Son DakikaGÜNCEL - İletişim Bilgilerimiz Güncellendi

YAZARLAR

Emekli Müftü Mehmet Gündoğdu

Anne!

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla,

Allah’a hamd, Resulüne salat, selam olsun.

Anne!

A-Tanım

Anne; Çocuğu dünyaya getiren, ailenin en önemli bireyidir.

Anne, Arapça’da Ümm ve vâlide kelimeleri ile ifade edilir.

Anne-baba’nın ikisini birlikte anmak için vâlideyn ve ebeveyn tabirleri kullanılır.

Ümm; çocuğun kendisinden doğduğu kadın” şeklindeki yaygın anlamı yanında daha genel olarak, bir şeyin başlangıcında veya varlığında, yetiştirilmesinde ve iyileştirilmesindeki temel unsuru ifade eder. (bk. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “ümm” md.).

Çocuğun ilk öğretmeni annedir. Anne, toplum kültürünü çocuğuna yerleşmesini sağlayan, ona kişiliğinin gelişmesinde yardımcı olan toplumun yapı taşı olan ailenin en önemli kişisidir.
Onun İçin peygamber efendimiz;

“Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar.”( Buhârî, Cenâiz 92; Ebû Dâvut, Sünne 17; Tirmizî, Kader 5.) buyurmuştur.

13 Mayıs, Dünya anneler günü vesilesi ile yazılan bu yazının başlığını sadece “Anne!” diye koyduysak ta;

Kur’an ve hadislerde anne, baba ile birlikte anılmıştır.

B-Kur’anda Anne

Allah Teala, Kur’an-ı Kerim’inde anne babaya özellikle yaşlılık çağlarında nasıl davranmamız gerektiğiyle ilgili şöyle buyurmuştur:

“Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara ‘öf!’ bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle. Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: ‘Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı.” (İsra, 17/23-24.)

Allah Teala Kur’an-ı Kerim’de kimlere iyilik etmemiz gerektiğini beyan ederken ilk sırada anne babaya yer verir:

“Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.” (Nisa, 4/36.)

Rabbimiz (c.c.) Kur’an-ı Hakim’inde anne babaya ihsanda (yani iyilikte) bulunmanın önemini şöyle beyan buyurmaktadır:

“Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına gelip kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım.” (Ahkâf, 46/15.)

Rabbimiz (c.c.) Kur’an-ı Kerim’de anne babaya teşekkür mahiyetinde İyilikte bulunulmasını ve onlara itaatin sınırlarını şöyle beyan etmiştir:

“İnsana da, anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi, onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. (İşte onun için) insana şöyle emrettik: ‘Bana ve anne babana şükret. Dönüş banadır” ( Lokman, 31/14-15.)

Şu ayette de anne babaya itaatin sınırlarına değinilmiştir:

“Biz, insana, ana-babasına iyilik etmesini emrettik. Şayet onlar seni, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, bu takdirde onlara itaat etme. Dönüşünüz ancak bana olacaktır ve ben yapmakta olduklarınızı size haber vereceğim.” (Ankebut, 29/8.)

Kur’an İnfakta bulunulacak kişiler arasında anne-babayı ilk sırada zikredilmiştir:

“Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: Hayır olarak ne harcarsanız o, anne-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, gerçekten Allah onu hakkıyla bilir.” (Bakara, 2/215.)

Rabbimiz (c.c.) bizlere, anne babalarımız için nasıl dua edebileceğimizi isra ve İbrahim surelerindeki Ayetlerinde şöyle öğretmiştir:

Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara ‘öf!’ bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle. Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki:

‘Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı.” (İsra, 17/23-24.)

“Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, anne-babamı ve inananları bağışla.”(İbrahim/1241)

C-Hadislerde Anne

Anne konusunda yazılan her yazıya kapak olacak, çok meşhur bir hadis-i şerifte;

“Cennet annelerin ayakları altındadır.” (Nesâî, Cihad, 6) buyurulmaktadır.

Ebu Hüreyre (r.a.) şöyle dedi: Bir adam Rasulüllah (s.a.s.)’a gelerek: “Kendisine en iyi davranmam gereken kimdir?” diye sordu.

Rasulüllah (s.a.s.): “Annen!” buyurdu.

Adam: “Ondan sonra kimdir?” diye sordu.

Rasulüllah: “Annen!” buyurdu.

Adam tekrar: “Ondan sonra kim gelir?” diye sordu.

Rasulüllah: “Annen!” buyurdu.

Adam tekrar: “Sonra kim gelir?” diye sordu.

Rasul-i Ekrem: “Baban!” cevabını verdi. (Buhari, Edeb 2; Müslim, Birr 1.)

Ebu Abdurrahman Abdullah İbni Mes'ud (r.a.) şöyle dedi:

Peygamber aleyhisselam: “Allah’ın en çok beğendiği amel hangisidir?” diye sordum.

“Vaktinde kılınan namazdır.” diye cevap verdi.

“Sonra hangi ibadet gelir?” dedim.

“Ana ve babaya iyilik ve itaat etmek.” buyurdu.

“Daha sonra hangisi gelir?” diye sordum.

“Allah yolunda cihat etmek” buyurdu. (Buhari, Mevakit 5, Cihad 1, Edeb 1, Tevhid 48; Müslim, İman 137-139.)

Bu hadis-i şeriften öğrendiğimize göre meşru işlerde anne babaya itaat etmek ve onlara iyilik yapmak Allah Teala’nın en çok sevdiği salih ameller arasındadır:

Rabbbimiz (c.c.) katında anne baba hakkının ne kadar yüksek olduğunu şu hadis-i şeriften de iyice anlıyoruz:

Ebu Hüreyre (r.a.) anlatıyor: “Peygamberimiz aleyhissalatü vesselam bir gün:

‘Burnu sürtülsün, burnu sürtülsün, burnu sürtülsün.’ dedi.

‘Kimin burnu sürtülsün ey Allah’ın Rasulü?’ diye sorulunca şu açıklamada bulundu:

‘Ebeveyninden her ikisinin veya sadece birinin yaşlılığına ulaştığı hâlde cennete giremeyenin.” (Müslim, Birr, 9.)

Hadiste Hz. Peygamber (aleyhissalatü vesselam) anne ve babaya iyi muamelenin ehemmiyetini dile getirmiş olmaktadır. Anne ve babası veya ikisinden biri evladının sağlığında ihtiyarladıkları takdirde, bu evlada, cennetin yolu onlar sayesinde son derece kolaylaşmış olmaktadır. Zira onlara gereken alâkayı, hizmeti gösterip onları memnun kılmak zor bir iş değildir. Bu kadarını yapamayarak kendini helak eden kimseler, burunları sürtülmeye layıktırlar. (İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları, 2/483)

D-Anne- baba duası

Ana-babanın duâsı makbûldür. Onların hayır duâlarını almaya gayret edilmeli, bedduâlarından da sakınılmalıdır. Resûlullah şöyle buyurmuşlardır:

“Makbûl olduğunda şüphe bulunmayan üç duâ vardır:

Anne-Babanın çocuklarına duâsı; misâfirin duâsı; mazlumun duâsı.” (Ebû Dâvûd, Vitr 29/1536; Tirmizî, Birr 7/1905, Deavât 47; İbn-i Mâce, Duâ 11)

“Babanın oğluna duâsı, peygamberin ümmetine duâsı gibidir.” (Süyûtî, II, 12/4199)

Annenin duâsı ise babanınkinden daha tesirlidir. Bu yüzden hadîs-i şerîfte zikredilme ihtiyâcı hissedilmemiştir.

E-Anne-babaya asi olmak büyük günahlardandır.

Ebû Hüreyre’den (r.a) rivâyet edildiğine göre Hz. Peygamber:

“–İnsanı helâke sürükleyen yedi şeyden sakınınız!” buyurmuştu.

Sahâbîler:

“–Ey Allah’ın Resûlü, onlar nelerdir?” diye sordular.

Resûl-i Ekrem şöyle cevap verdi:

“Allah’a şirk koşmak,

Anne babaya karşı hakaret etmek,

Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı bir insanı katletmek,

faiz yemek,

yetim malı yemek,

düşmana hücum sırasında harpten kaçmak,

hiçbir şeyden haberi olmayan iffetli müslüman kadınlara zina iftirasında bulunmak.”

(Buhârî, Vasâyâ, 23; Tıb, 48; Hudûd, 44; Müslim, Îmân, 145. Ayrıca bkz. Ebû Dâvûd, Vesâyâ, 10/2874; Nesâî, Vesâyâ, 12)

Vesselam.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle