Son DakikaGÜNCEL - İletişim Bilgilerimiz Güncellendi

YAZARLAR

E. Ekrem ATA

İmam-ı Mâlik ve Mezhebi (3)

İmam-ı Mâlik b. Enes (ra) genel kabule göre Hicri 93 yılında Medine’de doğmuş, orada yaşamış ve orada da vefat etmiştir. Hazreti imam Medine'den hiç ayrılmamıştır. 

İmam-ı Mâlik'in soyu aslen Yemen’e dayanmaktadır. Zamanın Yemen valisinin zulmünden kaçan dedesi Medine’ye hicret etmiştir. İbni Hacer el-Askalâni el-İsâbe isimli meşhur eserinde dedesi Mâlik ibni Ebi Amir’i sahabe-i kirâm arasında zikretmiştir. Daha başka kaynaklarda Ebu Amir’in (ra) Bedir savaşı haricindeki savaşlara katıldığı da bildirilmektedir.

Hep Medine'de yaşamış, hatta Ahmed bin Hanbel ve İmam-ı Şafii gibi ilim için farklı İslam beldelerine seferler tertip etmemiştir; bunda da onun, İslâmı doğru olarak öğrenebileceği ilim adamlarını Medine’de bulabilmesi önemli rol oynamıştır. Daha çok küçük yaşlarda Kur’ân-ı Kerim’i ezberleyerek hıfzını tamamlamıştır. Kur’ân’ı ezberledikten sonra hadis ezberine koyulmuş ve bunun için birçok alimden hadis dersi almıştır.

Büyük sahabelerin yetiştirmiş olduğu meşhur Medineli yedi fakihten ders aldığı gibi, hocaları arasında onun hem dünyevî hem de uhrevî hayatında büyük tesiri olan Hazreti Ömer’in oğlu Abdullah’ın (ra) azadlı kölesi Nâfi Mevlâ ibni Ömer, Abdurrahman bin Hürmüz ve İbni Şihâb ez-Zührî’yi sayabiliriz. İmam-ı Mâlik fıkıh ilmini de Hocası Rebîa ibni Abdurrahman’dan almıştır. Hz İmam aynı zamanda Cafer-i Sâdık’ın (ra) da derslerini kaçırmamıştır. İlmini onlardan almıştır.

İmam-ı Mâlik (ra) Medine’de kaldığı onca zamana rağmen bir kez olsun Peygamberimizin (Sallallâhu aleyhi ve sellem) köyünde bineğe binmemiştir. Kendisine niçin böyle yaptığını soranlara “Rica ederim ben nasıl Allah Rasülü’nün (Sallallâhu aleyhi ve sellem) köyünde merkebe binerim?” diye cevap vermiştir.

İmam-ı Mâlik (ra) hayatı boyunca hep Mescid-i Nebevi’de derslerine devam etmiş, Hazreti Ömer’in (ra) ders anlatırken oturduğu yeri kendisine ders mekanı ittihaz etmiş ve mesken olarak ta Abdullah bin Mesud’un evini mesken tutmuştur.

İmam-ı Mâlik Hazretleri İslâm dünyasında yaygın olan dört mezhepten birisinin imamıdır. Müessisi olduğu Maliki mezhebi daha ziyade Kuzey Afrika,Endülüs ve Mısır'da kabul edilmiş ve yayılmıştır.

Îmâm Malik'e göre Kaynak sıralaması; kitap, sünnet, icma ve kıyas (rey) şeklindedir. Ancak o, âhâd yoldan nakledilen hadisleri, kıyasa ve Medine halkının uygulamasına (amel-i ehl-i Medine) ters düşmemek şartıyla delil kabul eder, yoksa kabul etmezdi. Medine halkının uygulamalarını “yaşayan sünnet” gibi kabul eder ve değer verirdi. Ayrıca fıkhının karakteristik bir özelliği Mesâlih-i mürseley’i dikkate almasıdır.

Mesâlih-i Mürsele'nin istilahî anlamı; hakkında nass, icma ve kıyas gibi emir veya yasak edici şer'î bir delil bulunmayan ve İslâm'ın ruhuna uygun olan maslahatlara göre hüküm vermek veya davranmaktır.

Bunun için Üç şart koşar:

1- Şer'i bir delile aykırı olmamalıdır

2-Akla aykırı değil, yatkın olmalıdır.

3-Verilen hüküm, zarurî bir güçlüğü kaldırmalıdır.

En meşhur eseri el Muvatta ‘dır. Dönemin halifesi bu eserini kanunlaştırmak istemiş fakat o; her şehrin kendi fıkhını oluşturduğunu, fıkhı böyle tek bir kitapta toplamanın hikmetli olmayacağını ve içtihat hürriyetine aykırı olacağını söyleyerek bu teklifi kabul etmemiştir.

Fıkhi görüşleri en büyük talebesi İbn Kasım ile yayılmıştır.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle