YAZARLAR

Güzide Yazar

Yurdunun İftarından Uzak Kalan Adam Yahya Kemal Beyatlı

Çok genç bir yaşta döneminin benzer gençleri gibi Avrupa’ya yolu düşer. Öykündükleri Batı medeniyeti, asıl amaçları olan tahsilden daha fazla cezbeder diğerleri gibi Yahya Kemal’i de. Edindikleri milli kültür dinamiklerinden, inançlarından soğur hale gelen ve sofistike bir hayatın pençesine düşen kişilerden oluverir. Ancak yıllar geçince içinde oluşan boşluğu dolduramaz. Büyükannesinin namazdaki huşuu, Üsküp’te duyduğu ezan sesleri burnunda tütmektedir. Talihlidir ki bu iç acısına deva olacak özlem dolu duygularını umarsızca ve samimiyetle dile getirir. Gem vurmadığı ıstırap halindeki duygularını söz imbiğinden geçirerek ipe dizmesi, döneminde kendisini itibarsızlaştırmaya çalışan tüm sözü geçer büyüklere(!) rağmen onun büyüklüğünü daha da perçinler.
Ahmet Hamdi Tanpınar, Yahya Kemal’in kaçış kapıları arayan değil, eve dönen adam olduğunu ifade eder. Yıllarca güçlü bir şekilde gözlemlediği Batıyı analiz etmeyi bilmiş, ruh esaretine düşmeden Batıya tam bir eşitlik içinde konuşmayı başaran, hesaplaşan bir Türk aydını kabul edilmiştir. Yahya Kemal kendisini bir ilim adamı değil, düşüncelerini her zaman sanatkâr olarak izah eden biri olarak kabul eder. Ziya Gökalp de onun için “vecd adamıdır” der.
Harap hale gelmiş Osmanlı’yı dolayısıyla geçmişimizi savunduğu gerekçesiyle acımasızca maruz kaldığı eleştirilere
“Ne harabî ne harabatîyim,
Kökü mazide olan âtîyim.” dizeleriyle verdiği anlamlı cevap, muhataplarına bir Osmanlı tokadı cesametindedir, dense sezadır.
Yahya Kemal’in Şiirine Dair
Nesir alanında çok kıymetli yazıları bulunan Yahya Kemal, kuşkusuz şiiriyle çok daha ön plandadır. Edebiyatımızda onun gibi kuyumcu titizliğiyle eser ortaya koyan az bulunur.
Yahya Kemal’in her mısraın kelimeleri üstünde müşkülpesent bir titizlikle durduğu, ahenklerine kulak vererek en uygun kelimenin yine en uygun yerde olmasına dair uzun çalışmalarının olduğu bilinir.
Şiirde zaman Yahya Kemal için önemli bir kavramdır. Tarık Buğra’nın dediği gibi “demini almasını bekler.” Bu bekleyiş bazı eserlerinde bir ömür boyu sürer. Nitekim şairin birçok şiiri ancak ölümünden sonra bu sebeple kitap haline getirilebilmiştir.
Yahya Kemal’e göre sanat acelesiz, sabırlı, vefalı olmalıdır. Mısraları istediği gibi oluncaya dek Hazreti Eyyub (AS) gibi sabırla beklenmelidir.
“Ok” şiiri dışında tüm şiirlerini Klasik (Divan) Edebiyatı’nın ölçüsü olan aruz ölçüsüyle yazan Yahya Kemal için, “heceye (ölçüsüne) bir ‘Ok’ attı “ derler. Diğer tüm şiirlerinde kullandığı aruz ölçüsünü ise Türkçe kelimelere uygun bir formda kullanan en önemli şair yine Yahya Kemal olarak bilinir. “Bu dil ağzımda annemin sütüdür.” derken Türk dilini sever ve en güzel Türkçe mısraı söylemeyi sanatı için en asil gaye kabul ederdi.
Onun Hicranı
Yahya Kemal’le ilgili birçok edebiyat ve sanat tarihçisinin hatıratında anekdotlarla karşılaşmak mümkün. Esprili birçok anısının yanında en hazin bulduğum bir tanesi şöyledir: Keyif âlemlerinde geçen bir gecenin sabahında şairimiz sabaha karşı bir cami kapısına dek gelir. İçerisindeki mana dolu cemaatin huzuru onu bir hayli etkiler. Bayram sabahına denk geldiğini sonradan fark eden ünlü şaire, camiden çıkan müminler bir hayli teveccüh gösterir. Duygulanan Yahya Kemal’e cemaatin “Sen mi geldin Yahya Kemal?” deyişi onun “eve dönüşü ”nün delili kabul edilebilir.
Yine kıymetli edibin “Ezansız Semtler” yazısı benzerlerine günümüzde de rastlanan, kültüründen kopuk aydınını anlama, belki yaralarına merhem olma adına sosyolog, psikolog; ilahiyatçıların, ince ince ve yargısız okumaları gereken bir diğer önemli çalışmasıdır.
Yahya Kemal’in kendi kültüründen, özünden, hayranlığına rağmen uzak oluşuna dair duyduğu hüznü anlattığı önemli bir eseri de “Atik-Valde’den İnen Sokakta” şiiridir. Teenni ve tefekkürle okunacak şiirde, oruçlu insanları ve sokağı tasvir ettikten sonra Yahya Kemal, şu satırlarla devam eder:
Ya Rabb, nasıl ferahlı bu âlem, nasıl temiz!
Tenha sokakta kaldım oruçsuz ve neş’esiz.
Yurdun bu iftarından uzak kalmanın gamı
Hadsiz yaşattı ruhuma bir gurbet akşamı,
Bir tek düşünce oldu teselli bu derdime:
“Onlardan ayrılış bana her an üzüntüdür;
Mademki böyle duygularım kaldı şükür.”

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle