Son DakikaGÜNCEL - İletişim Bilgilerimiz Güncellendi

YAZARLAR

ATA DURAN

Şark toplumunun bir ahlak ölçüsü kaldı mı?

Batı, her işi kuralına göre ayarlamış, gizlisi saklısı olmayan, sistemin ve hukukun öne çıktığı bir toplum. Batıda kişilerin kutsallığı kalkmış, caddelerde kişilerin, liderlerin resimleri yok. Seçimlerinde büyük meydanlar mitinglerle doldurulmuyor. Birçok batı devletinde düzgün bir yer altı zenginliği yok. Ama zenginler, huzurlular ve mutlular. Aç insan yok. Sokaklarında dilenciler dolaşmıyor. İnsanlar hukuk önünde eşit. Kimsenin bir torpil ya da hamili kart beklentisi yok. Sistem herkesi eşit kabul ediyor.

Buna mukabil şark toplumlarında hukuk kişilere göre şekilleniyor, caddeler liderlerin vs. insanların resimleri ile dolu. Can güvenliği yok, hırsızlarla, mafyalarla devlet adeta anlaşmış, ölen ölüyor, gasp edilen mallar gasp ediliyor ama hesabı sorulamıyor. Sokakları dilencilerle dolu. İnsanlar açlıktan ölüyor. Kadınlar kendini pazarlıyor. Gençler küfüvden ziyade zenginleri evlilikte tercih ediyor. Şarkın nerde ise tüm ülkelerinde yeraltı ve yer üstü zenginlikleri kendilerini değil dünyayı doyuracak kadar fazla.

Çoğunluğu hırsız kızım Fatıma da olsa elini keserim diyen bir peygamberin dinine mensup şark toplumları adaleti ve sosyal devlet olup hak ve hukukla insanına hizmet etmeyi öncelemiyor. Eline gücü alan güçsüzü eziyor, zulmediyor. Haklı sadece güçlü ve zengin olanlar. Ziya paşanın dediği;

Diyar-ı küfrü gezdim beldeler kâşaneler gördüm
Dolaştım mülk-i islamı bütün viraneler gördüm.

Adalet olmayınca, sosyal huzur yakalanamıyor. İnsanlar mutsuz olunca hasta oluyor, hırsız oluyor. Din ve kültür sadece ismen var oluyor. İnsanlar dine, kültüre ölümlerde ve düğünlerde ihtiyaç hissediyor.

Batıda da her ülkede kiliseler dolu değil ama onları doğru olmaya, çalışmaya zorlayan bir alt yapı oluşturmuşlar. Asırlar boyu felsefeden, matematiğe ve her tür ilme yatırım yapmış insanları yetiştirmişler. İnsanlarına sosyal hizmetleri doğusundan batısına eşit ve adil olarak götürmüşler. Taşra denen şeyi toplumlarında yok edince, batıda ülkeler bir baştan diğerine eşit hale gelmiş. İş ve aş için “gurbeti” kaldırmışlar. İnsanlar genel olarak isteyip sevdikleri işi kendi doğup büyüdükleri yerlerde buluyorlar. Dedeleri babaları ile aynı ortamları paylaşarak ömürlerini tamamlıyorlar. Kimsenin kara gün için, çocukları için para biriktirme dertleri yok. Çünkü herkes gelecekten emin, devlet varsa ve yaşarsa ben de yaşarım endişeye gerek yok inancında. İnsanın çalışabileceği asgari zaman kadar çalışıyor.

Şarkta da mescitler, kiliseler dolu değil ama insanlar mutaassıp ve muhafazakâr. Dindar değil ama dini savunuyorlar. Savundukları dinin rağmına hırsızlığı, hukuksuzluğu, meşru görüyorlar. Kimse kimseye ve devlete güvenemiyor. Onun için herkes yarınından tedirgin. Kara gün için para biriktiriyor. Tatil yapamıyor, dinlenemiyor. İnsanlığını zorlayacak kadar çok çalışıyorlar. Mutsuz insanlar, mutsuz aileleri ve mutsuz toplumları oluşturuyorlar. Sonuçta ortaya, Suriye, Irak, Yemen ve Türkiye gibi terörle yatıp kalkan ve insan ölümlerini şehit diye kutsayan toplumlar çıkıyor.

Tüm şark, kendini düzeltip ıslah edeceğine batının yıkılmasını bekliyor. Batının değerlerini benimseyip yaşayacağına kendi geçmişi ile avunuyor. Ama hamaset, uyuşturucu gibi devamlı bir mutluluk vermediği gibi huzurlu bir toplumda oluşturmuyor. Sandıklar seçimler gelip gidiyor ama insanı insanlık değerlerine çıkaramayınca, el kaideden, işide ondan daha nice derin problemlere çözüm bulunamıyor. Çünkü sorun insan kalitesinde. Kitaplardaki değerler kafalarda hayat haline gelmedikçe Şark toplumunun kurtuluşu olamaz.

Yorumlar

Mesajınız başarıyla eklendi. Yeni yorum yazın.

Daha eskileri yükle