HAYAT

Astroloji ile ilgilenmek caiz midir?

Site yazarımız Ahmet Karataş hoca, fetva köşesine gelen "Astroloji (Yıldızname) ile ilgilenmek caiz midir?" sorusuna etraflıca cevap verdi.

İşte Ahmet Karataş hocanın "Astroloji (Yıldızname) ile ilgilenmek caiz midir?" sorusuna cevabı:

Günümüzde astroloji diye ifade edilen kelime İslâmî kaynaklarda yıldızname diye isimlendirilmektedir. Daha eski kitaplarda ise buna müneccimlik adı verilmektedir.

Astroloji'yi astronomi ile karıştırmamak gerekir. Astronomi gökyüzünü araştıran bir ilim dalıdır. Astroloji veya Yıldızname ise (ilim demeye dilim varmıyor) onunla uğraşanlar her ne kadar kabul etmese bile bir çeşit falcılıktır. Bazı gazetelerde de günlük olarak yıldız falı köşesi yayınlanmaktadır. Bu işle uğraşanlara astrolog adı verilmektedir. Astrologlar insanların kişisel bilgilerinden yola çıkarak onlarla ilgili olarak gelecekten haber verdiklerini iddia ederler.

Hatta bazıları işi biraz abartarak ölünceye kadar insanların başından geçecek olan her şeyi bilebileceklerini iddia etmektedirler. İleride bir insanın başına gelecek olaylar gaybi meselelerdir. Bunu da Cenâb-ı Allâh sadece dilediği kullarına fildirir. Fakat bu bilgileri şeytanlara oyuncak olmuş ve kendilerine astrolog ve medyum diyen kişilerin yıldızlara bakarak bilmesi mümkün değildir. Astrologlara giden kişilerin geçmişi hakkında şeytanlar astrologlara bazı şeyler fısıldarlar. Onlar da bu bilgileri kendilerine gelen o kişileri söylerler (Müslîm, Selâm 123 (2228)). Bunları duyunca astroloğun kendisinin geleceği ile ilgili olarak söyleyeceği şeylerin de doğru olacağına inanırlar. Mesele sadece astrologla şeytanın işbirliğinden ve kandırmacadan ibaret.

Her konuda bize yol gösterici olan Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem yıldızların yaratılış gayesini de bize haber vermektedir. Yıldızların üç amaç için yaratıldığını ifade eder. Cenâb-ı Allâh'ın yıldızlarla gökleri süslediğini, onlarla şeytanları taşladığını ve gece karanlığında yolunu kaybedenlerin yıldızlara bakarak istikametlerini belirlemeleri için yarattığını ifade etmektedir.

Bu konudaki bir Hadis-i Şerif'te Allâh Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır; "Allah bu yıldızları üç şey için yaratmıştır: onları göklerin süsü kıldı. (Göklere çıkıp haber toplayan) şeytanlara atılacak taşlar kıldı. Gece karanlığında kendileriyle istikamet tayin edilen belirtiler kıldı. Kim yıldızlar hakkında bunlardan başka yorumlar yapmaya kalkarsa hata eder ve imandan nasibini kaybeder. Kendisini ilgilendirmeyen ve bilgisinin olmadığı hatta peygamberlerin ve meleklerin bile bilmekte acze düştükleri bir hususta kendisini zora sokar (İbnu'l Esir, Camiu'l Usul, c.4, s.29 (2004)). Başka bir hadisi Şerif'te de şekilde bir ilave mevcuttur: "Allâh'a yemin ederim, Allâh hiç kimsenin hayatını, ölümünü veya rızkını herhangi bir yıldıza bağlamamıştır. Bunu söyleyenler Allâh hakkında yalan uydurarak yıldızlarla avunuyorlar (İbnu'l Esir, Camiu'l Usul, c.4, s.29). Bu iki Hadis-i Şerif'te Allâh Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem, yıldızların yaratılış gayesini ve astroloji diye bilinen yıldızname ile ilgili olarak asıl gerçekleri ifade etmektedir. İnsanların merak ettikleri ve bunun için astrologlara gittikleri hususları Cenâb-ı Allâh bildirmediği taktirde peygamberlerin ve meleklerin dahi bilemeyeceğini ifade etmektedir. Hadiste yıldızların yaratılış gayesi olarak ifade edilen uç hususun üzerinde ayrıntılı bir şekilde durmakta fayda vardır.

1-Yıldızlar Göklerin Süsü; Göklerin yıldızlarla süslendiği konusunu ifade eden çok âyet-i kerimeler bulunmakla beraber biz sadece bazılarının sure isimlerini ve ayet numaralarını vermemekle yetineceğiz (Hicr 16; Saffat 6; Mülk 5). Aslında yıldızların göklerin süsü olduğunu bilmemiz için ayetlerini söylemesine gerek yoktur. Aklı başında olan herkesin anlayabileceği bir durumdur. Açık bir havada yıldızlara bakarak Cenâb-ı Allâh'ın azametini ve büyüklüğünü düşünmeyenimiz yoktur. Şairler en güzel şiirlerini geceleri yıldızlara bakarak yazmışlardır. Aşıklar mehtaplı gecelerde nice pembe hülyalara dalmışlardır.

2-Geceleri Yıldızlarla Yol Tesbiti; Yıldızların yaratılış gayelerinden bir tanesi de gece karanlıklarında gerek karada gerekse denizde istikamet tayininin yapılabilmesidir. Bu mesele teknolojinin olmadığı yerlerde konunun uzmanları tarafından iyi bilinen, kırsal kesimlerde yaşayan insanların ve askerlerin sıklıkla kullandıkları bir metottur. Aslında, gece karanlıklarında Kıble tayininin yapılabilmesi de yıldızlar sayesinde mümkündür. Cenâb-ı Allâh âyet-i kerimede "Karanın ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye yıldızları sizin için var eden odur. Bilen bir topluluk için biz delillerimizi böyle açıklarız" (En'am 97) buyurmuştur. Aslında astronomi ilmiyle uğraşan insanların da yaptıkları şeyler bundan ibarettir. Bu konuda bir Hadis-i Şerif'te de Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur; "Yıldızlardan kıble ve yolları tanıyacak kadarını öğrenin. Astroloji ve kahinliğe sebep olacak kadar ileriye gitmeyin (İbn-i Ebi Şeybe, Musannef c.5, s.240 (25649); Ali el'Muttakî, Kenzu'l Ummal, c.10, s.142 (28719)). Bu âyet-i kerime ve Hadis-i Şerif'ten yıldızların yaratılış gayelerinden biri olan gece karanlıklarında gerek karada gerekse denizlerde istikamet tayini olduğunu açıkça ifade etmektedirler. Eğer yıldızların hayatın istikametinin tayini konusunda da rolleri olmuş olsaydı Naslar (dini metinler) onu açıkça ifade ederdi.

3-Yıldızlar Şeytanları Taşlayan Meteorlar; Bu madde astroloji ile çok irtibatlı görünmese de aslında konunun nirengi noktasını oluşturmaktadır. Yıldızların şeytanları taşlayan meteorlar olması konusunun astroloji ile olan irtibatını bizzat Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem ifade etmektedir. Allâh Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, bir gece Ashabı ile beraber otururken bir yıldızın parlayarak kaydını görür. Ashabına "Cahiliye döneminde böyle yıldızlar gördüğünüz zaman ne söyerdiniz?" diye sorar. Onlarda "Allâh ve Resulü daha iyi bilir" derler. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem "büyük bir adam doğdu ya da büyük bir adam öldü" derdiniz. Fakat hiçbir adamın doğumu veya ölümü için yıldızlar bu şekilde parlayıp kaymaz. Cenâb-ı Allâh yapmak istediği şeyleri Hamele-i Arş meleklerine söyler. Onlarda Allâh'ı tesbih ederler. Bu tesbihi duyan onlardan sonra gelen melekler de Cenâb-ı Allâh'ın ne söylediğini duymadıkları halde onlarda Allâh'ı tesbih ederler. Daha sonra diğer melekler ve diğer melekler derken dünya semasında bulunan melekler de dahil olmak üzere göklerdeki tüm melekler Allâh'ı tesbih ederler. Tesbih faslı bittikten sonra Hamele-i Arş meleklerinden sonra gelen melekler onlara Cenâb-ı Allâh'ın ne söylediğini sorarlar. Onlar da Cenâb-ı Allâh'ın kendilerine söylediğini haber verirler. Bu melekler de kendilerinden sonra gelen meleklere bunu haber verirler. Derken dünya semasında bulunan meleklere varıncaya kadar tüm melekler Cenâb-ı Allâh'ın söylediği şeyleri öğrenmiş olur. Bu arada dünya semasında bulunan meleklerin konuştukları bu meseleleri dinleyip kahinlere haber veren cinler ve şeytanlar vardır. İşte bu parlayarak kayan yıldızlar bu cinleri ve şeytanları kovalayan yıldızlardır (Müslîm Selâm 124 (2229)). Müslim de geçen ve hemen bir sonraki hadiste de Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem "Bu cinler ve şeytanlar kahinlere sadece dinlediklerini haber verseler gerçeği öğretmiş olurlar. Ancak bunlar dinlediklerine çok yalanlar ilave ederler" buyurmaktadır. Bu son hadisten aslında eğer cinler ve şeytanlar duydukları şeyleri yalan katmadan anlatsalar insanların faydasını olabilecek bazı bilgilere önceden ulaşma imkanlarını sahip olacaklardır. Ancak onlar bire yüz katarak anlatırlar ve insanları yanlış yollara yönlendirmekten de zevk alırlar. Bu konuya değinen çok sayıda âyet-i kerime de mevcuttur. Bunlardan sadece bir tanesinin mealini diğerlerinden bazılarının ise sure ismi ve ayet numarasını vermekle yetineceğim. (Cinler şöyle derler): "Biz göre çıkmak istedik. Fakat orasının kuvvetli korumalar ve (akıllı) meteorlarla doldurulduğunu gördük. Oysa önceleri biz göğün bazı yerlerinde oturup dinleme merkezleri edinirdik. Ama şimdi kim göklerde konuşulanları dinlemeye kalkışırsa kendisini kovalayan bir alev topu ile karşılaşıyor (Cin 8-9). Bu âyet-i kerimeleri tefsir eden âlimler Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemden önce cinlerin ve şeytanların göklerde konuşulanları dinlemelerinin serbest olduğunu fakat onun gönderilmesiyle bu durumun yasaklandığını ifade etmektedirler. Bu ayette cinlerin kullandığı "Oysa önceleri biz göğün bazı yerlerinde oturup dinleme merkezleri edinirdik" ifadesinin bu hususa delil teşkil ettiğini belirtmektedirler. (Bu konudaki başka ayetler için bkz. Hicr 18; Saffat 10; Mülk 5). Bütün bu bilgilerden anlaşılmaktadır ki, aslında astrologların yıldızlara bakarak haber verdiklerini iddia ettikleri şey aslında cinlerin ve şeytanların göklerde konuşulan şeyleri dinleyerek dinlediklerine de yalanlar katarak kendilerine haber verdikleri şeylerden ibarettir. Belki de kendilerine bunu fısıldayanların şeytanlar olduklarından haberleri daha yoktur.

İşte yüce dinimizin Müslümanlara yasakladığı husus budur. Bu konuda çok sayıda Hadis-i Şerifler mevcuttur. Bunlardan bir tanesinde Allâh Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır: "Allâh'ın sözünü ettiğinden başka yıldızlardan bir bölüm edinirse sihirden bir bölüm öğrenmiş olur. Müneccimler (astrologlar) kahindir. Kahinler büyücüdür. Büyücüler de kafirdir" (İbnu'l Esir, Camiu'l Usul, c.11, s.576 (9197). Buna benzer başka bir hadisi Şerif'te de "Yıldızlarla ilgili bir ilim öğrenenler büyüden bir bölüm öğrenmiş olur. Yızlarla ilgili bilgisi arttıkça büyü bilgisi de artar" (Ebû Davud, Tıbb 22 (3905); İbnu'l Esir, Camiu'l Usul, c.11, s.576 (9197). Yukarıda yazığım bilgiler göz önünde bulundurulduğu zaman bu Hadis-i Şerif'te yıldızlarla ilgili olarak yasaklanan bilginin Astronomi yani uzay bilimi olmadığı rahatlıkla anlaşılacaktır. Bununla yasaklanan husus Astroloji denilen ve falcıların yıldızlara bakarak gelecekle ilgili haber verdiklerini söyledikleri şeydir. Görüldüğü gibi bu işle uğraşanlar için ağır ifadeler kullanılmış, bunların büyücü oldukları söylenmiş, büyücülerin ise kafir oldukları ifade edilmiştir. Bu konuda başka Hadis-i Şeriflerde daha net ifadeler kullanmaktadır. Bunların birisinde Allâh Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle ifade etmektedir:

"Bir arraf'a (Konumuz arraf olmadığı için bunun üzerinde durmuyorum) yada kahin'e giden ve ona bir şeyler soran ve söylediklerini de tasdik eden kişi benim getirdiğim dini inkar etmiş olur" (Ebû Davud, Tıbb 21 (3904); İbn-i Mace, Hayd 122 (638)). Bu Hadiste de yukarıdakine benzer bir şekilde astrologlara giderek onların söylediklerine inanmanın Allâh Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin getirdiği İslâm'ı ve Kur'ân'ı inkar etmek demek olduğunu açıkça beyan etmektedir. Bunları inkar etmek ise küfürden başka bir şey değildir. Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus da şudur; Bu Hadis-i Şeriflerde astrologlara giderek onların söylediklerine inananlar için bu ifadeler kullanılmaktadır.

Astrologların kendileri için kullanılması gereken ifadeleri ise okuyucularımın anlayışına havale ediyorum. Sonuç olarak, değerli ve eçkin okuyucularımı böyle sapkın şeyleri yapmamalarını tavsiye ediyorum. Kendilerine astrolog ya da Medyum diyen kişilerede ahiretlerini dünyalarına feda etmemelerini, yol yakınken tövbe ve istiğfar ederek Allâh'a yönelmelerini dini bir bütün bir Müslüman olarak hayatlarını sürdürmelerini tavsiye ediyorum. Dünyadaki hiçbir şey, mal, mülk, makam, şöhret ahireti feda etmeye değmez.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle