YAZARLAR

Ferhan UYSAL

Nasuh Tövbesine Var Mıyız?

Günah işlemek, kul olarak bizim zaaflarımızdan. Neyse ki rahim olan Allah cc.bizlerin günahlarımızı affetmek için çeşitli bahaneler yaratıyor. Ona tövbe ediyoruz ve affediyor. Ama tövbemiz ne kadar kalıcı, orası sıkıntılı bir konu. Keşke bir daha işlememek üzere tüm günahlardan tövbe edebilsek. Bir kıssada bunu başaran bir kişiden bahsedilir, belki bize örnek olur diye anlatayım.

Yıllar önce Nasuh adında bir adam vardı. Nasuh hamamlarda tellaklık eder böylece kadınları kolaylıkla avlayarak baştan çıkarırdı. Yüzü kadın yüzü gibi tüysüzdü. Erkekliğini bu yüzden rahatlıkla gizlerdi. Nasuh yıllarca tellaklık etti, kimse onun erkek olduğunun farkına varmadı. Çünkü yüzü kadın yüzü gibi, sesi kadın sesi gibiydi. Çarşaf giyer peçe takardı, fakat şehveti azgın bir gençti. Bu yüzden padişahın kızlarını bile hammada keseler ovar, yıkardı.Aradan zaman geçince Nasuh bu işten pişman oldu, tövbe etti fakat tövbesini tutamadı. Bu defalarca böyle oldu. Bir gün Nasuh bir Allah dostuna giderek:"Bana dua et." diye ricada bulundu. O Allah'ın (c.c.) veli kulu ona dua etti. Nasuh bir gün yine hamamda tası doldururken padişahın kızının küpesindeki incilerden biri kayboldu. Bütün kadınlar onu aramaya koyuldular. Herkesin eşyasını aramak için önce hamamın kapısını kapadılar. Sonra başladılar aramaya. Fakat inci bir türlü bulunamadı. Bunun üzerine herkesin ağzını ve her yerini aramaya başladılar."İhtiyar, genç, herkes anadan doğma soyunsun." diye bağırdılar. Nasuh korkusundan bir kenara çekildi, yüzü korkudan sararmış dudakları titriyordu. Ölüm korkusu her yanı sarmıştı. Kendi kendine:"Yarabbi, dedi. Birçok defalar tövbe ettim fakat tövbemi bir türlü tutamadım. Eğer beni bu beladan, rezil rüsva olmaktan kurtarırsan bütün yaptıklarımdan tövbe ettim." dedi.Hamamdakiler herkesi aradıktan sonra:"Ey Nasuh herkesi aradık, şimdi sıra sende gel seni de arayalım." dediler. Nasuh için kurtuluş yoktu tam onu arayacaklardı ki ansızın:"İnci bulundu." diye bir ses geldi. Nasuh'u aramaktan vazgeçtiler, böylece Nasuh rezil olmaktan, ölümden kurtulmuştu. İnci bulunduğu için herkes bayram ediyor seviniyordu. Bu sevinç dalgası geçtikten sonra Nasuh'u çağırdılar:"Ey güzel tellak gel, padişahın kızı seni çağırıyor gel onu kesela, yıka" dediler. Nasuh bunu reddederek hamamdan çıkıp gitti. Bir daha da tövbesini bozmadı...

Hz. Peygamber nasûh tövbesini; “Kulun işlediği günahtan pişmanlık duyması, Allah’a tam rucu’ edip, sütün memeye dönmediği gibi, kişinin tekrar günaha dönmemesidir.” şeklinde tanımlamıştır. Nasûh, Arapça kelime ‘nush’ kökünden mübalağa (abartma) kipidir. ‘Çok öğüt veren’ demektir. Tövbe, çok öğüt verici olarak nitelendirilmiştir. Yani sahibine, günahı bırakmasını öğütleyen, onu günahtan kurtaran sadık bir tövbe ile tövbe ediniz, Allah’a dönünüz demektir. Sözlükte “Allah’a dönüş ve yöneliş” anlamına gelen tövbe, dini terim olarak “günahtan Allah’a dönme” anlamıyla meşhur olmuştur. Tövbeyi daha açık ve anlaşılır bir tarzda tarif edecek olursak şöyle diyebiliriz: Tövbe; yapılan kötülüğü, işlenen günahı veya kabahati günah olduğunu bilip, onu bırakıp terk ederek Allah’a dönmek, O’ndan affetmesini, bağışlamasını dilemek, yaptıklarından pişman olduğunu da belirterek, yalnız Allah’a yalvarmaktır.

Can gırtlağa dayanıncaya kadar Allah cc. tövbeleri kabul ediyor.fakat ne zaman öleceğimizin garantisi yok.o yüzden geciktirmeyelim.

Evet kardeşlerim bizde öyle bir tövbe edelimki günahlarımıza,bir daha dönmeyelim inşallah. Biliyoruz ki, tevbe istiğfarla silinmeyen günahı ancak cehennem ateşi paklar. İhmal etmeyelim,bir an önce Allaha boyun büküp bir daha işlemeyeceğim şu günahları diye söz verip af dileyelim. Anadan yeni doğan bebek gibi günahları sıfırlayalı,.inşallah.

Yazarın önceki yazıları

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle