YAZARLAR

Emekli Müftü Mehmet Gündoğdu

Kelime-i Tevhid

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla,
Allah’a hamd, Rasulüne salat, selam olsun.

İnanç açısından insanların intisaplarını yazalım istedik.

Beş bölümden oluştu.

1-Akâid ve İman nedir? Mü’min kimdir?
2-Tevhid nedir? Muvahhid kimdir?
3-Şirk nedir? Müşrik kimdir?
4-Nifak nedir? Münafık kimdir?
5-Küfür ve Tekfir nedir? Kafir kimdir?

Önemine binaen, bu konuları özetle dikkatlerinize arz etmek istiyoruz. İlkini yazmıştık.
İkincisi; Tevhid nedir?, Muvahhid Kimdir? konusunu bir kaç bölümde ele aldık. Buyurun okuyalım!

Kelime-i Tevhid

A-Kelime-i Tevhid ve Kelime-İ Şehadet

İslâm’ın ezelî, ebedî, değişmeyen ve evrensel ilkesi kelime-İ tevhid formülüdür.
İşte O förmül;

لا اله الا الله محمد رسول الله

“Lâ ilâhe illâllah, Muhammedü’r Rasûlüllah”
(Allah’tan başka ilah (tanrı) yoktur. Hz. Muhammed Allah’ın elçisidir).
Kelime-i Tehid, Allah'la ve mü'minlerle bir antlaşmadır.

Peygamberimiz (s.a.s.) İslâm’ın beş esas temel üzerine binâ edildiğini, bunun birincisinin ‘şehâdet’
getirmek, yani kelime-i tevhid olduğunu söylemiştir. (Müslim, İman 22, hadis no: 16, 1/45; Buhârî,
İman 1)

Aynı ifâde ‘Cibrîl hadisi’ olarak bilinen meşhur hadiste de geçmektedir.(Buhârî, İman 37, hadis no: 37;
Müslim, İman 1)

Şehâdet kelimesi veya tevhid kelimesi, İslâm’ın temelidir. Bir anlamda da İslâm dairesinin kapısıdır.
Onlar gönülden (inanmadan) söylenmeden İslâm’ı kabul etmek mümkün değildir.

Şehâdet veya tevhid kelimesi aynı şeyi ifâde ederler. İkisi de birbirlerinin yerine kullanılır.
Kelime-i tevhid, Allah inancının kısa bir ifâdesidir. “Lâ ilâhe illâllah Muhammedü’r Rasûlüllah
(Allah’tan başka ilâh/tanrı yoktur, Hz. Muhammed O’nun elçisidir).”

Kelime-i Tevhid, Allah’ı birleme, O’nun bir ve tek olduğunu söyleme ve inanma anlamına gelir.
Şehâdet Kelimesinde Allah’ı birleme, O’nun bir ve tek olduğunu söylemenin yanında ‘eşhedü’ ve
‘abduhû’ ilâvesi vardır.

اشهد ان لا اله الا الله و اشهد ان محمدا عبده ورسوله

(Ben şehadet ederim ki Allah’tan başka ilâh/tanrı yoktur, ve yine şehadet ederim ki Hz. Muhammed
O’nun kulu ve elçisidir.)

Her ikisinin de aynıdır, ifâde ettikleri gerçek farklı değildir.
Ancak şehadetin artısı; Bütün insanlara karşı İslâm'ı din olarak seçmenin ilânıdır, haber vermedir.
Diğer insanlar arasında kimliğini, adresini, mensubiyetini ortaya koymaktır. İntisabını belirtmektir.

B-Kelime-i Tevhid, iki kısımdan oluşur.

1-Kelime-i Tevhid kelimesinin birinci kısmı, لا اله الا الله (Allah’tan başka ilâh/tanrı yoktur) .
İslamın inanç esaslarının özetidir.

Bütün peygamberler insanları ‘Lâ ilâhe illâllah (Allah’tan başka ilâh/tanrı yoktur)’ inancına dâvet
etmişlerdir.

“Senden önce hiç bir elçi göndermedik ki ona; ‘Benden başka ilâh yoktur, şu halde Bana kulluk edin’
diye vahyetmiş olmayalım.” (Enbiyâ, 25)

Tevhid kelimesi, işte bu İlâhî gerçeği ortaya koymaktadır.

Çünkü bu söz ‘tevhid’ inancının özüdür. Allah’tan gelen, tarih sürecindeki hak dinin temel özelliği;
Allah’tan başka ilâh tanımamak, yalnızca bir Allah’a ibâdet etmek ve hayatı Allah’ın emirleri
doğrultusunda yaşamak anlayışıdır.

Kur’ân-ı Kerim, sık sık ‘Allah’tan başka ilâh yoktur’ diye vurgulamaktadır. Çünkü insanların çoğu,
zaman zaman uydurma ilâhlar bulmakta veya Allah’a ait özellikleri yaratıklardan bazılarına vermekte
ve onlara ibâdet etmeye kalkışmaktadırlar.

Peygamberimiz buyuruyor ki: “…Her kim ‘lâ ilâhe illâllah’ der ve Allah’tan başka tapınılan şeyleri
reddederse, onun malına ve canına haksız yere dokunmak haram olur. Hesabı Allah’a kalmıştır.”
(Müslim, İman 35, hadis no: 21)

“Ölen bir kimse (ölüm ânında) Allah’ın bir ve benim Allah elçisi olduğuma şehâdet (tanıklık) eder ve
kalbi de bu işi tasdik ederse, Allah onu mutlaka mağfiret eder.” (İbn Mâce, Edeb 54, hadis no: 3796)

Kelime-İ Tevhid kelimesinin birinci kısmı, لا اله الا الله (Allah’tan başka ilâh/tanrı yoktur)
kelimesi de iki bölümden oluşmaktadır.

Birincisi; لا اله bölümü, nefidir. (reddetme,)
Gerçekte ilah olmayan, ilah olması da mümkün olmayan, fakat insanlar tarafından ilahlaştırılan sahte
ilahları reddetmektir.

İnsanların genelde ilahlaştırdıkları şeyler, üç ana başlık altında yer almaktadır.
Servet; (mal, mülk, para, menfaat, rant)

Şöhret; (krallık, makam, mevki, mansıb, tarafgirlik, alkış almak, trübünlere oynamak, meşhur olmak)
Şehvet; (heva, nefis, enaniyet, narsizm ve her türlü sonsuz ve sınırsız arzu ve istekler)
Müşrikler de tam bu üç unsuru peygamberimize davasından vazgeçme karşılığında teklif ettiler.
Rasulullah bir elime güneşi, bir elime ayı verseniz, ben bu davamdan vaz geçmem buyurmuştur.
İşte, لا اله demek, bu üç unsura dahil olan yalancı ilahları red etmektir.

Kalpten, gönülden söküp çıkarmak, boşaltmaktır. Kalbi kirleten yalancı ilahlardan temizlemektir.
Unutmayalım ki boşalmadan hiçbir şey dolmaz.

Sür çıkar ağyârı(Allah’tan gayrısını) dilden(kalpten) tâ tecellî ede Hakk.
Pâdişâh konmaz saraya, hâne mamûr olmayınca.

(Şemseddin Ahmed Sivasi)

İkincisi, الا الله bölümü, ispattır.
Kalbin ve gönülün, yalancı ilahlardan temizledikten sonra, gerçek ve hakiki ilah olan, Allah ile
doldurmaktır.

İşte bu tam da tevhidin gerçekleşmesidir.

2-Kelime-i tevhid’in ikinci kısmı, محمد رسول الله

Hz. Muhammed’in (s.a.s.) Allah’ın rasûlü (elçisi) olduğunu kabul etmektir. Bu kabul ediş ve inanma,
Allah’tan başka ilâh olmadığını kabul etmenin tamamlayıcısıdır.

Bu ikinci kısım İslamın şartlarını yani ibadet ve ahlak esaslarının özetidir.
Allah, yarattığı bütün insanların kendi Rabliğini bilmelerini ve inanmalarını, yalnızca kendisine kulluk
etmelerini istemektedir. Bunu da insanlar arasından seçtiği elçilerle onlara bildirmektedir ve
öğretmektedir.

Allah’ın insanlara peygamber/elçi göndermesi; onlara yol göstermek olduğu gibi, aynı zamanda
onların başıboş ve rehbersiz bırakılmadıklarının da göstergesidir.

Bu elçiler bir taraftan doğru yolu gösterirlerken, bir taraftan da örnek olurlar ve Rabbimizin nasıl bir
kulluk görmek istediğini ortaya koyarlar.

Peygamberler, kuru bir dâvetçi veya postacı değillerdir. Onlar, Allah’tan gelen vahy’i hem yaşarlar,
hem uygularlar, hem de insanlara tebliğ ederler.

İşte Hz. Muhammed (s.a.s.) de bu elçilerden biridir ve sonuncusudur. Rabbimiz insanlara son defa bir
elçi olarak O’nu göndermiş, ona vahyettiği Kur’an’la insanları hidâyet yoluna dâvet etmiştir.

Tevhid kelimesini söyleyen bir kimse öncelikli olarak Allah’ın varlığını ve birliğini kabul eder, sonra da
inandığı Allah’ın, elçi olarak seçtiği Hz. Muhammed’i son peygamber olarak tanır. Buna bağlı olarak da
son elçinin tebliğ ettiği her şeye, İslâm’a âit bütün esaslara inanır.

Sonuç olarak; Kelime-i Tevhid kelimesi , son derece önemli ve geniş kapsamlı bir cümledir.
İslam dinin inanç, ibadet ve ahlak esaslarının ve özetidir.

Klasik olarak her Müslümanın bildiği, İmanın şartlarını ve İslamın şartlarını içine alır.
Kelime-i tevhid, kendisini kabul edeni cennete götürür. Kendisini kabul etmeyen ise cehennemi hak
eder.

İnsandaki ruh ne ise, İslâm’da Tevhid kelimesi de odur. İnsan bedeninde ruh görünmez, ama onu canlı
tutar, ayakta olmasını sağlar.

Ruh uçup gidince de insan ölü haline (ceset şekline) döner.
Kelime-i tevhid İslâm bedenini ayakta tutan şeydir. O olmayınca beden (din) ölüdür. Vesselam.
(Daha geniş bilgi için; T.D.V, İslam Ansiklopedisi, “ilah” mad, Ahmet Kalkan, Kavram Tefsiri, tevhid
mad.)
(Devamı gelecek bölümde)

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle