YAZARLAR

ATA DURAN

SUSANLARIN VARACAĞI YER NERESİ?

Din insanları dünyada güven, ahirette de bu dünyanın neticesi olan mükâfat ile motive eder. Bugün
Anadolu özelinde ama dünyanın genelinde Müslümanların güven ve mukafaat duygusu can çekişiyor.
İnsanlar, dindaşlarına bakınca geleceğe ve dindaşına hatta bazıları dinine karşı itimat sıkıntısı yaşıyor. Din
harap dindar harabati hale geldi/getirildi. İyilik yapma, hizmet etme duygusu yıkılıyor (!) eğer hala kaldı
ise…. İnsanlar etrafa bakınca hep kötüleri ve kötülükleri görüyor.

İyi, dindar ve hüsnü misal denilenler ya darbeci ya da hırsız olarak anılıyor. İnsanlar denizde ama
kurtuluş için yılana sarılmış, batağa düşen çırpındıkça batıyor. Etraf adeta sahtekâr ve ırz namus
düşmanları ile dolmuş. Kurtuluş, Allahtan acil bir inayetle gelmezse bu dünyadaki an itibari ile var olan
varlıklarla kurtuluş ümidi yok gibi… dindar denen varlılar kırk yıllık Malezya’daki malum iktidar gibi
arkasından sadece hırsızlık ve dolandırıcılık bırakıyor. İnsanlar kime bakıp hakkı ve gerçeği görecek ve
kabul edecek. Bugünkü dünyada insanlara bakınca doğru yok, insanlık denen şey ancak tarihin içindeki
hikâye ve hatıralarda kalmış. Gözler doğruyu ve doğruluğu göremiyor.

Kurtuluş için, insanlığın hayrına, vatan millet Sakarya diye çalışan ya yok oldu yada yok ediliyor. Dindar
bir nesil için yola çıkan insanımız bırakalım gelecek nesli an itibarı ile var olan insanını da kaybediliyor.
Çözüm sunmak suç hatta ihanet gibi algılanıyor. Allah selamet versin Hekimoğlu İsmail’in Minyeli
Abdullah’ını yazdığı zamana geri döndük. İnsanımız konuşurken, misal verirken korkarak, zaman ve
mekanı çarpıtarak, bin düşünerek konuşuyor. Bu gidiş nereye? dere tepe yuvarlanıyoruz, bir anlamsız
kavganın neticesi bırakın dünya adına kazanımları ahirete ait de bir şeyimiz kalmıyor.

Aklı selim düşünen, salih insanlar devreye giremiyor. Dünyadaki tüm Müslümanlar adeta sükut orucu
tutuyor. Şu nurlu sözün muhatabı aranıyor. “Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin eğer
buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en
zayıf derecesidir.” Yine geleneğimizde var olan ; “Hakkı söylemeyen, haksızlık karşısında suskun kalan
dilsiz şeytandır.” Bu ve benzeri bir çok ifade kimlere hitap ediyor merak ediyorum.

Kemali adem, ahlak ,edep, adalet ve saygı iledir. Haksızlığa, zulme, fuhşiyat ve bağiyata susanlar,
hakikati öbür alemde bile söyleyemezler. Bu dünya konuşma, uyarma, doğrulma ve doğrultma yeri… vakti
olan, cesaret bulan ve imanı elveren konuşmalı. Bu cadde çıkmaz sokak durun ey insanlar doğru yol
Ebuzer gibi haykırmada yoksa din ve dünya treni kaçıyor demeli.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle