YAZARLAR

Efe Halil

Şehid Kelimesi Ve Şehitlik

Sözlükte “bir olaya şahit olmak, bildiğini söyleyip tanıklık etmek, bir yerde hazır bulunmak” gibi anlamlara gelen şehid, dinî bir terim olarak ise Allah yolunda öldürülen Müslümana denir. Kelimeyi sözlük ve terim anlamları arasındaki bağa göre açıklayan âlimler, canını Allah yolunda feda eden kimsenin hemen cennet nimetlerine erişmesine Allah ve melekler tarafından şahitlik edilmesinden dolayı veya Allah’ın vaad ettiği nimetleri hazır olarak görüp onlardan yararlandığı için ona şehid dendiğini belirtirler.

Şimdi konuyla ilgili bazı Ayet ve Hadisleri verelim.

AYETLER:
1-“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın.Bilakis onlar diridirler, fakat siz bunun farkında değilsiniz.” (Bakara,
2/154)
2-“Kim Allah yolunda şavaşır, öldürülür veya galip gelirse(gazi olursa) biz ona (her iki durumda da) büyük bir ecir vereceğiz.” (Nisa, 4/74)
3-“…(benim rızam için) hicret edenlerin, memleketinden çıkarılanların, yolumda eziyete uğratılanların, savaşan ve öldürülenlerin günahlarını elbette örteceğim.Andolsun ki Allah katından bir nimet olarak, onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım.Nimetin güzeli Allah katındadır.” (Al-i İmran, 3/195)

HADİSLER:
1-“Ölüp de Allah katında hayırlı bir mertebeye erişen kullar içinde, şehitten başka hiç kimse kendisine içindekilerle birlikte dünya verilecek olsa bile, yeniden dünyaya gelmek istemez.Şehit şehitliğin ne kadar üstün bir mertebe olduğunu gördüğü için, dünyaya dönüp bir kez daha şehit olmayı arzular.” (Buhari, Cihat, 6)
2-“…Allah yolunda ölmek şehitliktir.İç hastalıktan ölme şehitliktir.Yanarak ölmek şehitliktir.Boğularak ölmek şehitliktir.Yıkıntı altında kalarak ölmek şehitliktir.Aklını kaybederek ölmek şehitliktir.Hamile iken ölen kadın da şehittir.” (İbn-i Mace, Cihat,17)
3-“Kim içtenlikle Allahtan şehit olmayı dilerse yatağında bile ölse Allah onu şehitlerin makamına ulaştırır.” (Müslim , İmare, 157)
4-“Kim malını korurken öldürülürse şehittir, kim dini uğruna öldürülürse şehittir, kim canı uğruna öldürülürse şehittir, kim ailesi uğruna öldürülürse şehittir.” (Tirmizi, Diyat, 21)
5-“Allah yolunda öldürülmenin bir benzeri yoktur…” (Muvatta, Cihad, 14)
6-“Allah katında şehid için altı ayrıcalık vardır:Kanınnın ilk damlasıyla beraber günahları bağışlanır ve cennetteki yeri kendisine gösterilir, kabir azabından korunur, en büyük korkudan(cehennem) emin olur, imanın elbisesi ile süslenir, hurilerle evlendirilir ve akrabalarından yetmiş kişi için şefaat etmesi kabul olunur.” (İbn Mace, Cihad, 16)
7-“Şehidin başındaki kılıç parıltısı, imtihan olarak ona yeter.” (Nesai, Cenaiz, 112)
8-“Onları(şehitleri) kanlarıyla sarıp defnedin.Çünkü Allah yolunda yaralanan herbir yaralı muhakkak kıyamet gününde yarası kanayarak gelir.Kanı kan rengi kokusu ise misk kokusudur.” (Nesai, Cihad, 27)
9-“Bu canı bu tende tutan Allaha yemin ederim ki Allah yolunda savaşıp öldürüleyim sonra diriltileyim, sonra öldürülüp tekrar diriltileyim, sonra öldürülüp tekrar diriltileyim, daha sonra tekrar öldürüleyim ve diriltileyim!(Bunu ne kadar da çok isterdim)” (Buhari, Temenni, 1)
Hz. Peygamber’in şehitlikle ilgili açıklamaları hadis mecmualarında daha çok cihad bölümünün “fazlü’ş-şehîd-şehitlerin faziletleri” vb. başlıkları altında bir araya getirilmiştir. Bu hadislerde dünyevî amaçla olmayıp yalnız Allah’ın dininin yüceltilmesi için canını feda edenlerin şehid sayıldığı (Buhârî, Cihâd, 15), şehid olan kişinin acı çekmeden öldüğü, kanının ilk damlası yere düştüğü anda kul hakları dışında bütün günahlarının affedildiği, şehidin kabir azabı çekmeyeceği, cennetteki makamını göreceği (Tirmizî, Feżâǿilü’l-cihâd, 26), akrabalarından yetmiş kişiye şefaat edebileceği (Tirmizî, Feżâǿilü’l-cihâd, 25) ve cennete ilk girenlerden olacağı (Müslim, “İmâre”, 143), Allah katında iyi bir mertebeye erişerek ölen kullar içinden sadece şehidlerin dünyaya dönüp tekrar şehid oluncaya kadar Allah’ın dinini yüceltmek isteyeceği (Buhârî, Cihâd, 6, 21) ifade edilmiştir. Öte yandan bazı hadislerde Allah yolunda ölenlerin dışında da şehid sayılacak kişiler bulunduğu, meselâ canı, malı, namusu uğrunda (Ebû Dâvûd, Sünne, 29) yahut veba, kolera gibi bulaşıcı yaygın hastalıklar sebebiyle (Buhârî, “Cihâd”, 30) ölenlere, şehid olmayı arzu edip de yatağında vefat edenlere (Müslim, İmâre, 157) şehid sevabı verileceği, ifade edilmiştir.

Şehitliğin Çeşitleri:

1.Dünya ve âhiret hükümleri bakımından şehid. Allah yolunda savaşırken gayri müslimler tarafından öldürülen veya yaralı halde savaş alanında ölü bulunanlar bu gruba girer. Bu gruba giren şehid yıkanmaz; kanlı elbisesi kefeni sayılır; bu elbise aynı zamanda bir imtiyaz nişanesi ve ibadet eseri kabul edildiğinden üzerindeki kan giderilmez, temiz olmayan başka maddeler ise temizlenir; şehidin üzerinde silâh, kama, kılıç vb. aletler varsa alınır; palto, ceket, ayakkabı gibi kefen olmaya elverişsiz eşyası çıkarıldıktan sonra kalan elbisesi cesedini örtmeye yetmezse kefeni sünnet ölçüsünde tamamlanır, fazlaysa eksiltilir. Fakihlerin çoğunluğuna göre cünüp iken yahut hayız veya nifas halinde şehid olanlar da yıkanmaz.

2.Sadece dünya hükümleri bakımından şehid. Kalbinde nifak bulunmakla birlikte müslümanların saflarında yer aldığı sırada düşman tarafından öldürülen kişi sadece dünya hükümleri itibariyle şehid sayılır. Savaştan kaçarken veya ganimet, gösteriş vb. dünyevî amaçlarla savaşırken öldürülen kişiler de böyledir (İbn Âbidîn, II, 252). İç yüzlerini yalnız Allah’ın bildiği bu kişilere dış görünüşleri dikkate alınarak şehid muamelesi yapılır. Fakihler, sırf dünyevî amaçla savaşırken öldürülen kişiye âhirette sevap verilmeyeceğini, hem dünyevî hem uhrevî maksatla savaşırken öldürülen kişiye ise tam şehid kadar olmamakla birlikte âhirette sevap verileceğini söylemişlerdir.

3.Sadece âhiret hükümleri bakımından şehid. Savaşta veya savaş dışında haksız yere öldürülüp yukarıda geçen iki grup kapsamında mütalaa edilmeyen kimseler sadece âhiret hükümleri bakımından şehid sayılır. Hadislerde şehid sayıldığı yahut şehid sevabı verileceği belirtilip dünya hükümleri bakımından şehid hükmü uygulanmayan kişiler de aynı grup içinde yer alır. Yangında, denizde veya göçük altında; veba, kolera, sıtma gibi yaygın ve önlenmesi zor hastalıklar sebebiyle; ilim tahsili yolunda, helâl kazanç uğrunda ölenlerle doğum yaparken veya loğusa iken hayatını kaybeden kadınlar bunların başında gelir. Bazı fakihler bu bağlamda otuz kadar vefat gerekçesi saymış ve kendilerine âhirette derecelerine göre sevap verileceğini söylemişlerdir (İbn Âbidîn, II, 252).

Hz. Peygamber’in Uhud şehidleriyle ilgili uygulaması sebebiyle şehidlerin şehid düştükleri yere defnedilmesi sünnete uygun bulunmakla birlikte şartlar elverişli olmadığında başka yere götürülmelerinde bir sakınca görülmez.

Ayetler, hadisler ve yukarıda verdiğimiz bilgiler ışığında konunun kısa kısa izahı:

-Şehitlik, Allah yolunda hiç çekinmeden canını vermektir.
-Şehitlerin de dereceleri vardır, derecesi en üstün olan düşmanla karşılaşıp öldürülünceye kadar Allah’a sadık kalan, imanı sağlam mü’min kişidir.
-Şehid ameli az da olsa mükafatı çok olan kişidir.
-Şehitler manen diridirler fakat bu idrak üstü canlılığı insanlar anlayamazlar.
-Şehitler şehit olurken bir yandan kendilerine ait maddi ve manevi değerleri korurken, diğer yandan insanların onur ve haysiyetlerini koruyan evrensel değerleri korur.
-Zulme maruz kalarak haksız yere öldürülen masum insanlar da şehit hükmündedir.
-Can, mal, ırz ve namus müdafaası için ölen de şehiddir.
-Şehit kendisini Allah’a adayan kimsedir
-Hz.Ömer(R.Anh) Efendimiz: “ Allahım! dileğim senin yolunda şehit olmak ve Resulünün memleketinde ölmektir.” Buyurmuşlardır.
Hasılı: Şehitlik, zaten ölümlü olan insanın yüce değerlerin yaşatılması uğruna ve sırf Allah rızasını kazanmak amacıyla canını Allaha satmasıdır.
Kıymetli okurlarım, memleketimizin değişik yerlerinde şehadet şerbetini içen kardeşlerimizin şefaatına Cenab-ı Hak bizleri nail eylesin. Aynı acıları tekraren yaşamamak için cümlemize akıl ve izan versin, Amin.
Not:Bu yazı hazırlanırken temel kaynak olarak TDV İslam Ansiklopedisinden faydalanılmıştır.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle