HAYAT, ANALİZ

Hacamat ve Rukye ile Tedavi? Doktorlar Rukye'ye ne kadar hakim

Hacamat ve Rukye ile Tedavi? Doktorlar Rukye'ye ne kadar hakim. Sağlık bakanlığı bunun farkında mı

Hacamat ve Rukye ile Tedavi? Doktorlar Rukye'ye ne kadar hakim. Sağlık bakanlığı bunun farkında mı. Geçtiğimiz günlerde Alternatif tıp kapsamında Hacamat ve sülük tedavisini devlet hastaneleri ve doktorlar yapacak diye karar alınmıştı. Ayrıca bu hizmetleri bireysel olarak verenler daha doğrusu merdiven altı yapanlara izin kalktı.. Peki Alternatif tıp kapsamında devlet hastanelerinde görev yapan doktorların Hacamat bilgisi ve en önemlisi Rukye'siz hacamatın eksik kalacağı biliniyor mu. Ayrıca sağlık bakanlığı bu konuda Diyanet'ten destek isteyecek mi?

İsterseniz önce Rukye nedir hadisler ışığında Rukye ile tedaviye bakalım

Bir hadis-i şerifte ; Bir bedevi, kardeşimde biraz delilik var der. Efendimiz (a.s.m) ona; Fatiha, Bakara ilk 4 ayeti, Bakara 163. ayeti, Ayet’ul kürsi, Bakara süresi son 3 ayeti, Al-i İmran 18. ayeti, Araf 54. ayet, Müminun 114. ayet, Cin 3. ayet, Saffat 1-10 ayetleri, Haşr son 3 ayeti, İhlas, Felak, Nas surelerini okudu. Adam hiçbir şey olmamış gibi ayağa kalktı (Hayatus sahabe c.4).

Bir deliyi bile iyileştiren yukarıdaki ayetlerin her türlü hastalığı iyileştireceği düşünülebilir.Bu ayetleri bu nazarla okumak fayda sağlayacaktır kanaatindeyim.Efendimiz (a.s.m) rukye yapmıştır.Yanidua okuyarak üflemiştir.Fakat kendisine üflenmesi için kimseye dua okutmamıştır.Çok sıkıntı çektiği dönemlerde kendi kendine okuyarak ellerine üflemiş ve bütün vücudunu sıvazlamıştır.Maddi hastalıklarını tedavi yaptırmış ama maddi olmayan hastalıklarında kendi kendisine ayet/dua okumuştur.Hatta her gece yatmadan önce ihlas,felak ve nas sürelerini okuyup ellerine üflüyor ve elleriyle bütün vücudunu sıvazlıyordu.

Okuma ve yazma suretiyle tedavinin caiz olabilmesi için bazı şartların yerine getirilmesi gerekir.Bu şartlar özetle;
1- Okunan/yazılan, ayet, hadis veya manası belli olan dua olmalıdır,
2- Manası meçhul bir takım isim, harf ve rakamlar kullanılmamalıdır,
3- Tıbbi tedavide olduğu gibi burada da şifa verenin Şafi-i Hakim olan Allah’ın olduğunun bilincinde olunmalıdır,
4- Yaptırılma sebebi hastalığı tedavi olmalı; aşık etme, ayırma ve zarar vermeye yönelik olmamalıdır.

Bu şartların sağlanması durumunda yapılan tedavi meşrudur. Fıkıh alimlerinin tespitine göre de bu tedaviden ücret alınması tıbbi tedavide olduğu gibi caizdir.

Peki Hacamat Nedir?

Hacamat, koruyucu hekimlikte ve bazı hastalıkların tedavisinde uygulanmış genel bir tedavi usûlüdür. Kan almak yahut vücudun istenen yerine kan toplamak için, küçük bir fanus ters tutularak içine süratle sokulup çıkarılan bir alev vasıtasıyla havası boşaltıldıktan sonra vücuda kapatılmakta, böylece kanın, üzerindeki hava basıncının azaldığı o kesime hücum etmesi sağlanmaktadır ki buna “kuru hacamat” denir. Bu şekilde uygulanan kuru hacamatın maksadı kılcal damarlardaki kanın o bölgeye akışını sağlamak, böylece yakın bir bölgedeki kanamayı durdurmak veya vücudun o kısmını ısıtmak yahut özellikle bazı cilt hastalıklarında derideki kan deveranını arttırarak tedaviye katkıda bulunmaktır. Türk halkı arasında kuru hacamat için “şişe çekme” tabiri de kullanılmaktadır.

Eskiden beri yaygın olarak uygulanan bu tedavi metodunda “hacamat bıçağı” veya “hacamat zembereği” denilen bir âlet kullanılmaktadır. Hacamat bıçağı, tarak biçiminde, vücutta bir sıra çizik meydana getiren bir âlettir. Bir yüzünde birçok yarık bulunan bakır bir kutu içinde tetikli bir zembereğe bağlı olan bıçaklar, düğmesi basılınca zembereğin boşalmasıyla yarıklardan dışarı fırlar ve vücutta çizikler meydana getirmekte ve fanus, bardak vb. bir şeyle de çizikler üzerinden kan çekilerek bu tedavi usulü uygulanmaktadır. Hacamatta maksat, derinin altındaki akıcılığı olmayan pıhtılaşmış kirli kanı ve dokular arasındaki sıvıda biriken atıkları dışarı atmak suretiyle kanın rahatça dolaşmasını sağlamaktır. Bu işleme ise “kanlı hacamat” denir ki Türkçede hacamat denilince akla daha çok gelen de budur.

Yukarıda ifade ettiğimiz gibi her tür hastalığın devasını Allah’ın verdiğinin bilincinde olmalıyız. Şayet şifa verenin doktor/ilaç olduğu düşünülürse şirke girilir. Aynı şekilde rukye ve hacamat'ta şifa verenin yalnızca Cenab-ı Hakk’ın olduğu bilincinde olunmalıdır.

Sağlık bakanlığının aldığı bu karar şu tartışmaları başlattı. Görev alacak olan hekimlerimizin Rukye bilgisi ne kadar olduğu Hacamatın Rukye'siz yapılamayacağı biliniyor mu. Aksi takdirde yapılacak olanın eksik bir detavi olacağı ifade ediliyor. Ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığı ile beraber hareket edilmesi gerektiği belirtiliyor..

Rabbim her tür hastalık imtihanını kazananlardan eylesin! Amin.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle