HAYAT

Araba kaskosu kullanmak caiz midir?

Site yazarımız Ahmet Karataş hoca, fetva köşesine gelen "Araba kaskosu kullanmak caiz midir?" sorusuna etraflıca cevap verdi.

İşte Ahmet Karataş hocanın "Araba kaskosu kullanmak caiz midir?" sorusuna cevabı:

Kasko, bir çeşit araba sigortasıdır. Amacı ise, sigorta yaptıran kişinin aracının herhangi bir sebepten dolayı hasar görmesi durumunda zararlarını karşılamaktır. Bir arabanın sigortalının iradesi dışında kaza yapması, kundaklanması, selde veya terör olaylarında zarar görmesi ve çalınması gibi durumlarda sigorta şirketinin araç sahibine tazminat ödemesi esasının üzerine kuruludur.

Sigorta şirketi kaza yapan kaskolu aracın hasarını ödemeyi taahhüt ederken kazaya karışan diğer araçtaki zararı ödemeyi taahhüt etmez. Arabasına kasko sigortası yaptırmak isteyen bir kişi aracın kasko değeri üzerinden herhangi bir şirketle belli bir bedel karşılığında sözleşme imzalar. Bir yıl içerisinde arabanın herhangi bir şekilde zarar görmesi durumunda şirket bu hasarın tamamını öder.

Arabanın pert olması durumunda şirket kasko değerinin tamamını araba sahibine öder. Yolda bir arızalanma meydana geldiğinde şirket araç sahibine yol yardımı yapar. Dolayısıyla hasar olması durumunda araba sahibi ödediği meblağın çok üzerinde bir parayı şirketten geri almış olur. Araçta herhangi bir hasar olmaması durumunda da araba sahibinin ödediği paranın tamamı bedelsiz olarak şirkete kalmış olur. Bu bilgilerden anlaşılmaktadır ki, yıl içerisinde aracın bir kazaya karışıp karışmayacağı, karıştığı takdirde ne kadarlık bir hasarın oluşacağı, dolayısıyla şirketin ne kadar para ödeyeceği sözleşme esnasında belli değildir.

Kaskonun caiz olup olmadığının hükmü verilirken bunların göz önünde bulundurulması gerekir. Çünkü İslam hukukuna göre akdin (sözleşmenin) yapılması esnasında bedellerin ikisininde, ğarar'ı yani riski ve belirsizliği ortadan kaldıracak kadar açık ve net olması gerekir (Serahsî, Mebsut, c.13, s.2; Kasanî, Bedaiu's-Senai', c.6, s.23). İmâm-ı Azam'a göre cehalet-i yesire (basit belirsizlik) anlaşmanın sıhhatine engel değildir. İmameyn'e yani İmâm Ebu Yusuf ve İmâm Muhammed'e göre ise her türlü belirsizlik sözleşmenin sıhhatine engeldir. Kasko sözleşmesinin yapılması esnasında sigorta yaptıran kişinin ödeyeceği meblağ belli olduğu halde, sigorta şirketlerinin ise araç sahibine ne kadar para ödeyeceği belli değildir. Çünkü şirketin ödeyeceği meblağ kaza meydana geldikten sonra belli olur.

Bundan dolayı İmameyn'e göre kasko poliçesinin sözleşmesi baştan itibaren fasit yani geçersizdir. Kaza olduktan sonra şirketin araç sahibine ödeyeceği meblağın belli olması için tarafların mahkemeye müracaat ettiğini göz önünde bulundurduğumuz takdirde İmameyn'in haklılığı ortaya çıkacaktır. Ayrıca böyle bir belirsizlik kumar riski de taşımaktadır. Bir tarafın ödeyeceği miktar belli olup diğer tarafın ne kadar ödeyeceği belli değilse bu işlem kumardır. Kasko'da da durum böyledir. Araç sahibinin şirkete ödediği meblağ belli olduğu halde kendisinin bunun karşılığında şirketten herhangi bir şey alıp almayacağı alacaksa ne kadar alacağı belli olmadığından dolayı bu işlemde kumar riski vardır. Bu yönüyle de kaskoya cevaz verilemez. Ayrıca kasko yapılması sırasında araç sahibi sigorta şirketiyle ödeyeceği meblağ konusunda bir pazarlık yapmaktadır. Bu pazarlık sonucunda sigortalı şirkete belli bir meblağ öder.

Ancak kaza yapması durumunda şirket bu miktarın çok üstünde bir parayı araç sahibine ödemeyi tekeffül eder. İslâm hukukunda akdin, sözleşmenin yapılması esnasında bedeli olmayan bir fazlalığın şart koşulması faizdir (Mevsilî, İhtiyar, c.2, s.30; Babertî, İnaye, c.7, s.3). Dolayısıyla kasko sigortası faizli bir işlemdir. Oda caiz değildir.

Kaza yapılmaması durumunda da araç sahibinin ödediği paranın tamamı şirkete kalmaktadır. Şirket herhangi bir karşılık ödemeden bu parayı almış olur. Bu da haksız bir kazançtır. Din buna da cevaz vermez yani helal değildir. Ayrıca üzerinde durulması gereken önemli bir husus daha vardır. Kaza yapılması durumunda sigorta şirketinin zararı karşılayacak olması insanların dikkatsiz bir şekilde araba kullanmalarına sebep olmaktadır. Bu da insanların can ve mal güvenliğini tehlikeye atmak demektir. Oysa canın ve malın korunması zarurat-ı diniyyedendir. Yani canın ve malın korunması farzdır. Dolayısıyla insanların kendi canlarını ile mallarını ya da başkalarının canlarını ve mallarını tehlikeye atmaları haramdır. Aracın kaskolu olması insanların dikkatsiz bir şekilde arabaları kullanmalarına bu da gerek sürücünün gerekse diğer insanların canlarını ve mallarını tehlikeye atmalarına sebep olduğundan dolayı sakıncalıdır.

Ayrıca kaskonun israf yönü vardır. Çünkü meydana gelen bazı kazalarda araç kaskolu olduğundan dolayı az bir masraf ve basit bir tamirle yapılabilecek bir kısım parçaların değiştirilmesi yoluna gidilmektedir. Bu da büyük bir sermaye israfına yol açmaktadır. Dinimiz ise kesin bir dille israfı haram kılmış israf edenleri şeytanın kardeşleri olarak ilan etmiştir (İsra 27). Ayrıca kaskoda akdin yani sözleşmenin gereği olmayan bir kısım sakıncaları da vardır. Bazen yapılan bir kısım kazalarda şirketin daha fazla para ödemesi için araç sahipleri tarafından eksperlere rüşvet verilmektedir. Eksperler de aldıkları bu rüşvet sonucunda az hasarlı olan arabalar için çok hasarlı raporu düzenlemektedirler. Hem rüşvet haram hem de bu rüşvet sonucu eksperin hazırladığı rapor doğrultusunda şirketin ödediği fazla para da haramdır. Kaskoda sakıncalı olupta akdin gereği olmayan bir diğer uygulamada, bazı insanlar arızalı olup çok masraf gerektiren arabalarını tamir ettirebilmek için araca kasko yaptırdıktan sonra basit bir kaza ile sigorta şirketini dolandırmaya çalışmaktadırlar. Bunun sonucunda da şirketten aldıkları yüklü miktardaki paralarla arızalı olan araçlarını tamir etmektedirler. Bu da ahlaki olmayan haksız bir kazançtır ve caiz değildir.

Yine sakıncalı olup da akdin gereği olmayan bir diğer uygulamada yapılan kazalarda araçlardan bir tanesi kaskolu olupta diğerinin kaskosuz olması durumunda araç sürücüleri kaskolu araç sahibinin suçlu gösterecek bir şekilde rapor düzenlemektedirler. Bu durumda kaskolu araç sahibinin trafik sigortası aslında suçlu olan diğer tarafın aracının tamir masraflarını karşılarken kendisi de kaskoyla arabasını yaptırmaktadır. Böylece aslında bu kazada suçlu olan taraf haksız bir kazanç elde etmektedir. Bu da ahlaki olmayan bir uygulama olup dini açıdan da kul hakkına girdiğinden dolayı haramdır. Ancak bu kadar sakıncalarına rağmen Türkiye'de bazı hocalar kaskoyu yardım sandığına benzetmek suretiyle cevaz vermektedirler. Biz hükmümüzü verirken gerekçelerimizi sıraladık takdiri ise okuyucularımıza bırakıyoruz.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle