YAZARLAR

Gülnur Gemi

Aziz Misafirler

Dün gece aziz misafirlerim vardı.Tatlı bir telaş ,heyecanlı bir bekleyiş, vuslata erince ,huzur ve bereket vesilesi oldular.Birileri az oyalandı gitti , diğerleri sabah vakti buruk bir tebessümle ama karşılıklı muhabbet ve memnuniyetle veda etti…
Gidişleri ayrılığın hüznünü yaşatsa da yine vuslat ümidi var . Kendi evlerine dönüyor olmaları ve asıl orada rahat ve mutlu olduklarını bilmek de üzüntüyü hafifletiyor.Geriye kalan hoş bir sada ,beraber geçirilen güzel anlar…

Malumdur ki ; asıl misafirlik ruhlar aleminden yola çıkan, anne karnında ete kemiğe bürünen insanın dünya misafirhanesinde ki muvakkat (geçici) misafirliğidir.
‘’sen burada misafirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse, beraberce getiremediği birşeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden,ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza, bu fâni
dünyadan da çıkacaksın. Öyleyse, aziz olarak çıkmaya çalış.’’(Mesnevi-i Nuriye shf:101)
Evet dünya Allah ‘ın (c.c.) kullarını Ğaniyy-i Mutlak zenginliğiyle misafir ve imtihan ettiği emsalsiz ev.

Maneviyatta büyük zat-ı muhteremler dünyayı içerisinde Sani-i Hakîm’in (her şeyi san’atlı ve hikmetli yapan) sanatını ,ilmini,kudretini ,mülk ve saltanatını, merhametini,ikramını sergilediği büyük bir saray olarak tarif ederler.

Allah O'dur ki gökleri, sizin de görüp durduğunuz gibi, direksiz yükseltti. Sonra da Arşının üstünde kuruldu. Güneşi ve Ay'ı hizmet etmeleri için sizin emrinize verdi. Bunlardan her biri belirli bir vakte kadar dolaşmaktadır. Bütün işleri O yönetir. Âyetleri size açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza iman edesiniz. (Rad suresi 2)

Böylece onun (yağmurun) sayesinde sizin yararınıza hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik ki, bunlarda sizin için bir çok meyveler vardır ve siz onlardan yersiniz.(Mü’minun 19)
(Yere) en yakın (görünen) dünya semasını bir süsle –yıldızlarla– süsledik.(Saffat 6)

Dünya sarayın da misafir olduğunu idrak edebilen onun güzelliklerini temaşa edip hayran olur. Davet edilmesinden duyduğu memnuniyetle mülk sahibine minnet eder. Gördüğü, duyduğu ve kendine sunulan her şey’in bir hikmeti olduğunu düşünür, tefekkür eder .Lutf edilmiş nimetlerden istifade ettikçe şükreder.
Benim bir sahibim var beni görür gözetir , şefkatlidir diyerek misafirliğinden lezzet alır mülk sahibinden razı olur , huzur içinde yaşar ve Allah ondan razı o Allahtan razı olduğu halde asıl memleketine(cennet) vakti gelince sevinçle geri döner.
İşte bunlar aziz misafirlerdir.

Ki onlar, (gerek namazda, gerek namaz dışında) ayakta, oturarak ve yanları üzerinde (dilleri ve kalbleriyle) Allah’ı zikreder dururlar ve göklerle yerin yaratılışı üzerinde derin derin düşünürler: (onlardaki hikmeti ve esrarlı manâları sezmişlik içinde,) “Rabbimiz” derler, “Sen, (iki ayrı bölgeli bir memleket gibi duran ve her şeyiyle birliğe işaret eden) bu kâinatı boş yere, sebepsiz, gayesiz yaratmadın. Hayır, hayır, Sen asla boş ve gayesiz iş yapmazsın. (Sen’i, icraatını ve yaratmandaki maksatları idrakte ve bu maksatlar istikametinde davranmakta kusur edip de, neticede) Ateş’in azabına düçar olmaktan bizi koru!(Âli İmran 191)

Dünya da bir misafir olduğunu idrak edememiş ham ruhlar ise kibir içinde her şeyin en güzeli, en iyisi benim olmalı düşüncesindedir …Ne misafirhaneden ne de sahibinden memnun olmaz.Gözü hep kendine verilmemiş olanı arayan, hep daha fazlası diyen bu misafirler misafirhaneye de göz diker o da benim olsun arzusuyla çabalar dururlar…

Etrafında ki her şey ve her hali eleştirir,İsyanlarına rağmen kendisine sürekli yapılan izzet ve ikramları hep eksik görür ,hep şikayet ve itiraz halinde kendini de başkalarını da rahatsız ve mutsuz ederler.

Bu misafirler dünya misafirhanesinden giderken, burada kendilerine lutf edilen hiç bir dünyalığı yanlarında götüremedikleri gibi , geldiklerinde gördükleri ilgi ve alâkayı ,izzet ve ikramı da kaybederek gitmişlerdir.

İşte bunlarda zelil misafirlerdir.

Bu (azab) şundan dolayıdır ki, onlar, dünya hayatını sevmiş ve onu ahirete tercih etmişlerdir. Allah da kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.(NAHL/107)

Dinlerini bir oyun ve bir eğlence edinen ve kendilerini dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak! Ve hiçbir kimsenin kazandığı şey yüzünden kendisini helake atmamasını, kendisi için Allah'tan başka hiç bir dost ve hiçbir şefaatçi bulunmadığını Kur'ân ile hatırlat. O, azaptan kurtulmak için bütün varını feda etse, kendisinden alınmaz. Onlar kazandıkları şey yüzünden helake uğratılmışlardır. Onlar için, inkâr ettiklerinden dolayı kaynar bir içecek ve can yakıcı bir azab vardır. (EN'AM/70)

Dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Eğer iman eder kötülükten sakınırsanız, Allah size mükâfatınızı verir. Ve sizden bütün mallarınızı harcamanızı da istemez. (MUHAMMED/36)

Evet Mülk sahibi Allah (c.c.)dünya misafirhanesinde herkes bir misafir . İster aziz ister zelil olsun her misafir geldiği gibi gidecek.Dünyadan giderken de amelinden başka bir şey götüremeyecek.Madem öyle: ‘’ Aklı başında olan insan, ne dünya umurundan kazandığına mesrur ve ne de kaybettiği şeye mahzun olmaz. Zira dünya durmuyor, gidiyor’’.(Mesnevi-i Nuriye shf:111

Aziz bir misafir olabilmek ve aziz misafirler ağırlayabilmek duası ile…

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle