Son DakikaGÜNCEL - İletişim Bilgilerimiz Güncellendi

YAZARLAR

Gülistan Dertli

Keşke Dememek İçin..

İnsan elinde olanın değerini kaybetmeden anlamıyor. Ülfetten mi gafletten mi bilmem. Tek bildiğim, kıymetini kaybedince anladıklarımızın artık geri gelmeyeceği ya da eskisi gibi olmayacağı...

Gençliğin kıymeti bilinmez; akıl kemâle erip de geriye baktığında o zamanların nasıl güzel nimetler olduğunu anlar insan. Ama iş işten çokten geçmiştir. O gençlik günlerinin bir günü bile geri gelmez artık.. Gençlik hevesatına karşı ahireti düşünüp de kâr etmenin tadı elden gitmiştir. O tren kaçmıştır artık. "En hayırlı genç..." (Heysemî, Mecmau’z-Zevaid, X/270) hadisinin müjdelediği yaşlar yerini pişmanlığa bırakmıştır çoktan...

Sağlık elden gider... Hastalıklar kapısını çalmadan insanın anlamaz eldeki nimetin değerini. Öyle bir gelir ki gelen dert, şifası ya yoktur ya da zordur, geri dönülmez yola çoktan girilmiştir... Bu defa da "hakkında aldanılan iki nimetten biri olan sağlık" (Buhari, Rikak, 1) heba edilmiştir. Vücut ve tüm uzuvlar dinçken, diriyken, sağlıklıyken yapılmayan, es geçilen, ertelenen tüm ibadetler, iyilikler, sızı olur yakar yüreği...

Gün gelir ömür biter. Değerini "keşke toprak olsaydım!"(Nebe 40) dediğimiz gün anlarız!

İnsanız!
İnsan olmanın hakkını edâ etmekle mükellefiz.. Kulluk edelim diye yaratılmışız. (Zâriyât 56) İnsan olmanın kıymetini, ahsen-i takvim (Tîn 4) sûretinden esfel-i sâfilîne ( Tîn 5) düşünce mi anlamayı bekliyoruz? Ya o gaflet çamurunun içinde farkına varamazsak düştüğümüz çukurun!? Ya asıl yerimizi orası sanıp da hayvandan daha aşağı (Furkân 44) o halde yaşamaya devam edersek!?...

İnsanız! Rabbimizi bilmekle cehaletten kurtulabiliriz. O'nu bilmek dururken, O'na ermek varken, hep başkalarının peşinde koştuk.. Nefsin arzuları, önüne geçti Marifetullah'ın.. İman ettik dedik ama neye iman ettiğimizi bilmedik. İman edip ameli bi köşeye attık. Belki hafta da bir cuma namazları ya da bayramdan bayrama bayram namazları yeterli oldu... Kandil gecelerini ihya(!) ettik, kurtulduk! Yılın her günü her ânı bizi huzuruna çağıran Rabbimizi hep unuttuk! Kendi tâyin ettiğimiz zaman dilimlerinde kul olmak yetti bize!..

Yeterli olmadığını gördüğümüz gün, 'Rabbim geri gönder!' diye yalvardığımız gün olursa...! Dünyanın fişinin çekildiği, sonsuzluk yurdunun artık ortaya çıktığı anda anlarsak hatamızı... Ne olacak sonumuz? İman ettim kurtuldum demek yetecek mi? Rahmetiyle affetse bile yüzümüz olacak mı o günde? Ödev yapmadığında bile okula gitmek istemeyen çocuklardık biz. Kulluk ödevlerimizi yapmadan öteye nasıl göç edebileceğiz! Hiç mi yüzümüz kızarmayacak, hiç mi utanmayacağız!? Bir bir vurulurken yüzümüze amellerimiz/amelsizliklerimiz hangi yüzle o huzurda durabiliriz? Pişmanlık o anda vuracak işte, o an da tüm benliğiyle, nedâmetin en ağırını yaşayacak insanoğlu. İman edenin hesabı ayrı, imansız ahirete giden hesabı ayrı ağır olacak.. Bilip de yapmamanın verdiği manevi ağırlık daha ağır gelecek belki de sözde inanmışlara...

Nasıl telafi edilecek o gün, o andaki duyulan pişmanlık. Geri dönüş imkanı yok, ömür bitmiş, hesap görülüyor. Ne gelecek elden, kaçılacak neresi olacak... Çok şükür ki daha yaşamadık kıyameti. Ölüm henüz gelmedi, ömür hala devam ediyor bize gayb olan ama biteceği kesin olan o ana kadar.. O zaman pişmanlıklar günü gelip çatmadan, nimet elden gidip de zaman tükenmeden, eldeki herşeyin değerini bilmeli insan... Okunduğunu duyduğu ezan onu çağırıyorbilmeli, Rabbi onu bekliyor. İçinde bulunduğu ayın, haftanın, zamanın gereği yerine getirilmeli. Okumalı insan, kainatı, Kuranı, kendini... Nefsini bilen Rabbini bilir madem... Kendinden başlayıp halkayı genişleterek vicdan ve kalp gözünü aklıyla imtizac ettirerek zerreden şemse herşeyi okumalı insan... Pişman olmamak için, mesut olmak için... Kalpten yapılan tevbe geçmişi silip süpürür belki. (Tahrîm 8) Tevbe hem dilde hem gönülde olmalı her an.. Huzur-u ilahi'de pişman olmamak için, geçmişine bugün nedametle tevbe etmeli insanoğlu...

Dününde kılmadığı namazlar, ettiği gıybetler, izlediği/işlediği, yediği/içtiği haramlar, ağzından çıkan yakışıksız sözler, hayatın getirdiklerine karşı edilen isyanlar, sabırsızlık, oruçsuzluk, kul hakları, cehâlet... Bir yerden başlayıp temizlemek lazım her birini. Rabbimiz o kadar şefkatli o kadar merhametli ki, gerçekten pişman olanın tevbesini öyle güzel kabul eder ki, tertemiz kalır tüm geçmişimiz... Gayret bekliyor bizden, O 'insanın kaderini çabasına bağlı kılmışken' (İsrâ 13), oturduğumuz yerden affedilmeyi beklemek ahmaklıktır ancak... Kulda sa'y olacak ki, Rabbi onun çabalamasını görsün...

Pişmalık hatalara duyulmaz sadece. Yapmadıkların için de pişman olursun ey insan... Nisyanın da isyanın nefsine olsun, unutma Rabbin seni bekliyor. Her an onun huzurundasın. Zaman varken daha, insan olmak lazım. İnsan olmanın hakkını vermeye çabalamak, karınca misal varamasak da o yolda azmetmek gerek.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle