YAZARLAR

ATA DURAN

Sığınmacı müslümanlar

Her kes başını ellerinin arasına alıp düşününce kim kimi suçlu buluyor bilmiyorum. Ama ben her suçun altında ulemayı ve onların yanlarındaki insanları görüyorum.

Müslüman dünya örneklerini kendi peygamberinden vererek delillendirmeyi, doğru ve yanlışını tesbit etmeyi tercih ederek yaşamayı öğrendi/öğretildi. Sahabenin sığındığı, dayandığı örnek Hz. Peygamberdi. Ashabı suffa da Hz. Peygamber’in en yakın ve sık beraber olduğu talebeleri idi. Nerde ise yedikleri içtikleri beraber olan bir hayatı paylaşıyorlardı. Böylesine bir murakabe altında olmak bir insan için zorlu bir hayat. Ama insanlığa örnek olan olarak gönderilen bir Peygamber olunca Medine hayatını başından sonuna kadar mescitte, bu murakabe ve medrese hayatı içinde tamamladı.

Bu günün alimlerinin böyle bir hayatı teolojik anlayışları içinde normal ve yaşanabilir kabul edeceklerine emin değilim. Ama sosyal hayat örneklerini önünde göremeyince yaşam zorlaşıyor. Sadece İslami hayatı yaşamak için de değil dünyayı başarılı yaşamak içinde iyi örnekler şart. batıdaki başarılı üniversitelerde en çok çalışanlar hocalar ve onlara yakın olan yardımcıları. Adeta başarılı hocalar asistanlarından daha çok öğrenmeye, bilgiye ihytiyaç duyuyor havasındalar. Hocaların bu çalışma temposu alta doğru herkese sirayet ediyor ve neticede bu gün ki başarılı batı ve zengin toplumlar ortaya çıkıyor.

Aslında asrı saadet dediğimiz hz. Peygamber dönemi de örneklemesi peygamberin hali olduğu için islam ve toplumu oluşmuştu. Bu gün ki islam dünyası ise örneklerini kaybetti. Alimler hale mutabık görüş belirtip gününü kurtarma derdinde. Halk anti demokratik, despot, zalim idareler altında yaşamakta yada birleşmiş milletler verilerine göre batıya sığınma yolları aramakta. Bu gün batıdaki sığınmacıların yüzde doksanı müslüman veya idaresi müslüman olan ülkelerden kaçan insanlardan oluşuyor. Bu Hz. Peygamberin ümmetinin acınacak hali. Peygamberin evlatlığı ve azatlısı olan Zeyd b. Harise var. Rivayetlerde varlıklı Ukaz’lı bir ailenin evladıdır. Bir baskında esir alınıp satılır hz. Hatice onu satın alır ve eşi olan hz. Peygambere hediye eder. Babası izini sürer ve oğullarını bulurlar. Zeyd’in babası oğlunu Resulullahtan ister, o da, eğer gitmek isterse hür olduğunu beyan eder. Fakat Zeyd, babasına gitmeyeceğini, peygamberimizin yanında kalacağını bildirir.

Bu gün islam dünyasındaki kaçışa sebep ülkelerin fakirliği olarak gösterilemez. Afganistan’dan Somali’ye yer altı ve yer üstü zenginlikleri ile göz kamaştıran ülkelerden insanlar kaçıyor. Başlarında adil bir idareci, önlerinde hz. Peygamberi temsil eden rehber alimler yok. İnsanlar hür olmak, insanca dünya hayatını ve dinini yaşamak istiyor, imkan bulamayınca, ölüm veya hapis yatacağıma huzurun olduğu ülkelere gideyim ve yaşayayım tercihinde bulunuyorlar.

Batı dünyası adı ve dini müslüman olmayan idareci ve yönetim biçimlerinden oluşuyor. Ama hayatları eğer inanıyorsak hz. peygamberin getirdiği hakikatlerden oluşuyor. Bu hali oturup adı müslüman alimi olan insanlar düşünmeli ve nerede hata yaptıklarını araştırmalı değil mi? Dindar nesil yetiştirmek için yollara çıkan tüm Islami gruplar nerde hata yaptık/yapıyoruz demesi gerekmez mi?

Kendini tarihinden ve değerlerinden soyutlamış nesiller yetişiyor. Çünkü önlerinde Hz. Peygamberin ahlakını ahlak edinmiş “büyükleri” göremiyorlar. Önlerinde her fırsatta birilerinin gıybetini yapan, her daim ağzından ona buna hakaretler savurup lanetleyen büyükler olunca Hz. Zeyd gibi nesiller yetişemez oldu. İnsanlık bizi bekliyor diyen tüm iddialı kişilere bu gün bakınca iyi ki insanlığın başında bunlar yok diyor tüm aklı başında olan insanlar. Çünkü insanlık ihtiyacı olan dünya adına doğruyu ve en iyiyi bulmuş durumda, ahiret adına iyiyi gösteren bir iyi yaşantı görmeyen insanlar dinsizliğe ve deizme kayıyor.
Bu acınacak halde azcıkta olsa sorumluluk, haksızlığa, adaletsizliğe, zulme ve hırsızlığa karşı dilsiz kesilen ulemanın olsa gerek.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle