YAZARLAR

ATA DURAN

SEYYİD KUTUB ÖZÜR DİLESE NE OLURDU?

İhvan ve rahmetli Kutup ile alakalı bir şeyler okuyan her insanın aklını aslında bu ve benzeri çok soru meşgul eder. Filistin’in Yahudilerden, Mısır’ın İngilizlerden kurtulması konusunda, Hasan El-Benna, S. Kutup, Abdülnasır ve beraber oldukları tüm arkadaşları ve Dünyadaki münevverler hem fikirdiler.

Aynı dönemdeki kanaat önderleri nerde ise hepsi Mısır’ın fakir bir köyünde, çok nüfuslu bir ailede yokluk ve sıkıntı içerisinde büyümüş, üniversite çağına yaklaşırken kendilerini bir şekilde Kahire’ye atmış idealist birer Mısır sevdalısı idiler. Ama imkanlar artıp, makamlar yükseldikçe fikirler ayrılıp, gerçek karakterler ortaya çıkmaya başlamış, zafiyetler, insani olan ihtiraslar devreye girmiş, merhum Akif’in “Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!” dediği gibi, değişen ve gelişen şartlar insanı yola çıktıklarından ayrıştırır hale gelince, bahaneler ve acımasızlıklar devreye girmiş.

Aslında Mısır’daki ihtilalin kahramanlarından Muhammet Necip’le Abdülnasır ikisi de ölünceye kadar ilk günkü kanaatlerinde ve ideallerinde çok fazla bir değişiklik olmadan öldüler. Ama daha ihtilalden altı geçmeden anlaşmazlık başladı ve bir yıl sonra Necip, başkanlığı bırakmak zorunda kaldı ve kahrından ölünceye kadarda ev hapsinde tutuldu. Yakın tarih ve ikisinin dostu olan kişiler çözülüp, sulha varılamayacak çok büyük bir ihtilaftan bahsetmezler. Ama Necip istifa etmek zorunda kalmış ve ev hapsine mahkûm edilmiştir.

Seyyit Kutup ve Abdülnasır arasındaki ayırıcı ihtilafın Mısır’ın anayasası hazırlanırken neye göre ve kim hazırlasın ihtilafı çıkmış ve sonuçta ihvanın tüm fert ve kurumları kapatılıp hapse konmuşlar ve Seyyit Kutup da idam edilmiştir. Bu ihtilaf çözülme imkânı olmayan bir ihtilaf mı idi ki bu zulümler ihvana reva görüldü? Aslında her iki tarafta bu basit ihtilafı çözecek zekaya ve kabiliyete fazlası ile sahipti. Ama şartlar döğüşerek ayrışmayı ve bir tarafın diğerini yok etmesini gerektiriyordu. Mısır iki organize güç için küçüktü ve biri diğerini yok etmeli idi, güçlü olan kardeş etrafını yedi.

Uzun yıllar hasta ve yaşlı halde hapis yatan Seyyit Kutup’a özür dilerse affedileceğine dair söz veren ve tek talebi özür olan Abdülnasır, ihtilali beraber yaptığı ve halka güven ve kararlılık veren, kral Faruk’a bile o varsa iş bitmiştir deyip karşı koyma mukavemetini kırdıran M. Necip’i bile ev hapsinde öldüren lider, Kutub özür dilerse ne yapardı?

En iyi ihtimalle ev hapsine koyar ve ihvanın mallarına peyder pey el koyar ve yine onlarla mücadeleye devam ederdi çünkü bu günkü şark kültürü kardeşlerin paylaşmasına değil devletin ve milletin bekası için güçlünün öldürmesine müsait.

Özür dilerse belki ecel biraz gecikirdi ama bu gün yeryüzünde ne Seyyit Kutup hayırla anılırdı ne de İhvan diye bir cemaat var olurdu. Evet musibet kötü, yaşanırken zamanı uzun, sabrı ve tahammülü zor, çünkü musibet… ama ebedi varlık ve mutluluk için de sebat ve sabır şart. Nasır "Seyit Kutup özür dilesin çıkaralım." deyince "Bir mümin münafıktan özür dilemez" diyen tarihe altın harflerle yazıldı. Hapislere Müslümanları dolduranlar ise cehennem zebanilerine emanet….

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle