerine de sevgi göster.”
(7)

Evet, Hz. Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem dünyasında çocuk namazla, namaz da çocukla güzeldi! Yine Enes radiyallâhu anh anlatıyor: “Ben, annem ve teyzem Ümmü Haram evdeyken, Resûlullah çıkageldi. Bir müddet sonra; ‘Kalkın size namaz kıldırayım’ dedi. Beni sağ tarafına aldı. Öylece bize namaz kıldırdı. Namazdan sonra bize dua etti.”(8)

Kardeşlerim!
Hiç birimiz çocuklarına karşı Allah Resûlünden daha merhametli olamayız. Geliniz “Çocuklarınız yedi yaşına
geldiklerinde onlara namaz kılmalarını emrediniz, on yaşına geldiklerinde hâlâ kılmıyorlarsa (gerekirse, son çare olarak) dövünüz”(9) buyuran Peygamberimizin bu hassasiyetine kulak verelim ve çocuklarımızın namaz eğitimlerine dört elle sarılalım! Zira Namaz, çocuklarımızın dünyada ve ukbâda
muvaffak olmalarının belki de en önemli yoludur. Namaz, eşsiz bir eğitim vasıtasıdır. Çocuk, namazla Allah’ın varlığını ve birliğini hissedecek, bu sayede korkularından sıyrılacak, sadece
ondan istemeyi öğrenecek ve bir şecaat kahramanına dönüşecektir. Namazla temizliği öğrenecek, zaman tanzimini kavrayacak, disiplinli olmayı keşfedecek ve İslâmî kimliğini en güzel şekilde inşa edecektir. Rabbim çocuklarımızı namazla buluşturabilmeyi, onları namazla kanatlandırabilmeyi cümle kardeşlerimize nasip ve müyesser eylesin!

2 Buhârî, “Cenâiz”, 79; 92; Müslim, “Kader,” 22.
3 Lokman (31), 17.
4 İbrahim, (14), 40.
5 Tâhâ (20), 132.
6 Ebû Ya‘lâ, Müsned, VI, 306.
7 Heysemî, Mecme‘u’z-zevâid, I, 271.
8 Müslim, Mesâcid, 268.
9 Ebû Dâvûd, “Salât”, 26; Müsned (thk. Şuayb el-Arnaûd), I, 304

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle