Son DakikaGÜNCEL - İletişim Bilgilerimiz Güncellendi

DİYANET

AYM, iğrenç söylentilerle gündem olan müftünün başvurusunu karara bağladı

Anayasa mahkemesi, özel hayat kapsamında kalan eylemler gerekçe gösterilerek kamu görevinden çıkarılmanın özel hayata saygı hakkını ihlali ile ilgili önemli bir karar verdi.

Dava konusu olayda; Müftü olarak görev yapan davacı şiddetli geçimsizlik ve her iki taraftan kaynaklanan kusurlu hareketler nedeniyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı gerekçesiyle eşinden boşanmıştır.

Müftü'nün dosyaya yansıyan olayında kendisinin çocuğunun olmadığı, eşini başka bir erkekle tanıştırıp ondan çocuk sahibi olduğu, durumu bilmesine rağmen nesebi red davası açmadığı, hacda tanıştığı bir bayanla nişanlandığı ama bunu inkar edip sonra başka bir bayanla evlendiği, tüm bunların ve özel hayatın kuruma yansıması üzerine bir çalışanın şikayeti üzerine yapılan soruşturma sonucunda meslekten ihraç edildiği...

Akabinde Müftü olarak görev yapan davacı hakkında çeşitli iddialar üzerine başlatılan soruşturma kapsamında tespit edilen fiillerin bir din görevlisine yakışmayacak, memurluk sıfatına bağdaşmayacak nitelikte yüz kızartıcı olduğu, Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin 5/1-b bendinde düzenlenen ortak nitelik şartını kaybettiği belirtilerek 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 98/b maddesine göre görevine son verilmiştir.

Davacı tarafından Hatay İdare Mahkemesi nezdinde açılan iptal davasında; din görevlisi olan ve toplumu dini konularda aydınlatma görevi bulunan davacının yürüttüğü görevin özelliği ve sorumluluğu dikkate alındığında çevresine sözleriyle ve davranışlarıyla örnek bir kişi olması gerektiği, özel hayatı ile ilgili sorunları çevresine anlattığı ve dolayısıyla yönetmelik'te belirtilen özel şartı kaybettirecek nitelikte olduğu vurgulanarak dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Davacının temyiz istemi Danıştay tarafından oyçokluğuyla reddedilmiştir.

Davacı tarafından Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru sonucunda;

1- Somut olayda davacı hakkında düzenlenen müfettiş raporunda, kişinin eski eşi ve çocukları ile ilgili yargı kararlarına da yansımış konular tanık ifadeleri gözetilerek değerlendirildiği, davacının aile ve cinsel hayatına ilişkin mahrem konuları iş ortamında anlatarak alenileştirdiği, mahrem konuları çalıştığı kurum personeli tarafından da bilindiği vurgulanarak özel hayatına ilişkin konuların meslek hayatına yansıdığının tespit edildiği,

2- Davacıya isnat edilen eylemin görev yaptığı kuruma yansımalarının olduğunun tespit edilmesi karşısında uygulanan yaptırımın kamu hizmetinin devamlılığını sağlamak amacına uygun olduğu,

3- Davacının özel hayatına ilişkin eylemlerinin ifa edilen görevin özelliklerine göre belirlenen niteliklerin kaybedilmesi sebebi olarak kabul edilmesi ile kurum disiplinini ve itibarını olumsuz yönde etkileyen bir unsur olarak değerlendirilmesinin ve kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla alınması zorunlu bir tedbir olarak davacının görevine son verilmesinin demokratik toplum gereklerine uygun olmadığını söylemenin güç olduğunu,

4- Sonuç olarak, açıklanan bu gerekçelerle davacının iddialarının bir ihlal içermediği anlaşıldığından özel hayata saygı hakkının ihlal edilmediğine, karar verilmiştir.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle