YAZARLAR

Efe Halil

İslam’da Dua Ve Önemi

Dua:Kulun bütün benliğiyle yüce yaratana yönelerek ondan istek ve dilekte bulunması anlamında dinî terim ve bu amaçla icra edilen bir ibadet şekli.

Dua kelimesi sözlükte, “çağırmak, seslenmek, istemek; yardım talep etmek” manalara gelmektedir. İslâm literatüründe ise Allah’ın yüceliği karşısında kulun aczini itiraf etmesini, sevgi ve tâzim duyguları içinde lutuf ve yardımını dilemesini ifade eder.

Duanın ana hedefi insanın Allah’a halini arzetmesi ve O’na niyazda bulunması olduğuna göre dua kul ile Allah arasında bir diyalog anlamı taşır. Bunun gerçekleşmesi için önce Allah insanı kendi varlığından haberdar etmiş, insan da varlığını benimsediği bu yüce kudret karşısında duyduğu saygı ve ümit hisleri sebebiyle kendisinden daha üstün olanla irtibat ihtiyacını duymuştur. Dua böyle bir irtibat neticesinde insanın bir taraftan kendi ihtiyaç ve eksiklerinin telâfisini, diğer taraftan daha mükemmele ulaşmasını hedefleyen bir diyalog vasıtasıdır. Bir başka söyleyişle dua sınırlı, sonlu ve âciz olan varlığın sınırsız ve sonsuz kudret sahibi ile kurduğu bir köprüdür. Bu sebeple insan tarihin hiçbir döneminde duadan uzak kalmamıştır.(TDV İslam Ansiklopedisi Dua Maddesi)

Konuyla ilgili bazı ayet ve hadis meallerini verelim:

AYETLER:

1-“Rabbinize yalvara yalvara ve gizlice dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez.” (Araf 7/ 55)
2-“Düzeltildikten sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. O'na, (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Muhakkak ki Allah'ın rahmeti, iyilik edenlere çok yakındır.” (Araf 7/ 56)
3-“Sabah akşam demeden, kendi içinden, korkarak ve yalvararak, yüksek olmayan bir sesle Rabbini an ve gafillerden olma.” (Araf 7 /205)
4-“Gerçek dua O'nadır. O'nun dışında yalvarıp durdukları ise onlara hiçbir şeyle cevap veremezler. Onlar olsa olsa ağzına su gelsin diye iki avucunu açana benzer ki, o, ona gelmez. Kâfirlerin duası hep boşa çıkar.” (Ra'd 13/ 14)
5-“Onların yanları yataklardan uzaklaşır, korku ve ümid içinde Rablerine dua ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan da Allah için harcarlar.” (Secde 32/16)
6- “Halbuki Rabbiniz:Bana yalvarın, dua edin ki size karşılık vereyim. Çünkü bana ibadet etmekten kibirlenip yüz çevirenler yarın horlanmış olarak cehenneme gireceklerdir.” (Mü'min 40/60)
7-“İnsan, hayrın gelmesine dua ettiği gibi kötülüğün gelmesine de dua eder. İnsan pek acelecidir.” (İsra 17/11)
8-“(Resulüm) De ki:Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin.” (Furkan, 25/77)
9-“Onlar(takva sahipleri) seher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi.” (Zariyat, 51/18)

HADİSLER:

1-Allah Resulüne hangi dua daha kabule şayandır, diye sorulduğunda, Efendimiz(sav) “Gece yarısından sonra ve farz namazların arkasından yapılan dualar” diye cevap verdiler.(Tirmizi, Deavat, 79)
2-Hz. Ömer Efendimiz(R.Anh) umreye gitmek için Peygamber(sav) Efendimizden izin istedi.Hz.Peygamber de kendisine izin verdi ve şöyle dedi: “Kardeşim! Duana bizi de ortak et, bizi unutma.” Buyurdular.(İbn-i Mace, Menasik, 5)
3-Resulullah (sav) Cuma gününden bahsederek şöyle buyurmuştur: “Onda (Cuma gününde) öyle bir an vardır ki, şayet bir Müslüman namaz kılarken o ana rastlar da Allah’tan bir şey isterse Allah, ona dilediğini mutlaka verir.” (Müslim, Cuma, 13)
4-“Allah’ım! Gazabından rızana, cezandan affına sığınırım.Senden sana sığınırım.Sana tüm övgüleri saysam yine de bitiremem.Sen kendini nasıl övdüysen öylesin.” (Müslim, Salat, 222)
5-“Allah her gece, gecenin ilk üçte biri geçtiğinde dünya semasına iner (rahmet nazarıyle bakar) ve ‘Melik benim!, Melik benim! Var mı bana dua eden, onun duasını kabul edeyim. Var mı benden isteyen, istediğini vereyim.Ver mı benden mağfiret dileyen , onu affedeyim.’ Buyurur, ve bu hal tan yerinin ağarmasına kadar devam eder.” (Müslim, Müsafirin, 169)
6-“Allahım sen affedicisin, affı seversin, beni affet.” (Tirmizi, Deavat, 84)
7-“Allahım senin kudretinle sabaha çıktık, senin kudretinle akşama gireriz.Senin kudretinle yaşar, senin kudretinle ölürüz…En son dönüşümüz sanadır.” (Tirmizi, Deavat, 13)
8-“Allah Teala katında duadan daha kıymetli bir şey yoktur.” (İbn Mace, Dua, 1)
9-“Allaha kabul edileceğine gerçekten inanarak dua edin.Bilin ki Allah ciddiyetten uzak ve umursamaz bir kalp ile yapılan duaları kabul etmez.” (Tirmizi, Deavat, 65)
10-“(Bir kimse)Dua ettimde karşılık görmedi(kabul olmadı) deyip acele etmediği müddetçe duası karşılık bulur.” Müslim, Zikir, 91

AYET VE HADİSLERİN IŞĞINDA KONUYU ALİMLERİMİZ ŞÖYLE İZAH ETMİŞLER:

-Duâ, bir ibadettir, duâ kulluğun özüdür, duâ Rabbe dönüş ve yönelişin adıdır. Kulluktan bahsedilen bir yerde, duâdan bahsetmemek mümkün değildir. Zaten, Allah (cc) da “Duânız olmazsa ne ehemmiyetiniz var!” buyurmuyor mu? ve “Duâ edin kabul edeyim” diyen de bizzat kendisi değil mi?
-Duâ, Allah (cc)’la kul arasında kuvvetli bir bağdır. Başka bir ifade ile, kulun düşüncesinin Rabbe takdim edilmesi şeklidir duâ. Kul erişemeyeceği ve iktidarıyla elde edemeyeceği her şeyini, mutlak iktidar sahibi olan Kadîr-i Mutlak’tan ister; işte bu isteğin adıdır duâ. O, helezonlar hâlinde kuldan Rabbe yücelen tatlı bir nağmedir ta arşa kadar…

-Günümüzde, sadece beş vakit namazın veya belli bir kısım ibadetlerin sonuna sıkıştırılarak küçültülen duâ, gerçekte hayatın ve hayat ötesinin en büyük lâzımıdır. Hayatı, duâsız düşünmek mümkün değildir. Yaşadığımız hayat, baştan sona kadar duâdan ibarettir. Duâ, Rıza-i İlâhî’nin şifresi ve cennet yurdunun da anahtarıdır. Yine duâ, “abd”den “Rabbe” yükselen kulluk nişanı, “Rab’den” “abd”e inen rahmet simgesidir. Daha doğrusu o, Allah (cc)’la kul arasında olan münasebetin tam odak noktasıdır.
-Rahmet elinin üzerimizde dolaşması, duâ sayesindedir. Duâ, aynı zamanda gazabın da paratoneridir. Evet, hakkımızda rahmeti ve rızayı celp, gazap ve öfkeyi def edecek olan müessir bir ubudiyettir duâ. Çok defa beşer imkânının tükendiği noktada duâ şuuru başlar. Haddizatında, ona başlangıç ve bitiş noktası tesbit etmek, ya yoktur veya imkansızdır. Çünkü, duâdan müstağni olacak bir ânı yoktur insanın. O hâlde kul, kendisinden tecellileriyle bir ân dur olmayacağı Rabb’ine, duâdan da bir ân dur olmaması lâzımdır. Zira, Rabbin kapısına duâ ile varılır, o kapıda duâ ile konuşurlar ve rahmeti hakkımızda sağnak sağnak celbeden de duadır.

-Duan her zaman duyulur, ama ihtiyacın kadar verilir. Sonrası öteki aleme kalır. İhtimal ki her ar¬zunun bu alemde yerine gelmeyişi bir hikmet ica¬bı ve senin hayrın olmaktadır. Sonra her olan şey, Allah'ın kaza ve kaderine uygundur.
-Arzun yerine gelmeyince Hakkı itham etme, suçlama!.. Kabul olmadı, diye ümitsizliğe de düşme.. Daima dua et. Karın olmazsa bile zarar da etmezsin. Hemen ol¬masa bile bir zaman sonra olur.

-Bir Hadis-i Şerifte şöyle buyuruluyor: "Kıyamet günü hesap defterinde insan, yaptığı ibadet haricinde birçok iyilik bulur. Bunları bile¬mez, sorar; ona şöyle denir: "Bunlar dünyada kabul olunmayan duaların karşılığıdır. Kader-i İlahı icabı orada yerine getiril¬medi; fakat sana mükafat olarak burada veriliyor."

-En azından halin, zikir olmalı. İhtiyacını ona aç! Başkasına bir şey deme!.. Onu tevhid ederek her derdini arzet. Başkasına bir şey söyleme!.. Duanın kabul edilmesi işini Allah'a bırak. Sebepleri de onun için gör!..

-Tekrar hatırlatmak yerinde olacak.. Sana iki yol¬dan başka yol yoktur ve olmaz.. Gecen de gündü¬zün de aynı.. Sağlığın da hastalığın da öyle.. Dar¬lık olsun genişlik olsun değişmez. Ki o, dua ve sa¬bırdır.

KISSADAN HİSSE: “ EN MAKBUL DUA”

-En makbul dua, haberiniz olmadan sizin için yapılan duadır?
-Vezirin biri daha uzun seneler yaşamasını istediği padişah için dua ettirmek istiyormuş. Makbul duanın arkadan habersiz yapılan dua olduğunu bildiğinden bunu nasıl temin edeceğini düşünüp dururken aklına gelen fikri hemen tatbik safhasına koymuş.
Ülkenin ihtiyaç sahiplerini çağırmış, onlara bol miktarda ödünç para vermiş, verdiği bu borç paranın ödeme günü olarak sultanın ölüm gününü göstermiş.
-Ne zaman sultan öldü diye bir haber duyarsanız işte o gün parayı getireceksiniz, ödeme gününüz sultanın ölüm günü, demiş.
Bunu duyan padişah çok kızmış, sadık sandığı vezirinin böyle bir kötülük yapacağını sanmadığından çağırıp sormuş:
- Sen benim bir an evvel ölmemi mi istiyorsun?

Vezir şöyle cevap vermiş:
- Hayır sultanım! Tam aksine, çok uzun yaşamanı istiyorum. Bunun içinde haberin olmadan senin uzun ömürlü olmana dua ettiriyorum. Zira borçlular parayı daha geç ödemek için senin daha geç ölmeni, yani uzun ömürlü olmanı isteyecekler!
-Sultan buna çok sevinmiş, gerçekten de yapılan dualar tesirini göstermiş, uzun zaman ülkeyi huzur içinde idare etmiş.

ÖZETLERSEK:
Sen Rabbına yalvardıkça O'na yaklaşmış olursun. O'na yalvardıkça yakla¬şırsın. Allah'ın emirlerini tut. Senin yalvarmak hakkındır; ayrıca bir vazifedir. Hakka tazarru ve niyaz ettikçe, bu vazifeyi yerine getirmiş olursun.
Sakın dualarına yanlış bir şey girmesin. Bu mü¬him vazifeyi Hakk'a imanla yap!.. Duanı aziz bir yolcuyu uğurlar gibi yap. Çünkü dua Hak katında bir yer hazırlar; elçilik yapar.
Kıymetli okurlarım gelecek hafta me’sur dualardan örnekler sunacağım inşallah.Selam ve dua ile.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle